23 Aralık 2017 Cumartesi

Sırf şu bilgisayarı açmamak için gelip yazı dahi yazmıyordum. 
Gerçi şuraya iki cümle yazmamamın birçok sebebi var. Ama öncelikli olan bir arada olduğumuz fotoğraflara bakmak istemiyordum.
Unutmak istemiyordum galiba. Çünkü eğer ben bir şeyleri yazmaya başlıyorsam onu yavaş yavaş unutuyorum demektir. 
Her neyle alakalıysa, her neyin acısını çekiyorsam onu yazarak unuturdum. Ama her şey değişti artık. 
Ben değiştim, hayatım değişti. 
Ulan ben değiştim lan ben. 
Benim gibi bir insan gitti ciğeri beş para etmez adamın birine her şeyini verdi.
Aşağılandım, küfürler yedim, örselendim, kendimden tonlarca ödün verdim.
Semtte babalar gibi dolaşan, milletin bir şey demeye korktuğu, "ondan uzak duralım aman başımıza dert almayalım" dedikleri BEN; gitti orospu çocuğunun birinden tonlarca dayak yedi.
Ama öyle böyle değil, kamyon dolusu dayak yedim ya.
Sokak ortasında rezil olmalar mı dersin, karga tulumba arabaların içine atılmak mı dersin, artık her sokaktan kovulma mı dersin.. ne ararsan artık aklın hayalin durur.
Yaşandı bitti saygısızca, hemde çok saygısızca. 
Hayatımda onunla yaşadığımdan daha fazla saygısız hiçbir şey yaşamadım. 
Ama bittim artık. 
Başkaları için uğraşmaktan, fedakarlık yapmaktan, kendimi hiçe saymaktan hepsinden o kadar bıktım ki.
Karşıma gelen kendine gram güveni olmayan adamlardan bıktım.
Güçsüz kaldım.
Güçsüz olmaktan bıktım. Her şeyi kendi başıma hallederken birisine bel bağlayıp, o gittikten sonrada "ben şimdi n'apıcam?" düşüncesiyle baş başa kalmaktan bıktım.
Evet hatalar yaptım, yapılmaması gereken hatalardı belki.
Ama ben hatalarımla büyüdüm.
Ben hep hatalarımla güzeldim.
Ben hep hatalarım sayesinde gerçeklerin farkına vardım.

Haftalarca ağladım.
Kendimi paramparça ettim. Yırtındım. Çabaladım. Uğraştım.
Hiçbir şey için uğraşmam ama onun için uğraştım.
N'oldu ?
Hiç. Kocaman bir HİÇ !!!

Kendi işimi kurdum lan. Ben ya ben, asla çalışmayacak asla okumayacak hayatını böyle aylak aylak orada burada sürünerek geçinecek olan ben, kendi iş yerimi açtım.
Ulan çoğu insanın sahip olamayacağı şeylere sahibim şuan belkide.
He ama malım kıymet bilmiyorum. 
Bilemiyordum.
Neden ?
Çünkü hayatımın aşkı beni ortada bırakıp gitti.
Çünkü ben ona çok güvendim ama güvenimi boşa çıkardı.

Yani ? 
Gerek var mı bu kadar peki ? 
Durup düşünüyorum ya, harbiden bir anlamı var mı ?
Kendimi böyle dünyaya kapatmamın, sırf o istedi diye her şeyden vazgeçmemin yada ne biliyim lan kendimden bu kadar vazgeçmemin bir anlamı var mı ?

Ben böyle bir insan mıydım normalde ?
Neler gelip geçmedi ? Neleri atlatmadım ?
Hepsinin üstünden tek başıma geldim ben bir Allah'ın kulu yardım bile etmedi zamanında. 
Şimdi soruyorum kendime, bu neyin davası ?

Kimsenin beni bir kalıba sokmasına izin vermedim bu zamana kadar.
Birileri bir şey istedi diye yapmadım ben hiç, kendim istedim kendim yaptım kendim başardım.
Eee ya şimdi ? 
Bebenin birisi istedi diye kendini değiştirmek niye ?
O senin için değişti mi ?
O senin için bir şeyler yaptı mı ?
Ödün verdi mi ? 
Vazgeçti mi bazı şeylerden ?
Hayır. Hemde hiç.
Kendi güvensizliğini bana empoze etmekten başka hiçbir şey yapmadı.
Kendi eksikliklerini hep benim eksikliğim gibi göstermeye çalıştı.
Ben daha güçlüydüm diye beni alt etmeye çalıştı. 
Ama başaramadın be sevgili.

Bu sefer olmadı. Yıkıldığımı, bittiğimi çok hissettim.
Bana elini her kaldırdığında, ben vücudumda o acıları her hissettiğimde sen biraz daha bittin oğlum.
Bendeki yaralar geçti. 
Acı işlemez bana.
Ben acılarımla büyüdüm.
Sen yaşadığın şeylerin daha kelime anlamlarını bile bilmezken ben hepsini çoktan ezberleyip bitirmiştim.
Senin acı diye gördüğün şeylerin hepsine ben "keşke acım bu olsaydı" diye içimden geçirdim.

Sevmedim mi ?
Seviyorum zannettiğim her şeyin aslında yalan olduğunu sende öğrendim. Böyle de bir ironi var işin içinde evet çünkü gerçek sevgiyi sende öğrendim.
Oda benden sana hatıra kalsın. Benim gibi kimse sevemez zaten seni.
Ama maalesef sevgili bunların bir önemi kalmadı.
Sen o haklarının hepsini çoktan kaybettin.

Ben geri döndüm artık. 
Ben; BEN olarak geri döndüm.
Kaybettiğim, yitirdiğim benliğimle geri döndüm.
Bu saatten sonra kendi derdine yan. 
Çünkü sen beni kaybettin..

23 Mart 2017 Perşembe

Bırak, Birkaç Senede Senin İçin Acı Çekeyim.

Normalde pek yapmadığım bir şeydir ama yatağa girmeden önce nevresimleri düzelttim. 
Yan tarafımda bana geldiği akşam masamın üzerine bıraktığın yara bandın ve biz sevişirken saçından çıkarıp yere attığın para lastiği.
Olduğu yerde bırakacaktım aslında hepsini, bilirsin odam savaş alanı gibidir. Ama senden bana tek eşya onlar olduğu için alıp dolabın üstüne koydum.
Aldığın çiçekler duruyordu orada ama her gördüğümde aklıma gelmeyesin diye atmıştım. Hoş, aklıma gelmene sebep olacak şey çiçek değil tabi maalesef aklımdan çıkartamıyorum ya seni. 
Bugün sana hiçbir zaman anlatamadığım ama içimi kemiren birkaç şey anlatmak istiyorum. Burası bir süre sanırım seninle konuşmak isteyip konuşamadıklarımla dolacak. 
Çok yapmışımdır ben bunu zamanında zaten. Konuşamadığım insanlara hep burada bir şeyler yazmışımdır. Kimseyle kıyaslamıyorum seni, kıyaslayamıyorum. Sana karşı duyduğum sevgi yaptığın bütün o kötü şeylerden daha ağır basıyor çünkü.
Aslında senden ziyade ben anne ve babamla konuşmak istiyorum. Bana hep sorardın ya, "neden böylesin sen?" diye. Birazdan bütün bunların sebebini anlatacağım sana. 
Hiçbir şeyi kendim yapmadım ben çünkü bunu bil istedim. 


***

   Anne,
Her şey belkide senin yüzünden oldu biliyor musun ? Ben belirli bir yaşa geldikten, hayatımı şekillendirip bir şeylerin farkına vardıktan, kendi başıma büyüyüp olgunlaştıktan sonra bana annelik yapmaya çalıştığın için oldu.
Son  2-3 senede böyle davrandığın için dünyanın en iyi annesi olmuyor maalesef.
Ben bu hale geldikten sonra yanımda olmaya, bana sahip çıkmaya çalıştığın için yaşanmış hiçbir şeyi unutturmuyorsun. 
Çok mu acı konuşuyorum şuan? Pinky'in dili çok sert öyle değil mi? Pinky kendini bir şey sanıyor, babasına çekmiş çünkü öyle değil mi ?
Sadece senin doğruların yada senin bildiklerin yok bu hayatta umarım farkındasındır.
Ben küçücükken beni hiçe sayışlarınızı unutmadım çünkü.
Kendi dertlerinizin içinde boğulurken günden güne tükenmiş olan çocuğunuzu görmezden geldiğinizi, bir kere bile "senin neyin var" diye sormadığınızı, beni unutmanızı unutmadım. 
Hep ben kötü oluyorum ya, yanlış olan, kötü düşünen benim ya bir kere bile olsa öyle düşünme derim.
Sana o kadar öfke doluyum ki, yazsam bitiremem.
Ben böyle güvensiz, kuşkucu bir insansam eğer emin ol senin yüzünden.
Şimdi bana hiç boşuna "ben tek iyiyim, hayatımı yaşayabiliyorum, erkek olmasada olur" rolleri kesme.
İlişkilerimde bu denli kendimi yıpratıyorsam senin yüzünden. "Beni örnek al, azıcık benim gibi ol" dersin ya, bak senin gibiyim işte karşımdaki beş para etmez insanlar için kendimi hiçe sayıyorum her seferinde. 
Sende yapmadın mı bunu zamanında ?
Gerçekten unutmuyorum hiçbir şeyi.
Babamı aldattığını unutmuyorum en çok. Sanırım bütün öfkemde bu yüzden.
Sırf çocukluğumdan yararlanıp 15 günümü o orospu çocuğuyla aynı evin içinde geçirttiğin için unutmuyorum. 
Seni yakaladığı zaman, benim seni koruyabilecek bir yanımı bırakmadığın için unutmuyorum. 
Ben hayatı sokaklarda aradıysam senin yüzünden. 
Sende unutma, bunca yükü o yaşlarda küçücük bedenime yüklediğini unutma.
3-5 pisliğin yanında meze olurken "iyi misin" diye sormadığını unutma. 
Uyuşturucuya bulaşıp kendi başıma kurtulmaya çalışırken "neden böylesin" diye sormadığını unutma.
Bir kere bile farkıma varmadığını unutma.
Kızına büyüdükten sonra değilde, daha çok küçükken annelik yapman gerektiğini unutma. 
Ben senin yüzünden kendi kendimin annesi oldum çünkü.

***

   Baba,
Sana diyecek hiçbir şeyim yok biliyor musun aslında ?
Senin yüzünden böyle hırçınım farkında mısın ?
Hanginize daha çok kızgınım bilmiyorum ama içimde sana karşı olan öfke çok başka..
Herkese ahkam kesip, kızına sahip çıkmadığın için.
Beni bu hale getirdiğin "baba" kelimesinin ne anlama getirdiğini unutturduğun için.
Evin içinde baba olmasının ne demek olduğunu unutturduğun için.
Kokunu unutturduğun için en çok.
Bütün sevgililerimin senin gibi kokmasını isterdim hep. 
Ama sen onu bana unutturdun çoktan.
Cidden ben kendi halimde büyürken nasıl oldu da fark etmediniz beni ?
Hatalar yaptığımda ben mi suçlu oluyorum yani ?
Sizin yaptıklarınız ne olacak ?
Sürekli birbirinizi aldatmanız, yalanlarınız, kavgalarınız ?
Ardında sadece seninle ilgili anılarım kaldı.
Birisi babasından bahsetse ağlayasım geliyor sürekli, zor tutuyorum kendimi.
Bazen küçük kızlarla babalarını görüyorum sokakta, oturup ağlıyorum istemsiz. 
Sana anlatamazdım ama hep derdim "sevgililerim gitse bile yanımda hep babam var" diye. 
Ee yokmuşsun ama ?
Ne farkın kaldı onlardan ? Beni yaralayıp gidenlerden ne farkın kaldı ?
Babasın be sen baba. 
Bu kelimenin yükünü, ağırlığını, ne demek olduğunu biliyor musun ?
Kız çocukları en çok babasına güvenir. Bende en çok sana güvendim, en çok sana inandım, en çok seni korudum, en çok seni sevdim.
Sen nasıl oldu da beni terk ettin peki ?
Hiç tahmin etmezdim aslında bir gün sevgililerimin değilde senin arkandan "acaba aklına geliyor muyum" diye düşüneceğimi. 
Yaptığın onca kötü şeyden bahsetmek yerine sana olan kızgınlığımdan bahsetmek istiyorum ben sadece. 
Diğerlerini anlatmaya başlarsam bitmeyecek çünkü.
Senden sonra yarım kaldım ben baba. 
Sende sonra ben hep 20 yaşında kaldım. 

***

İşte ben bunca derdin sıkıntının arasında birde kalkıp seni sevdim. Sende gittin.
Bana sevmek zor gelmezken sana çok zor geldi. Korktun her şeyden. "Canın sağolsun" demek isterdim ama hiç içimden gelmiyor.
Sende dahil, bana verdiğiniz zararlar yetti. 
Artık eskisi kadar güçlü değilim ben çünkü. Bu zamana kadar yaşatılanları atlatabiliyordum ama onlardan sonra hiçbir şey normal olmadı benim için.
Sende yıktın. 
Bir yıkmayan sen vardın sende yıktın sevgilim. 

20 Mart 2017 Pazartesi

Hayatıma Bir Adam Aldım, Geldi Ağzıma Sıçtı.

  5 KASIM 2015 
 Ha birde, çok eski arkadaşım -takma ad düşünmedim bile- şuanda ise "sevgilim sanırım" diyebileceğim kişi var. Pek ciddiye almıyorum yalan yok. Ciddiye alınması gerekli mi onuda bilmiyorum. Çok sevdiğim birisi o ayrı. Kafamı birde onunla karıştırıp her şeyi bok etmek istemiyorum, buda cabası.

   Tamı tamına 1 sene. Neler yaşamadım, neler tüketmedim, neleri atlatmadım. 
Ne söylemem gerek bilmiyorum aslında. Hiç bilmiyorum hemde. 
Nereden başlasam olayı nasıl bağlasam kararsız kalmış durumdayım.
En iyisi girişi yaptığım yazıyla başlayayım..

   "Pek ciddiye almıyorum" diye bahsettiğim bir insanın gelip böylesine hayatımın en baş köşesinde yer alacağını tahmin etmezdim. Oysa o benim için ileride olacak çocuklarımın babası, evimin direği, ömrümün bana getirdiği en güzel şey, yaşama sebebimdi.
Sanırım yanlış düşünmüşüm yine. Adam bırak evimin direği sokağımın direği bile olamadı. 
Onunla uyudum, onunla uyandım, bir sürü hayal kurdum. Hatta en önemlisi ben, benim gibi bir insan bak BEN evlenmeyi düşündüm. Ciddi anlamda da bunun olması için adımlar attım. 
Kimseye vermediğim değeri verdim, kimseye göstermediğim saygıyı gösterdim. 
Hatta sanırım kendimden önce ona saygı gösterip, ona değer verdiğim için bu hale geldim. Biliyordum, önce kendimi düşünmeliydim. Önce kendime değer vermeliydim. Ama olmadı her zamanki gibi.
Bonz'dan sonra hayatıma ilk defa ciddi birisini aldım. İlk defa birisini böyle sevdim. Hatta bakıyorum, Bonz'a olan sevgim bunun yanında bir hiçmiş. 
Bonz'u bile böyle sevmemişim. 
   Öyle bir aşk düşünün yani. İçimde olan ne kadar çok sevgi varsa hepsini ona vermişim, hepsini onda tüketmişim.
   Öyle bir ilişki düşünün, sonunun olmayacağını bile bile gidiyorum. O yol bir yerde tıkanacak biliyorum ama yinede vazgeçemiyorum.
Yaşadığım şeyleri kelimelerle tanımlayamayacak haldeyim. 
Hala bir şeyler biliyor, hissediyorsam eğer oda sevildiğim.
Belkide bana kattığı tek güzel şey beni sevmesi oldu. 
Yine hakkını yememek lazım kattığı bir çok şey vardır ama aldıkları çok daha fazlaydı. 
Evet oda sevdi ama nasıl sevmesi gerektiğini bilmeden. Zarar vererek, acı vererek sevdi çünkü.
Bu sefer ben öyle değildim. İlk defa bir insanın karşısında bu kadar masumdum hatta. 
Yapabileceğimin çok çok fazlasını yaptım. Değişebileceğimden çok daha fazla değiştim. 
Onunla geçen bu zamanı kelimelere nasıl döker, nasıl anlatırım bilmiyorum. 
Herkeste yapabildiğim şeyi onda yapamıyorum. 
   Çok farklıydı her şey. Çok sevdim, çok sevildim. Ama çok tükendim. Çok yıprandım. Teker teker gelmedi hiçbir şey. O kadar üst üste oldu ki, algılayamadım bile. 
Tek beden olduk. Bir insanın nefesinde hayat bulmak neymiş öğrendim. 
Bir başkasının kolları arasında uyumak, kalkıp kirpiklerine kadar izlemek, canın yandığında senden bir parça kopması, her şeyi iki kişilik yaşamak, kadın olduğunu hissetmek, değer vermek, değer görmek, sahiplenilmek ne demekmiş hepsini öğrendim. 
   Sonsuza dek sürmeyen diğer her şey gibi ilişkimizde bitti.



 ***
   Birkaç gün Bonz'a olan aşkımı nasıl yazmışım onları okudum. Her kelimesinde aklımda bir anı, bir olay canlandı. 
Bonz'u gerçekten unutmuşum onu fark ettim.
Tam tersine nedense bana yaşattığı hiçbir şeyi unutmamışım. Mıh gibi kazımışım aklıma. 
Daha öncelerden defalarca yazmışım "evleniyor evleniyor" diye.
Evlendi :)

   Koskoca aşkım "asla bitmez içimdeki bu sevgi" deyip bitirdiğim, bana gelmesini çok istediğim geldiğinde ise önüne duvar ördüğüm, çocukluğumu elimden alan, beni hep değersiz birisiymişim gibi hissettiren, hayatımı çalan GAVAT evlendi.
O kadar unutmuşum ki, evlendi diye gülebiliyorum. O kadar unutmuşum ki, damatlığıyla Damat Bey yanımdan geçmesine rağmen kalbim bir kere bile atmadı.
Çok şaşırdım ama gram dokunmadı. Gram umurumda olmadı. Neredeyse hazırlanıp iki göbek atmaya bile gidecektim düğününe.
  Eskisi gibi olsaydım eğer şuan ben gerçekten ölmüştüm.
Ne kadar kolay bazıları için  değil mi ? 
Ben yasını tuttum yıllarca, tekrar geldi hayatında şuan evlendiği kız vardı. Onu bile bile kabul ettim. 
Defalarca öldüm, krizlere girdim, çoğu şeyi yanlış yerde yanlış şekilde yaşadım onun yüzünden ben. Ama onun için ne kadar kolay.
   Cidden üzülmüyorum ve üzülmeme o kadar şaşırıyorum ki. 
Üzülmüş olsam bile değişen bir şey zaten olmayacak ama ona karşı bu kadar hissizleşmeme inanamıyorum ben sadece.
Ona değil yani kendime.
Onunda bir kız çocuğu olacak, o günü bekliyorum ben sabırsızlıkla aslında.
Bu zamana kadar aklına gelmediysem bile, yaptıklarının acısı kızından çıktığı gün hatırladığı tek kişi ben olacağım.

   Herkesin yerini dolduracak kişiler çıkıyor işte karşımıza. Bizde kabullenip yolumuza devam ediyoruz. 
Bonz'un yerini başkasıyla çoktan doldurdum ben zaten.
Üzülecek binlerce şey varken Bonz'a üzülecek değilim.
Her şey değişti ama ben hala aynı yerimde kaldım. 

Bende değişeyim azıcık olur mu ?