20 Mart 2017 Pazartesi

Hayatıma Bir Adam Aldım, Geldi Ağzıma Sıçtı.

  5 KASIM 2015 
 Ha birde, çok eski arkadaşım -takma ad düşünmedim bile- şuanda ise "sevgilim sanırım" diyebileceğim kişi var. Pek ciddiye almıyorum yalan yok. Ciddiye alınması gerekli mi onuda bilmiyorum. Çok sevdiğim birisi o ayrı. Kafamı birde onunla karıştırıp her şeyi bok etmek istemiyorum, buda cabası.

   Tamı tamına 1 sene. Neler yaşamadım, neler tüketmedim, neleri atlatmadım. 
Ne söylemem gerek bilmiyorum aslında. Hiç bilmiyorum hemde. 
Nereden başlasam olayı nasıl bağlasam kararsız kalmış durumdayım.
En iyisi girişi yaptığım yazıyla başlayayım..

   "Pek ciddiye almıyorum" diye bahsettiğim bir insanın gelip böylesine hayatımın en baş köşesinde yer alacağını tahmin etmezdim. Oysa o benim için ileride olacak çocuklarımın babası, evimin direği, ömrümün bana getirdiği en güzel şey, yaşama sebebimdi.
Sanırım yanlış düşünmüşüm yine. Adam bırak evimin direği sokağımın direği bile olamadı. 
Onunla uyudum, onunla uyandım, bir sürü hayal kurdum. Hatta en önemlisi ben, benim gibi bir insan bak BEN evlenmeyi düşündüm. Ciddi anlamda da bunun olması için adımlar attım. 
Kimseye vermediğim değeri verdim, kimseye göstermediğim saygıyı gösterdim. 
Hatta sanırım kendimden önce ona saygı gösterip, ona değer verdiğim için bu hale geldim. Biliyordum, önce kendimi düşünmeliydim. Önce kendime değer vermeliydim. Ama olmadı her zamanki gibi.
Bonz'dan sonra hayatıma ilk defa ciddi birisini aldım. İlk defa birisini böyle sevdim. Hatta bakıyorum, Bonz'a olan sevgim bunun yanında bir hiçmiş. 
Bonz'u bile böyle sevmemişim. 
   Öyle bir aşk düşünün yani. İçimde olan ne kadar çok sevgi varsa hepsini ona vermişim, hepsini onda tüketmişim.
   Öyle bir ilişki düşünün, sonunun olmayacağını bile bile gidiyorum. O yol bir yerde tıkanacak biliyorum ama yinede vazgeçemiyorum.
Yaşadığım şeyleri kelimelerle tanımlayamayacak haldeyim. 
Hala bir şeyler biliyor, hissediyorsam eğer oda sevildiğim.
Belkide bana kattığı tek güzel şey beni sevmesi oldu. 
Yine hakkını yememek lazım kattığı bir çok şey vardır ama aldıkları çok daha fazlaydı. 
Evet oda sevdi ama nasıl sevmesi gerektiğini bilmeden. Zarar vererek, acı vererek sevdi çünkü.
Bu sefer ben öyle değildim. İlk defa bir insanın karşısında bu kadar masumdum hatta. 
Yapabileceğimin çok çok fazlasını yaptım. Değişebileceğimden çok daha fazla değiştim. 
Onunla geçen bu zamanı kelimelere nasıl döker, nasıl anlatırım bilmiyorum. 
Herkeste yapabildiğim şeyi onda yapamıyorum. 
   Çok farklıydı her şey. Çok sevdim, çok sevildim. Ama çok tükendim. Çok yıprandım. Teker teker gelmedi hiçbir şey. O kadar üst üste oldu ki, algılayamadım bile. 
Tek beden olduk. Bir insanın nefesinde hayat bulmak neymiş öğrendim. 
Bir başkasının kolları arasında uyumak, kalkıp kirpiklerine kadar izlemek, canın yandığında senden bir parça kopması, her şeyi iki kişilik yaşamak, kadın olduğunu hissetmek, değer vermek, değer görmek, sahiplenilmek ne demekmiş hepsini öğrendim. 
   Sonsuza dek sürmeyen diğer her şey gibi ilişkimizde bitti.



 ***
   Birkaç gün Bonz'a olan aşkımı nasıl yazmışım onları okudum. Her kelimesinde aklımda bir anı, bir olay canlandı. 
Bonz'u gerçekten unutmuşum onu fark ettim.
Tam tersine nedense bana yaşattığı hiçbir şeyi unutmamışım. Mıh gibi kazımışım aklıma. 
Daha öncelerden defalarca yazmışım "evleniyor evleniyor" diye.
Evlendi :)

   Koskoca aşkım "asla bitmez içimdeki bu sevgi" deyip bitirdiğim, bana gelmesini çok istediğim geldiğinde ise önüne duvar ördüğüm, çocukluğumu elimden alan, beni hep değersiz birisiymişim gibi hissettiren, hayatımı çalan GAVAT evlendi.
O kadar unutmuşum ki, evlendi diye gülebiliyorum. O kadar unutmuşum ki, damatlığıyla Damat Bey yanımdan geçmesine rağmen kalbim bir kere bile atmadı.
Çok şaşırdım ama gram dokunmadı. Gram umurumda olmadı. Neredeyse hazırlanıp iki göbek atmaya bile gidecektim düğününe.
  Eskisi gibi olsaydım eğer şuan ben gerçekten ölmüştüm.
Ne kadar kolay bazıları için  değil mi ? 
Ben yasını tuttum yıllarca, tekrar geldi hayatında şuan evlendiği kız vardı. Onu bile bile kabul ettim. 
Defalarca öldüm, krizlere girdim, çoğu şeyi yanlış yerde yanlış şekilde yaşadım onun yüzünden ben. Ama onun için ne kadar kolay.
   Cidden üzülmüyorum ve üzülmeme o kadar şaşırıyorum ki. 
Üzülmüş olsam bile değişen bir şey zaten olmayacak ama ona karşı bu kadar hissizleşmeme inanamıyorum ben sadece.
Ona değil yani kendime.
Onunda bir kız çocuğu olacak, o günü bekliyorum ben sabırsızlıkla aslında.
Bu zamana kadar aklına gelmediysem bile, yaptıklarının acısı kızından çıktığı gün hatırladığı tek kişi ben olacağım.

   Herkesin yerini dolduracak kişiler çıkıyor işte karşımıza. Bizde kabullenip yolumuza devam ediyoruz. 
Bonz'un yerini başkasıyla çoktan doldurdum ben zaten.
Üzülecek binlerce şey varken Bonz'a üzülecek değilim.
Her şey değişti ama ben hala aynı yerimde kaldım. 

Bende değişeyim azıcık olur mu ?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder