25 Şubat 2015 Çarşamba

Yeniden Sev !

"Ben istemediğim sürece bana zarar veremezsin. Sen benim içimde büyüteceğim "çocuğum" olacaksın.
Şimdiden çocuk, şimdiden özür diliyorum senden. 
Seni sevdiğim, sana kötü davrandığım ve davranacağım için... "

  Bir erkeğin benden bu denli korkacağını hiç düşünmezdim. Benim sinirli bir anımda yazdığım, nefretimi kustuğum cümleler onu korkutmuştu.
Gece..
  Aylarca konuşmadık Geceyle. Birbirimizi görmezden geldik sürekli. Hayatımda olduğu sürece "çocuk" deyip duruyordum ona. Hala aynı düşünüyordum gerçi. 
Yüzünü gördüğüm her an kahroldum. İçimde ona karşı ne var bunca zamandır çözemedim. 
  Bir insan aynı anda kaç kişiye karşı bir şeyler hissedebilir ? Ben hissediyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama yapıyorum işte. 
Önceleri; en yakın arkadaşımın sevdiği bebeydi. Tüm bu olaylar olurken, ben arkadaşımla Gecenin arasında çöpçatanlık yaparken bir bakmışım gereğinden fazla yaklaşmışız bu salakla. 
Allah'ım neden hayatıma giren erkeklerin hepsi sorunlu ? Neden bir tane bile doğru düzgün birisini bulamıyorum ?!!!
  Son zamanlarda can sıkıntısından sosyal ağlardan birisinde takılıyordum. Aklımın ucundan bile geçmezdi Geceyle bu şekilde konuşacağımız, barışacağımız. 
Şansa karşıma çıktı salak. Rahat durur muyum (asla duramam rahat batıyor) mesaj attım hemen. Tabii, o benim kim olduğumu bilmiyor, anonim olarak yazıyorum yani. Tam stalker kafası arkdşlr.....

  Ama n'apıyım, ben bu çocukta bunu seviyorum. Onunla birlikte olduğum zamanda ki eğlencede burada zaten. Düşünmüyoruz hiçbir şeyi. Bilmiyorum, tarif edemediğim bir şekilde ilgimi çekiyor bu salak. Hiçbir türlü güven vermiyor, zerre güvenmiyorum hatta ama yanımda istiyorum onu sadece. Kendimi bu kadar açtığım, beni çok iyi tanıyan sayılı adamlardan birisiydi Gece. 
  Benimle olmadığı zamanların çok zor geçtiğini anlattı oda. Benimle ilgili duyduklarını, ona kötü şeyler yapacağımı (görende diyecek mafya falanım) ve yakın bir arkadaşımla öpüştüğünü anlattı.

Şimdi biraz flashback yapıp olayları özetliyorum. 
  Gece, beni bırakıp benim yakın bir arkadaşımla yakınlaştı. Yani benim bir başkasına yaptığımı bir başkası bana yaptı. bkz. "yuva yıkanın yuvası olmaz."
Sonra olaylar büyüdü büyüdü benim tahmin edemeyeceğim yerlere gitti. Burada işin içine o yakın arkadaşım A ve sonradan sevgili olacağı Gecenin yakın arkadaşı kasıntı velet giriyor. Neyse çocuk yardım etti bana o kadar, böyle bir nickname koymayayım ona ayıp. Mısırlı olsun en iyisi. (Şu takma ad olayını biraz geliştirmem lazım, hiç beceremiyorum.) 
Neysee, olaylar karıştı biraz farkındayım. 

Dönelim günümüze.
  Mısırlı yada A'yı geçelim. Olayın ben ve Gece ile ilgili olan tarafına gelelim. 
Normalde hiç huyum değildir tanımadığım bir numarayı geri aramak ama ekranımda bu sefer kayıtlı olmayan bir numara görünce o an yaptığım tek şey aramak oldu. 
"-Pinky seninle konuşmamız lazım biraz.
 +Sen kimsin lan ?
-Ya Gece ben.
+Ha tamam konuşuruz."
  Beni arayan Gece ama konuşmak isteyen Mısırlıydı. Olayları çözemedim çünkü heyecandan ölüyordum. Akşam buluşma saatine yakın dahada bir kötü oldum. Ne yapacağımı şaşırdım, nereye gideceğimi. Birde kakam geldi heyecanlanınca. Normalde çişim gelirdi heyecanlandığımda ama nasıl hissettiysem o an kakam geldi.
  Yanlarına gittiğimde hepsi beni bekliyordu. Oturduk bir yere, o ana kadar konu ben ve Gece sanıyordum ama değilmiş. 
Yanlarına gidene kadar Gece'nin bana ilanı aşk edeceğine kendimi inandırmış hatta Benimkiyle nasıl ayrılacağımı düşünüyordum. 
Sonra Mısırlı konuşmaya başladı, A ile yaşadıklarını anlattı, benim ne bildiğimi sordu. Anlattı da anlattı sürekli. Sonra yalan söyleyenin aslında Gece değilde A olduğunu öğrendim. İşler iyice boka sardı.

O sırada Gecede bir şeyler anlatıyordu ama ben onu izlemekten ne söylediğini hiç dinlemedim. Sahi ne dedi acaba ? 
Allah'ım ya beni sevdiğini söylediyse, bende onu takmayınca aşkını kalbine gömmeye karar verdiyse. Başlamadan bitti bu da yine. Ya benim hayatım neden böyleeeeğğğğ ??


  Neyse tamam kendime geleyim. Yanlarından ayrılıp Benimkinin yanına gittim. Geceyle sarıldık. 
Yol boyunca düşündüm. Benimkinin (buna da başka bir takma ad lazım) yanına gittim yine düşündüm. Aynı anda iki farklı insana bir şeyler hissediyordum. Ve sorunda Gecenin diğerinden haberinin olmasıydı. Haliyle sevgilim olduğunu bildiği için uzak duruyordu benden. 
  Birkaç saat sonra Mısırlıyla konuşmaya karar verdim. Hem Gecenin yakını, hemde beni anlayacak bir insan çünkü. 
Bana beklememi, elimdekini kaybetmemem gerektiğini, Gecenin hareketlerine göre zamanla neler yapmam gerektiğine karar vermemi söyledi. Mecburen zamana bırakıp, bekleme moduna geçiyorum.

  Birde aylardır kavga etmemize rağmen şuan Benimkiyle çok iyi olmamızda cabası. Çocuğu biraz hırpaladığım için oldu sanırım. Alt tarafı yüzüne kabloyla vurdum birde tırnaklarımı geçirdim pek bir şey yok. 
Bunları yazmamış olsaydım bu kadar iyi idrak edemezdim, bu kadar rahatlayamazdım.
  
Elde ne var peki ?

Benimki ; 1
Gece ; 1
  
Neden bu kadar karıştı ki olaylar. Neden iki erkek arasında seçim yapmak zorunda kalacak duruma geldim ki ? En iyisi ortada hiçbir şey yokken kendi kendime gelin güvey olmayayım. Neler olacağını yine, yeniden zaman göstersin bana. 
Bonz bu hallerimi görse ağlardı kesin. 
Of birde o nerden çıktı şimdi !!
Kalbim bir yasak aşkı daha kaldıramaz ! 

Hayır Geceyle öpüşmeyeceğim...


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

8 Şubat 2015 Pazar

ay parçası...

Kimse böyle hissettirmedi be adam.
Hiç böyle gülmedim.
Hiç böyle meraklanmadım.
Hiçbir duyguyu bu kadar iliklerime kadar hissetmedim.
Ahh, kimse böyle hissettirmedi be adam.


  Dün gece çok ağladım. Aradım bulamadım. Körolası çöpçüleeeeer...
Yok bu değildi. Pardon.
Yastığa başımı koyar koymaz ağlamaya başladım dün gece. Neden, kime, neye ağladığımı bilmeden. Dur bir çay alıyım kendime, en demlisinden. Hehh oldu..
  Bazen olur ya böyle ağlarsın sadece, sen istemeden gözyaşların akar yanaklarına. Uykuya dalmışım sonra. En güzel duygu bu belkide; ağlayarak uykuya dalmak. Mazoşist miyim acaba ?
  
  Sabah ilk defa sövmeden uyandım. Ne zaman erken uyansam, her şeye söverim çünkü. Bu defa yapmadım. Yatakta oturdum birkaç dakika, etrafı izledim. Odam berbat bir haldeydi, yahu bir insan bu kadar dağınık olmayı nasıl başarır? Savaş alanı gibiymiş meğer. Bilgisayar masasında bile kıyafetim var çüşşş yani.
Ağlamaktan bütün makyajım yastığa akmış. İlk işim saçımı toplamak oldu, ki bu hayatımda asla yapmadığım bir şeydir. En sevmediğim şey saçımı toplamak. Neden direk saçımı topladığımı hala düşünüyorum da bulamadım bir cevap. 
  Aklımdan saçma sapan, alakasız bin tane şey geçti. Hani o kağıt toplayan abiler, amcalar varya onlar geldi aklıma. Geçen araba sürerken bir tanesi önümde duruyordu öyle, korna çaldım bana baktı. Ama o kadar hüzünlü baktı ki neredeyse ağlayacaktım. O geldi aklıma, kendimden utandım. Sonra bir keresinde otobüsteydim şoför kızmıştı onlardan birisine "yoldan çık lan araba geliyor diye" oda aynı hüzünle bakıp ilerlemişti. Şoföre sinir oldum birde sabah sabah. 
Hayır hayır sövmedim, bugün hiç sövmüyorum.
Art arda sigara yakıyorum niye böyle oldum ki ben ?
  Bugün sevgilime seni seviyorum demedim. Uzun bir zamandır demiyorum zaten. Demek istemiyorum belkide. İçimden gelmiyor ki.

.

  Sonra onu düşündüm. Belki hiç onun umurunda bile değildim ama düşündüm ben. Her şeyi anlatmamı, beni anlamasını, bana söylediklerini. En çokta "ay parçası"nı düşündüm. Ne güzel dedi öyle. 
Hele ki onu bu denli düşünmem yok mu..
Sadece tek bir şey var aklımda;
  Nasıl bir şey bu adam be. İyi ki gelmiş ulan...

( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

5 Şubat 2015 Perşembe

Yürek...

  "Yolundan dönme, aldırma dumanlara..."

  Mesleğimden dolayı türlü türlü insanla karşılaştım. Sanırım insanların kuaförlere karşı bir sempatisi var. Delisi mi dersin orospusu mu dersin...
Birçok insan gelip sıkıntılarını anlatıp deşarj oluyor. Onları dinleye dinleye kafa kalmıyor tabi bizde.
  Farklı hikayeleri olan bir sürü insan tanıdım. Kimine yardım etmeye çalıştım kimine ise yapılacak hiçbir şey yoktu, sadece uzaktan izledim.

   Sırf sevgilisini elinde tutabilmek için onunla yatmış bir kız. İçinde olanları o kadar iyi anlıyorum ki. Ne o benim hikayemi biliyor ne ben onun. En azından o öyle sanıyor. Bir gün ettikleri kavgayı bana anlatırken, sanırım görmemem gereken bir mesaj gördüm. Sevgilisine ondan başka kimseyle yatmadığını söylüyordu. Galiba çoğu erkek böyle ben istediğimi yaparım ama karşımdakinin hayatında benden başka kimse olmasın. Bu konuyla ilgili pek bir şey söylemek istemiyorum açıkçası. Üstü kabuk tutmamış bir yaram var bununla ilgili çünkü.
  Geçen gün makyaj yaptırdı bana. "Sinemaya gideceğim seansa yetişmem lazım" dedi ama yalan olduğunu biliyordum. Zaten ağzıyla bana "arnavutla yatmaya gidiyorum" diyecek hali yok. Belki o amaçla gitmiyordu amacı sadece o piçi görmekti bilmiyorum. Onun gecesi mesaj attı; "arnavut gözlerime bayıldı çok teşekkür ederim yaptığın için" dedi. Kızın gözüne taktığım kirpikleri, yaptığım makyajı o piçin beğenmesi bile ne kadar mutlu etmişti onu. Sevindim onun adına. "Bir işe yaradım baksana" dedim. Onu çok iyi anlıyorum. Diyecek bir şeyim yok. Kilitleniyorum böyle bir konuda çünkü. Hatırlıyorum o şekilde kendimi, bakkala giderken süslenirdim sırf Bonz görecek diye. Ahh bu sevdalar. Boşunaaa.


   Bundan 5 sene kadar önce. Konsomatris bir müşterimiz vardı. Her akşam gelirdi ve yaptırdığı tek şey fön çektirmek ve oje sürdürmekti. Öyle bir kadındı ki ama yüzüne bakmazsın. Bir şerefsiz yüzünden girmiş bu işe. 5 tane çocuğu vardı. Hiçbirinin adını adam akıllı hatırlamazdı. 1 numara 2 numara diye seslenirdi. Bir oğlu vardı, askere gitmeye hazırlanıyordu çocuk o zaman. Ama bir insan bu kadar güzel yürekli olabilir. Bir akşam kadın yine bizim oradaydı oğlu geldi evin anahtarlarını almak için. Ben çıktım dışarı anahtarı vermeye, o kadar güzel baktı ki gözlerime. Yaşadığı hayata olan nefretini gözlerinden anlamıştım. O kadar güzel baktı ki, gel beni kurtar der gibiydi. Birkaç gün boyunca tek karşılaşmamız anahtar vermek için oldu. Yine öyle anahtarı almak için geldi, kadın bana "benim oğlan seninle görüşmek istiyormuş kapıya çık bi bak" dedi. "Oğlun kim?" diye saçma bir soru sordum. "Her gün anahtarı alan varya işte 2 numara" dedi.
Oğlunun adını söylemeyecek kadar aciz bir kadındı. Belkide çok seviyordu oğlunu bilemem. Dışarı çıktım, "nasılsın" diye sordu. Hiçbir nasılsın onun sorduğu kadar güzel olmadı bu kadar zamandır. "Neden benimle konuşmak istiyorsun" diye sordum. Yüzü düştü, kalbi parçalandı. Öyle çıkışmamalıydım biliyordum. Ama merak ettim, telaşlandım. Çünkü onunla paylaştığımız hiçbir şey yoktu. "Yanlış anlama, merak ettiğim için sordum sadece" diye çabucak açıklama yaptım. "Sadece yakın hissettim kendimi sana. Kimsem yok benim yanımda olur musun hep?" dedi. Dondum kaldım ne söylemem gerektiğini bilmiyordum ki. Karşımda en saf haliyle duruyordu farkındaydım. "Gözlerime baktığında her şeyi anlayacakmışsın gibi geliyor. Anlıyor musun? Anlıyorsun sanırım." Anlıyorum dermişcesine kafamı salladım. Gülümsedi, içime işledi gülüşü hala unutmam. Çokta güzel bir çocuktu. Kalbinin güzelliği yüzünden okunurdu.
"Sen sadece yanımda ol. Hiç konuşmasakta olur. Yanımda ol yeter bana" dedi. Diyecek hiçbir şey bulamadım. Sadece yüzüne bakıp gülümsedim, oda güldü. Bilemezdim son gülüşü olacağını.
Annesinin bir belalısı vardı, her gün anlatırdı kadın. Kurtulamamış hiç o adamdan, dert yanardı her akşam. Sonra o kadın dükkana gelmeyi kesti, oğlunu, 2 numarayı da hiç görmedim ondan sonra. Görmeyi istedim aradım, evlerinin oraya gittim ama bulamadım. Yardıma ihtiyacı olduğunu hissediyordum çünkü. Gel zaman git zaman unuttum bende. Aramayı kestim.
2 sene sonra ikisininde ölüm haberini aldık. O belalı adam, konsomatrisi alıkoymuş birkaç gün. Sürekli dövmüş, tecavüz etmiş. En sonunda kadın dayanamamış adamın silahıyla kendini vurmuş. 2 numara gitmiş annesinin cesedini görmeye. Ondanda 2 gün sonra intihar etmiş. Bir sürü ilaç içmiş, kurtaramamışlar. Odasının duvarında 2(iki) cümle; 2 NUMARA !


  Bunları neden yazdığımı bilmiyorum ama bazı şeyleri yazdığım zaman daha çok idrak ediyorum.. hayatı, insanları.
Bu hayat hiç adaletli değil. Üzülüyorum böyle şeyler gördüğümde, bunlara şahit olduğumda.
Beynim durdu resmen hiçbir şey yazamıyorum.
Hatırladım yine üzüldüm gördün mü ?
Görme..

Hayat ulan bu, sikip atıyor işte insanları bir tarafa.
Bazıları tekmeleri çok yiyor,
Toparlanmaya çalıştıklarında bir daha vuruyor hayat ona.
Kukla gibi, bize dayattıkları şeyleri yapıyoruz.
Bir senaryo var,
Salak gibi oynuyoruz sadece.
Mecbur bırakıldığımız şeyler yoruyor işte insanı.
Yemişim ulan,
Ne için yaşıyoruz ki zaten ?


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

*Blogun adını değiştirdim, yine! Belki sıkılırım yine değiştiririm. Bir dikiş tutturamadık ya zaten. Hiç melek gibi bir insan olmadım, olduysamda kimseye göstermedim. Pembe en nefret ettiğim renktir zaten.



3 Şubat 2015 Salı

Gelmişine Geçmişine !

"Bugün yapmasak olmaz mı?"
"Hayır yapıcaz."
"Bu zorlamalarını sevmiyorum."
"Ben senin neyi sevdiğini biliyorum.."

Saat; 20:00

"Dışarı çıkıyorum biraz işim var. Bahçeye geldiğimde ararım seni, gelirsin."

  Yanağımı öpüp aceleyle alt katta indi. O yaz, geçireceğim en iyi yaz olacağını düşünüyordum. Ondan hiç böyle bir tepki almamıştım. Hayatımda hiç yanağımdan öpmedi. Yada bir yere giderken hiç haber vermedi. Şaşırmıştım. 15 dakika elim yanağımda durdum öylece. Sonra kendime geldim. Ne yapacağımı bilmiyordum. Terasa çıkıp bir sigara yaktım.
Bana dediklerini düşündüm. Yanağımdan öpmesini. Beni çağıracağını söylemesini.
  O yaz herkesten önce birlikte yazlığa gittik. Her an birlikteydik ve yanımızda kimse yoktu. Küçüğüz o zamanlar daha. En azından ben öyleyim. Ben küçüğüm, o benden daha küçük.
Yaş olarak değil belki ama.. ne biliyim işte akıllı bir velet değil. Olmadı hiç zaten.
Yaptıkları.
Konuşması.
Gülüşü...
Ahh o gülüşü yok mu. Beni benden alırdı. Her güldüğünde elmacık kemiğinin üstünde çıkan gamzeye dokunurdum. "Bunu niye yapıyorsun her seferinde?" diye sorardı.
Cevap veremezdim. Bir sebebi yoktu çünkü.
O gamzesine bile aşıktım ben.
Annesi sürekli arkadaşına gittiği için biz hep tek kalırdık evde.
Normal şeyler yaşardık.. bazen.
Gerçekten geçirdiğim en güzel, ilk ve son tatildi.
İstediğimizi yapardık. Düşünmeden. Kaygısızca. Birlikte uyur, birlikte uyanır, hep birlikte hareket ederdik.
Hiçbir şikayetimiz yoktu. Hiçbir sorunumuz yoktu. Mutluyduk. Belkide sadece o zaman birlikte mutlu olduk.
Kimse bizden şüphelenmedi. Hiç umursamadan hep yalnız bıraktılar bizi. Ateşle barut yan yana duramıyormuş. Bizde rahat duramadık. O durmadı, ben anlamıyordum ki.

  Tam 3 saat sonra aradı beni. Aşağı indim. Onun annesi yine bir arkadaşına gitmiş, bir yerlerde içiyordu. Hiçbir zaman onun hayata bu kadar nefretle bakmasına kızmadım, bu konuda hiç yadırgamadım onu. Normalde de kızamıyordum ya zaten.
Kapıda sigara yakmış beni bekliyordu. Ben gelince sigarasını attı, sarıldı. 3 saat önce yaptığı şey zaten şaşırtmıştı beni birde böyle yapınca, dizlerimin bağı çözüldü resmen. Eli belimde duruyordum öyle. Hiç tanımadığım bir koku geldi birden burnuma. O sıra tüm büyü bozuldu...
"Nerdeydin?"
"Bir yerde işte."
"Bu bir yerin adı olması lazım nerdeydin."

  Hemen yan tarafta bir lunapark vardı. Ben sinirlendikçe o müziğin sesi yükseliyordu sanki. Ses yükseldikçe insanlar heyecandan daha çok bağırıyordu. Onlar bağırdıkça ben daha çok sinirleniyordum. Sonra müzik yükseliyor, insanlar bağırıyor, ben daha çok sinirleniyordum.
Bir anda aklımda olan her şeyden kurtulup suratına okkalı bir tokat attım. Benim canım acıdı. Ona vurduğum için ben bittim. Yüzüme baktı sadece. O öyle bakınca tüm kanımın çekildiğini hissettim.

  "Söyle neredeydin? O kızı sikmeye gittin yine demi?"
Hiçbir şey söylemedi. Bir sigara yaktı. Karşımda susuyordu ama öyle güzel susuyordu ki, kendimden nefret ettim.
  "Senden başka bir bok beklenmezdi zaten. Benim gönlümü yapmak için giderken öptün beni demi? Söyle ulan susma Allah'ın be..." Devamını getiremedim. Ona beddua edemeyecek kadar çok seviyordum çünkü.

  "Ben salağım sana niye inanıyorum ki zaten. Sen gittiğinden beri hala beni öpmeni düşünüyorum biliyor musun sen? Allah beni kahretsin ki bu kadar çok düşünüyorum. Sen o orospunun üstünde nefes nefese kalırken.." yine devam edemedim.
  "Söylemesi, seni öyle düşünmesi o kadar zor ki benim için. Boynunun mosmor bide, sen boynuna dokundurmazsın biliyorum ben. Aynı şekilde ben yapmış olsaydım eğer...."

  O an sadece kulağımda bir çınlama hissettim. Hala müziğin sesi yükseliyor, insanlar bağırıyordu. O an onları bile duymadım. Sanki kafamın içinde beynim ters dönmüştü. Hayatımda yediğim en güzel tokattı. O tokat o kadar çok şey açıklıyordu ki aslında.
  "-Aynı şekilde diye bir şey yok."
  "+Hayatımda ki tek erkek sen değilsin."
  "-Tek erkek değilim belki ama hep erkeğin olarak kalıcam"
  "+Sen öyle san. Gerizekalı."

  O cümleden sonra resmen saçımdan sürükleyerek asansöre bindirdi, aynı şekilde eve çıkardı ve hiç hızını kesmeden resmen tekme tokat dövdü beni. O sıra söylediği tek şey ise "bana bunu yapma oldu."
Karşılıklı birbirimize tokatlar atarken durdu bir anda. Ben sen ise hala ona küfür ediyor, ağlıyor ve vuruyordum. Kollarımdan tutup yatağa attı. Bekliyorum o sıra belki gelir bir şey der diye. Hiçbir şey söylemeden terasa çıkıp sigara yaktı.
Yatağın üstüne oturup ağlamaya devam ettim. Yerimden kımıldayamıyordum çünkü o an neler olduğunu çözmeye çalışıyordum. Ben nasıl onu o kadar iyi tanıyorsam, biliyorum oda beni tanıyordu. Biliyordu ki eğer bir şey söylese, bir daha susmam.
  Hiç konuşmadan bekledik öylece. Belki saatler belki dakikalarca. Zaman kavramını yitirmişti o an benim için. Sadece geçen son 4 saati düşünüyordum. Kavgamızı, o kızla nasıl seviştiğini, o kıza nasıl dokunduğunu. Canını yakmak için söyledim tek bir cümle bitişimiz olmuştu.
Üstümü başımı toparlayıp aşağı iniyordum. Merdivenlere baktım. Hiçbir şey ifade etmiyordu benim için. Merdivenlerin ayağımın altından kaydığını hissettim. Ne yapmak istiyordum yada ne yapmalıydım hiçbir şey düşünemiyordum o sıra.

  "Seni başka hiçbir erkekle düşünemiyorum anladın mı?" diye bağırdı arkamdan. Durdum öylece. Arkamı dönüp bir şey söyleyemiyordum. İyi bir şey mi bu acaba diye düşündüm o an. Benimle aynı duygular içindeydi. Bende onu başka hiçbir kızla düşünemiyordum çünkü. Ben onu seviyordum o yüzden böyleydim, peki ya o ?
  "Onu başkalarıyla sevişmeden önce düşünecektin."

  Sonra evden çıkıp gittim. Nereye gittiğim önemli değildi, gitmek istedim sadece. Ayaklarım beni benden habersiz sahile götürdü. Yapacak hiçbir şeyim yoktu. Paramı sigaramı her şeyi evde unutmuştum. Sadece ağladım saatlerce sabaha kadar hemde. Belki gelir dedim, bekledim ama gelmedi.
  Sabaha karşı yine orada tanıştığım sırf makara olsun diye gidip dövme yaptırdığım dövmeci bebeler geldi. Beni orada berbat bir halde görüp yanıma geldiler. "Noldu iyi misin" muhabbetini geçtik, oturduk içiyoruz.
  Baktım çocuklardan birisi çarşaf çıkardı. "Hayırdır" demeye kalmadan baktım sarmış içiyorlar.
Gerçekler yüzüm bir tokat gibi çaktı yine. O an tüm bildiklerimi sikip atmıştı bu çocuğun elindeki esrar.
Çünkü anladım ki, istediğim her şeyi yapabiliyorum. Çünkü anladım ki, başka insanlar başka hayatlarda var. Bir nefes iki nefes derken kendi köşeme, kendi karanlığıma çekildim.
İlk defa o zaman içmedim belki ama ilk defa bu kadar "ilk" yaşadım. Yanımdaki salak bebelerde beni düşürebileceklerini sandıkları için içirdiler zaten.
  Onların dediği hiçbir şeyi dinlemedim. Ellerime kumları alıp incelemeye başladım, kumsala uzanıp denizin dalga sesini dinledim. Derken yine büyü bozuldu.

  "PİNKY!!"
Sese aldırmadım o an nedendir bilmem hayal olduğunu düşündüm. Onun o güzel sesi kulaklarımda yankılanıyordu. Ama ses gittikçe dahada yakınlaştı sonra gözlerimi açtım tepemde duruyordu.
  "-Ne işin var lan senin bunlarla"
  "+Sanane. Ne yapacağımı sana mı sorucam?"
  "-Kalk gidiyoruz"
  "Gelmiyorum seninle hiçbir yere bundan sonra." Yanımdaki çocuklar çıkışmaya başladı "kız istemiyor sen niye kızı götürmek istiyorsun" diye. Hiç tahmin edemeyeceğim şekilde ikimizde aynı anda "sizene lan" diye bağırdık. O an anladım ki ben bu adama aitim. Ne onu ne beni birbirimizden başkası paklamaz.
  Tüm bunlardan sonra hiçbir şey olmamış gibi yolda gülerek eve geldik. Yukarı çıktığımda gördüğüm manzara korkunçtu, odada ne var ne yoksa her şey kırılmıştı. Sigara izmaritleri yerlere saçılmıştı. Hiçbir şey sormadım, belli ki çok sinirlenmişti. Hiçbir şey demeden yataklara yattık. Birkaç dakika sonra telefonuma mesaj geldi; "Seks ister misin?" 

  Tüm o yaşadıklarım silindi sanki. Neden öyle davrandığını anlamaya çalışırken baktım ki sevişiyoruz, bende koyverdim o an her şeyi...

  Yıllar sonra ....

"+Bugün yapmasak olmaz mı?"
"-Hayır yapıcaz."
"+Bu zorlamalarını sevmiyorum."
"-Ben senin neyi sevdiğini biliyorum.."
"+Neymiş sevdiğim şey?"
"-Ben.. boşver konuşmayı şimdi"

  Çok iyi biliyordu, benim sevdiğim şey oydu.
Yıllar sonra o yaşadığımız olayı gülerek hatırladık. Bana attığı o mesajı gülerek birazda utanarak sesli sesli söyledi. Ama o sıra yine sevişiyorduk...

  Yine tüm o yaşananlardan çok sonra bugün, hüzünlenerek hatırlıyorum bende.
BONZ...
Çok sevdim be seni..

  Elmacık kemiğinin üstündeki gamzeden öpüyorum çocuk. En çok orayı özledim.

**Ben bunca düşünce içinde boğulurken Benimkinden bir mesaj geldi telefonuma ; "Seni çok seviyorum be hatun. Beni sensiz bırakma."


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

2 Şubat 2015 Pazartesi

Tesadüf Dersen..

  Şu sıralar gerek gördüğüm rüyalar gerek yaşadıklarımdan dolayı kafam karman çorman. Rüyanın ne etkisi var diyebilirsiniz -yada demiyorsunuz hiç sikinizde bile değilim. Neysee.
Şöyle bir şey var ki; ne zaman birisini rüyamda görsem ertesi gün ona bir şeyler oldu yada ben onunla ilgili bir şeyler yaşadım. Ne zaman birisini aklımdan geçirsem, yıllardır görüşmüyor bile olsak ertesi gün karşımda buldum. Hemde hiç tahmin etmeyeceğim yada hiç olmayacak bir şekilde. O kadar çok ve saçma sapan tesadüf yaşadım ki hayatımda "yok artık" dediğim zamanlar oldu.
  Kim ne derse desin hep tesadüfe inanmışımdır. "yaaağğğ yok tesadüf diye bir şey" tam tersi arkadaşım tüm dünya tesadüf üzerinde dönüyor bence.
Bazen tesadüfen tanıştığım birisi hayatımın en önemli insanı oldu, bazen hayatımı bitirecek sandığım şeyler tesadüfen hayatımı kurtardı vs vs.
  Benimkiyle tanışmam da aynı şekilde tesadüf oldu. Onunla tanışmadan daha iki dakika önce binanın 5. katından kendimi aşağı atmaya çalışıyordum. (Kafam güzel değildi bilinçli bir şekilde yapılmış bir hareketti) Belki o arkadaşına cd vermek için evden çıkmış olmasa, yada ben ondan 10 dakika geç dışarı çıksam hiç karşılaşamayacaktık. Saat 24.00 olsa hiç hayatıma girmeyecekti belkide. Ama o saat hep 23.35'te kaldı. Onunla geçen her anım gibi.

Sigara almak için benzinliğe gittim bugün. Sigarayı aldım gidiyorum arabanın içinde birisi bana bakıyor. Güzelde bir çocuk, zaten insan görmeyeli uzun zaman olmuş çocuğun bana öyle bakması hoşuma gitmedi değil. E napıyım, uzun zamandır çift olarak takılıyorum gördüğüm erkek sevgilimin arkadaşlarıyla sınırlı. Bende o yüzden onun arkadaşlarına iş oluyorum şimdi suç bende değil. Uzun zamandır hep aynı yüz, aynı ten. Karşı cinsin bakması bile hoşuma gitmeye başlıyor bir süre sonra.
Bakılması, iki laf atılması her kadın gibi benimde hoşuma gidiyor arkadaş.


  Neyse ne diyordum.. Gülerek kafamı çevirdim baktım arabayla peşimden geliyor. Önüme kırdı arabayı, öyle bir yerde durduk ki ne ileri gidebiliyorum ne geriye. Ufaktan heyecanlandım, "oleeeey sonunda ekşın yaşıycam allahım unutmamışsın beni." İndi arabadan bu güzel çocuk, baya boylu poslu yakışıklı bir bebe birde.
  +Çüş üstüme çıksaydın, adam gibi arabasını sürmesini bilmiyor musun lan sen. Anahtarları bırak git ben sürüyüm en iyisi. (Gerçekten tam bir barzoyum)
  -Kız hiç değişmemişsin sen bee. 
  +Pardon ?
  -Tanımadın mı beni.
(Böyle yakışıklıyı görseydim hayatta unutmazdım -tabiki böyle demedim.)
  +Tanımam mı gerek?
  -E xxx ben. Nasıl hatırlamazsın ?

O kadar saçma sapan ve zor bir adı var ki adını söyleyince hatırladım hemen. Ama siması o kadar çok değişmiş ki dakikalar hatta çocuk yanımdan ayrılınca hatırladım. Meğer bu yakışıklı benim çoook öncelerden bir arkadaşımın arkadaşıymış. E tabi yine tesadüfen, bu yakışıklı bebe, benim arkadaşımı bize yakında bir yerlerde olduğu için görmeye gelmişti, bizde sohbet muhabbet derken bu yakışıklıyla sevgili olmuştuk o sıralar. Ben diyim 3 sen de 5 gün sürmemişti. Şerefsiz o zamanda yakışıklıydı şimdi bir başka olmuş.

  -Bakıyorum büyümüşsün kız sen. (bu cümleden sonra suratına kocaman bir gülümse yerleştiriyor ama ne gülümse çok tatlı puşt)
  +Allah aşkına hala kız deyip duruyorsun, sırf bu yüzden unutmamam lazımdı ya seni. 
  -Sen benim kafama vura vura öğretmiştin sana "kız" dememeyi, sırf gıcık ol diye yapıyorum. (hala sırıtıyor)
  +Bak sen şuna büyümüşte beni gıcık ediyor. 
  -Büyüdük ya tabi. İşin var mı, gel dolaşalım biraz. (ah yakışıklım istemez miyim hiçç)
  +Aaa teşekkür ederim ama eve gitmem lazım. Yemek yapıciğimm :)
  -Asla inanmam hahahah sen mi yemek yapacaksın. (burda baya hayvan gibi gülüyor tabi.) 
  +Beğenemedin mi ben yapıcam tabi ki. Seni davet ederdim gel yemeğimi ye diye ama misafirler var evde. (Tabi ki yalan ne ben yemek yapıcam ne de evde misafir var. Biliyorum eve gelse bu çocukla sevişirim.)
  -Başka zamana yeriz o zaman yazıyorum bunu bir kenara. Neyse numaranı versene haberleşiriz arada bir.
  +Ay canım aklımda değil numaram ama sen ver numaranı yazayım ben.
heehh.. evett.. kaç?.. 05.. tamam canım yazdım :)


Buda en çok kullandığım yalanlardan birisi yine. Numarasını yazıyormuş gibi yaptım ama tabiki yazmadım. Keşke ileride bir gün ihtiyacım olur diye yazsaydım ama o fırsatta gitti elimden maalesef. Eğer durumum single olsaydı çoktan bu çocuğu kafalamıştım. Ama durum buna el vermiyor. Giderken birde sarılmasın mı, birde öpmesin mi. Allahım kokusu bile baştan çıkartıcıydı. Neyse Pinky düşünme Pinky, hayır salak koklama kıyafetini tabi ki sinmemiştir koku üzerine.
  Bu kadar aklı bir karış havada olan birisi olmama rağmen aldatma konusunda çok katıyımdır. Güzel bebeleri keserim, sevgilimin arkadaşları aylarca aklımdan çıkmaz, kafamda bin tane erkek tilki dolanır.. ama işin doğrusu aldatma kelimesi bile tüylerimi diken diken ediyor. Benim aradığım tek şey; HEYECAN. Hayattan da, ilişkiden de beklediğim heyecan sadece. Ve sanırım en kötüsü ilişkimde heyecan olmadığı için bu kadar uçuk davranıyorum.
  Monoton bir ilişki en korktuğum şeydi ve oda başıma geldi en sonunda.

Her şey bir tesadüf değil mi zaten sevgilim... 


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )