3 Ocak 2016 Pazar

Hedef Ben Miyim ?

   Tabi ki bende; 31 Aralık 2015 gecesi "yeni yıl, yeni umutlar ve yeni ben" diyerek bitirdim. Ama ben değişimi seven bir insan değilim. Bence değişim benim üzerimde bir eğreti duruyor zaten. Hayatımın hiçbir bölümünde ne zaman alışık olduğum şeylerin dışında bir şeyler yapsam hiç memnun kalmadım.
Yeni insan tanımayı severim ama kendimi tanıtmayı ve birisini tanımayı sevmem. Yeni yerleri gezmeyi, görmeyi hatta kısa süreli kalmayı severim ama evimin olduğu yer asla değişmeyecek. Taşınalı 4 sene olmasına rağmen buraya bile doğru düzgün alıştığım söylenemez. Hayatıma kolay kolay insan almam ama ben birisine alıştığım zaman hayatımdan çıktığı anda yıkılırım.
Değişimin hiçbir türlüsüne, alışkanlıklardan vazgeçmeye hiç sıcak bakmıyorum. Amaaa, tüm buna rağmen her şeyim sürekli bir değişim içinde. Hayatıma bir sürü insan girip çıkıyor, her seferinde kendimi anlatmak ve birilerini tanımak zorunda kalıyorum.
Sürekli ama sürekli bir kısır döngü içerisinde yaşıyorum anlayacağın.
   "New Year, New Me" dedik demesine ama ortada benim için ne yeni bir yıl var nede yeni bir ben !
Öyle klişelerden zaten hoşlanmıyorum, o gece bayılana kadar içerim diye düşünüyordum ama moralim bozuk diye vazgeçtim. Tam ağlama kafasındaydım kendimi o halle çekemezdim asla.
Saat gece yarısını geçti ve ben bırak Külkedisi'ni direk balkabağına dönüştüm.

   Öncelikle her şeyi bir kenara bırakıp geleceğimin olma ihtimali olan herkese "mutlu seneler" mesajı attım. Aldığım cevapların bazılarında ağladım, bazılarında sıkıldım, bazılarında sadece susmakla yetindim. Ama sevindim mi ? Hayır. Yine olmadı.
En can alıcı olanı kuzenimin verdiği cevaplar oldu. Ağlaya ağlaya bana sesli notlar attı. Onu öyle duydukça bende ağladım. En çokta, iki lafından ikisi de "aile" olduğu için.. yani onun ailesi yok. Üzüldüğüm nokta bu.
Yazın bir ara takıldığım bebelerden bir tanesine yazdım. İyi dileklerimizi sunduktan sonra aldığım cevap ise "beni neden sevmedin sen be?" oldu. O gece hiç aklıma takmadım, hiç umursamadım bile. Ertesi gün onun zoruyla görüşmeyi kabul ettim tabi bu seferde görüşmeden sonra ben aklımı ondan kurtaramadım. Sorunu çekiyorum diye boşuna demedim, çocuk yanıma beter bir halde geldi. Arkadaşını içeri almışlar, bir posta ona üzüldük. Şerefsize sarıldım giderken kokusu üstüme sinmişti. Resmen akşama kadar leyla gibi dolaştım onun yüzünden.
Çiçek'e yazdım tabi ki! Sanırım beni Whatsapp'tan engelledi -emin değilim- çünkü hala iletilmedi bile. Yılbaşından 2 gün önce bana "beni hiçbir türlü hayatında istemiyorsun öyle mi?" diye sorduğunda "sevgilim olarak istemiyorum" demiştim. Sanırım bana ufaktan yol verdi.
Bir arkadaş vasıtasıyla tanıştığımız o AMINA KOYDUĞUM dızoyada aynı şekilde yazdım. Ama cümlem tamamen klasik. "Her şey gönlünce olur, her dileğin kabul olur umarım. Mutlu seneler :)"
Kopyala yapıştır herkese aynı şeyi yolluyorum. Şerefsizin bana yazdığı tek şey "SAĞOL"
Lan amın oğlu insan bir "seninde" falan der. Onu bile demedi. Ay götüm zaten o bana iyi dileklerini sunmadı ya; benim bu senem kötü geçer şimdi. Onun ben gittiği yolların hepsini tek tek sikeyim. Gerçi bu şerefsize sinirli olmamın sebebi başka. Şöyle ki; tanışıp flörtleşmeye başladık bu amcıkla. Birkaç gün her şey çok güzel, konuşuyoruz sürekli takılıyoruz falan. Bu göt bir anda değişti. Üstelik ben arkadaşlarımdan bir sürü laf yememe rağmen kabul ettim bunu çünkü bir KEKOMANÇİ.
Bildiğin baya apaçi yani saçını falan önüne atıyor, ama Allah var suratı güzel tek sıkıntı saçında. Her neyse, az önce gördüm bir kızla Facebook'a fotoğraf koymuştu. Sildim bende bunu o sinirle. Şimdide kaldırmış fotoğrafı "acaba sevgilisi değil mi?" diye düşünmedim değil. Olsun yinede, bana iyi dilekler sunmadı. Hiçbir türlü kabul etmiyorum.
Haa, Ay'a yazdım. Bu salakta kendini iyice dünyaya kapattı başımıza dede kesildi. Ama iş sikişmeye gelince en önde gidiyor. Aynı mesajı buna da attım bana "ben yılbaşı kutlamıyorum ama sağol kibarlık olsun diye sanada diyim bari" dedi.
"Kutlama gerizekalı. İyi dilek bunlar. Düşünende kabahat ya zaten" dedim. İşi evirdi çevirdi sekse getirdi yine. O gecenin ardından da kırk kere arayıp sevişmeye çağırdı.


   Başıma ayrı bir bela aldım bu arada. Kısaca anlatmak gerekirse; çok eskiden beri semtte tanıdığımız birisi var. Eskiden çok fazla muhabbetimiz yoktu yaşça büyük değil ama evli. Kızı hamile bıraktığı için evlenmek zorunda kalıyorlar. Hatta birkaç ay öncesine kadar evli olduğunu bile bilmiyorduk. Ben Çiçek'le sevgili olunca -aynı semtte olduğumuz için- hepimiz şansa arkadaş çıkıyoruz. Çocuğun karısı benim ilkokul arkadaşım. Çiçek'le bu kız aynı yerde çalışıyorlardı.
Son zamanlarda da birlikte çok fazla takılmaya başladık. Sürekli çalıştıkları yere gidiyorum. Habire telefonda konuşuyoruz derkeen; (Met olsun bunun adı) çıkardı ağzındaki baklayı.
Karısı hamile diye kızla birlikte olmuyorlar, sürekli "kız bul bana" diye diye başımın etini yedi buda. Bana iş oluyor farkındayım ama doğal olarak salağa yatıyorum. Tekrar söylüyorum; EVLİ!
Bugün duramadı "gel gizli aşk yaşayalım seninle" dedi.
Şimdi yalan yok aklımızdan hep bu çocuğu geçiriyorduk zaten. Hatta evli olduğunu öğrenmeden önce Black'le "ulan ne güzel çocuk hee baksana" diye konuşuyorduk.
Evli olduğunu öğrendikten sonrada muhabbetimiz hemen "ulan bunlar nasıl yattılar acaba"ya döndü direk.  
Öyle bir adam ki, yanında asla ama asla yaşlanmazsın. Onların arasında normal bir şekilde seyreden sohbete biz deli gibi gülüyoruz hatta. Evli olmasaydı eğer muhakkak kabul ederdim bu "aşk" teklifini.
Sürekli ikinci kadın oluyorum diye tekrarlıyordum zaten. Yine aynı şeyi yaşadım anasını satıyım.
Bana zaten normal bir ilişki, normal bir insan gelmez asla. Kaderimiz böyle n'aparsın ?


Biliyorum ki aynı hataları yine yapacağım. Ama bokunu çıkarmadan olsa iyi olur..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder