31 Mart 2016 Perşembe

Bu Seferde Mi Sıçtık ?

"İyi başlayan hiçbir şey güzel bitmez.."
   
   Kendi hayatını benim gibi her seferinde bu kadar güzel siken bir insan daha var mı merak ediyorum. Her seferinde geriye sarıp duruyorum. Bir ilerleme kat edemedim hiç bu zamana kadar.
Yeni bir şeylerin içine girsem bile sürekli bir öncekinde saplantılı kalıyorum. Herhangi bir değişiklikten nefret ediyorum, alışkanlıklarımın dışına çıkmak bana göre değil.
   Kafayı bildiğin sıyırdım. Delirdim, boşuna yaşıyorum. Amına koyduğum beynimin içinde benim dışımda bir şeyler dönüyor resmen. Saçma sapan rüyalar görüyorum, gün içerisinde bazı şeyleri anlamakta zorluk çekiyorum. Sürekli uykum var ama bu yorgunluğun çok çok dışında bir şey. Beynim uyuşuyor, uyuyor sanki. Çok düşündüğümden, her şeyi fazlasıyla abartarak kafama taktığım için böyle biliyorum.
Beni benden daha iyi kimse tanıyamaz. O kadar nefret ettiğim özellikleri barındırıyorum ki. Sürekli bir şeyleri yaşayarak, test ederek ve kafamın dikine giderek öğrendim. Yanlış olsa da, yolun sonunda belamı sikecek olsalar da ben vazgeçmiyorum. Böyle güçlendim biliyorum. Kimseyi dinlemeyerek, sürekli hata yaparak. İyi bir yöntem değil adım gibi biliyorum, zaten kafayı bu yüzden yedim ya. Bu kadar hata yapmasaydım eğer ne halde olurdum bilmiyorum. Beni daha iyi bir insan yapmazdı, iyilik kötülük meselesi değil çünkü. Ama sanıyorum ki; olduğumdan çok daha sakin bir karakterim olurdu. Ha, iyi mi? Değil. Beni ben yapan sakin olamam ya zaten.
 
   Bir kağıda "eğer olur da yine bir boku başaramamış olursam diye; sen en iyisini bilirsin Pinky" yazıp günlüğümün arasına koymuşum. Arada çıkartıp bakıyorum.. yine aynı ben, yine bir boku başaramamış olan ben. Kağıdın üst taraflarında ise mutluluğu hak ediyorum gibi bir şeyler yazıyor. O konuda ise artık pek emin değilim. Hak ediyorsam bile öncedendi, şuan değil.
Hangi Allah'ın kulu bu kadar gerizekalı olur arkadaş? Hangi mal bu kadar hata üzerine hata yapar? En son kendimi Ay'a kabul ettirebilmek için rahat durmaya karar verdim.
Yine Ay evet.
Ve bir sevgilim var.
Ama yinede Ay.


   Onunla olabilecek bir şansımız vardıysa bile ellerimle hepsini ittim. Öyle ki, yüzüme bile bakmıyor. Nefret ediyor olabilir, ah etse bile tutar eminim. Mal sevgilim telefonumda onun mesajlarımı görüp "bir daha asla Pinky'le konuşma" dediği için ne yapsa hakkıdır. Ama orospu çocuğu Ay resmen yemin etmiş gibi benimle sevgili olmamak için. Paylaşamadığımız hiçbir şey kalmadı. Yanımda defalarca ağladı, bir sıkıntısı olduğunda ilk bana geldi. Her seferinde yeminler ettik "bu son bundan sonrası olmayacak" diye. İkimizde yeminlerimizi yedik. Çok kavga ettik, sokakta birbirimize yumruklar attığımızı biliyorum. "Bak ağlama n'olur bende ağlarım yemin ederim" dediğinde hep kendimi zor tuttuğumu.. "kimse senin gibi değil, senden daha iyi anlayan yok beni" diyip her seferinde bana koşmasını..
Şaka gibi gelebilir ama beni hiç aldatmadı. 3 ay boyunca görüşmediğimiz oldu o kadar zamanda ben 300 kişiyle görüştüm hatta bekaretimi kaybetmiş gibi bir şey oldum ama bu güzel adam 3 AY BOYUNCA tek bir kişiyle görüşmedi bile. En yakın arkadaşıyla -ki o çocuk bir şeyler yaşamadığım tek kişiydi- gittim seviştim, diğer yakın arkadaşıyla yattım hamile kalabilirim diye hap aldırdım tonlarca. Ama o bekledi, geri döneceğimi biliyordu.
Ben kendimi dünyanın en sadık insanı sanırdım. Ama benden bir sik olmazmış bunu anladım.
En son "başladığımız gibi bitirelim" demişti. Çok güzel başlamıştık ama güzel bitiremedik..

Galiba ben mutlu olmayı hiç beceremeyeceğim. 
   


   Aklımdan çıkmayan diğer bir konu ise; Bonz'un evleneceği. Aklımdan çok kötü şeyler geçiyor ama hiçbir şey yapmayacağım. O amın oğlu mutlu olamaz bunu biliyorum. İlahi adalet denen bir şey var. Ben istediğim kadar hırslanayım o cezasını bulacak zaten.
Sadece o değil tüm ailesi !
Evden taşındığımızda duvarlara "burada asla mutlu yaşayamayacaksınız" yazmıştım.
Oldu. O eve evlenip abisi taşındı ama sürekli kavga gürültü.
Duvarlarında benim çığlıklarıımın saklı olduğu evde, üzerinden yıllar geçse de benim izimi taşıyan evde.. çıkarken her köşesine izlerimi bıraktığım, özlemini çektiğim evde..
O orospu çocuğu Bonz'un üzerimde terlerken benim duvarlarını tırmaladığım evde..

Orada kimse mutlu olmayı beklemesin. 
 
 

30 Ocak 2016 Cumartesi

Fuck Me ??? (Canım Sen Çok Yanlış Anlamışsın)

Öncelikli bir durum kritiği yapıyorum; -elimin değdiği herkesin kısmeti açılıyor temalı-

Bonz kişisi; hayatımı siken çocukluk aşkım oluyor. şuan gerçek aşkı bulmuş, evlilik hazırlıkları yapıyor. sikiş var desem hemen yanımda bitecek.
S kişisi; benimle kısa bir süre konuştuktan sonra bir kızla tanışıp, birlikte oluyor. apar topar kızı kaçırıyor. malum hamile kızımızın ailesi aşiret inşallah bu çocuğu öldürürler. kimsenin çocuktan haberi yok.
A kişisi; benimle sevgili olmak için çok uğraşıp benim elimle ittiğim "amca" görünümlü çocuk. mutlu bir ilişkinin içinde şuan. artık o bir potansiyel kanka.

   Ben ise ne yapıyorum ? Hayatıma istedikleri gibi girip çıkan orospu çocuklarını izliyorum. Ve bütün bunlar o kadar hızlı oluyor ki; ben buraya gelip yeni birisiyle tanıştığımı bile anlatamadan adam hayatımdan çıktı lan.
Arkadaşımın arkadaşı. Oturaklı, mantıklı, medeni yani ne kadar çok aradığım ve istediğim özellikler varsa bu ŞEREFSİZde.
Artık şerefsiz; eğer hala konuşuyor olsaydık "müstakbel aşkım."
Evet bu şerefsizle çok uzun bir süre takılamadık ama büyük hatalar yaptık. Daha bundan 2 gün öncesine kadar yanıma ertesi gün hapı alıp gelmiş birisi.
Fazlasıyla pinti. Ben hayatımda bu kadar para düşkünü bir insan görmedim arkadaş. Orospu çocuğunun resmen cebinde akrep var. Şu kadar zamanda adamın ağzından en çok duyduğum laf "param yok" oldu.
Karşı tarafa yük olmayı zaten sevmeyen birisiyim hatta elimde olduğu sürece asla böyle paranın lafını yapmam. Hatta paradan bahsetmek bile bana saçma gelir, şuan yazarken bile bir garip oluyorum. İlk buluşmamız ben, o ve ortak arkadaşımız olarak gerçekleşti. Bir önceki gün ise bana hesabı ödetmenin sözünü aldı. Bak ya hatırladıkça iğrenç iğrenç yönlerini görüyorum.
Bunu ve arkadaşımızı ben çekiyorum. İşin komik tarafı ikisi de erkek. Bir güzel yediler içtiler, bardaklar daha boşalmadan yenisi geliyor. Kendi işim olduğu için çok zengin olduğumu düşünüyordu herhalde amcık ağızlı.
Ona dedik eyvallah, işten çıkmış paranın yok zamanı. Yokluk nedir biliriz.
Bu sefer tutturdu "faturamı ödeyemiyorum para lazım." Bir sabah ayarladık, gel kahvaltıya gidelim dedim. Öylede pis bir şey ki, sömürüyor adamı resmen. "Dışarıya para harcamaya ne gerek var ben faturamı ödeyemiyorum daha" demesin mi ? Onlara gidip kahvaltı hazırlamayı tercih ettim.
Çocuğun evine üçüncü ve son gidişim oldu. O üç seferde ise tabi ki seviştik. O gün son sevişmemizmiş.
   Haftaya arkadaşı evleniyor düğüne yanında beni götüreceğini söyledi. Düğüne 1 hafta olmasına rağmen hazırlanıyorum deli gibi. Ayakkabılar, kıyafetler havada uçuşuyor. Her gün nasıl durur nasıl durur diye bir şeyler deniyorum. Öyle bir hazırlık yapmışım ki; gelin bile benden güzel olamaz. Hiçbir şeyi beğenmiyor birde. Ne söylersem söyleyeyim hep bir kulp buluyor. Bu kadar hazırlık yapıp terk edilmek çok koydu haliyle.


   Pinti olması yetmezmiş gibi yüzsüz birde. -ulan bu salağa Pinti diyeyim en iyisi ben- Muhabbet aynen şöyle gelişiyor ;
"- Dışarıda yemek yemeye paran var sanırım.
+ E var işte üç beş bir şey.
- Hımm anladım. -biraz duruyor- Ne biliyim ben faturayı falan ödemeye çalışıyorum.
+ N'apıyım veriyim istersen sana?"
Birkaç saniye düşünmüş gibi yapıyor. Daha sonra istemem yan cebime koy tarzıyla "olur ver." 
Laf ağızdan bir kere çıkar. Verdik bizde parayı.
İçimde gerçekten kötü bir şey beslemiyorum. Hatta sevişmek dahi istemiyorum. Ona rağmen olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki ben, AĞDA YAPMADIĞIMI unutmuşum.
Birde her sevişmeden sonra triplere giriyorum. Ayrılmasaydık eğer, adamla bir daha asla sevişmezdim zaten. Böyle bir şeyi yaşamadım ben. Çok değişik şeyler gördüm; konuşanı, salak salak sesler çıkaranı, farklı fantezileri olanları ama bunu hiç yaşamadım.
Olay şu ki; zaten değişik bir tarzı var. Sürekli sorular sorup duruyor ki benim en nefret ettiğim şey karşımdakinin konuşmasıdır. Ben cevap vermedikçe soru sormaya, daha fazla konuşmaya devam ediyor. O sussun diye ben adama yapıştıkça salak zevk aldığımı düşünüyor.
Tam Pinti'nin üzerindeyken zevkten uçmuş şekilde gözlerimin içine bakıp bana "FUCK ME" dedi.
Dur dur hatırladıkça gülesim geliyor !!!!!!!!
O an gülsem mi ağlasam mı şaşırdım. Bir an afalladım ne diyeceğimi bilemedim. Mecburen bozuntuya vermemek için duymamış gibi yaptım.
  Olayın en kötü tarafı ise; tam yumurtlama döneminde olmam. Ben zaten çok takıntılı birisiyim, oda düşünsün kendini yesin bitirsin diye hamile kalabilme ihtimalini aklına soktum.
Ama bu salağı görme ne hallere girdi, nasıl bir korku sardı içini. Hiç düşünmeden küçücük bir hapa tak diye para çıkarttı. En son yolun ortasında hararetli bir şekilde hapı içmeye çalışıyordum.
En azından verdiğimiz para geri bize geldi ona seviniyorum.
  Dün gece ise olay patlak verdi. Ben aklımdan "bu çocuk beni terk edecek sanırım" diye düşünürken aklımı sikeyim düşündüğüm gerçek oldu.
Gece saat 2,5-3 telefonum art arda titreyip duruyor. Uyku sersemi rüya sanıyorum hatta hala hatırlamıyorum bile neler yazdığını sadece "sen çok iyi birisin ben yapamıyorum" gibi klişe şeyler söyledi.


Zaten uykum olduğu için bir şey söyleyecek halim bile yoktu. Sabaha kadar ise üzüleceğim bir şey kalmamıştı. Gece ağlaya ağlaya uyumuştum. Ama üzüldüğüm şey terk edilmem değilde düğüne hazırlık yapmama rağmen elimde patlaması.
Bir yandan gece terk etmesi iyi oldu uykusuzluktan acımı yoğun yaşayamamıştım.
Hem sevişirken fuck me diyen insanla olmaz zaten.

3 Ocak 2016 Pazar

Hedef Ben Miyim ?

   Tabi ki bende; 31 Aralık 2015 gecesi "yeni yıl, yeni umutlar ve yeni ben" diyerek bitirdim. Ama ben değişimi seven bir insan değilim. Bence değişim benim üzerimde bir eğreti duruyor zaten. Hayatımın hiçbir bölümünde ne zaman alışık olduğum şeylerin dışında bir şeyler yapsam hiç memnun kalmadım.
Yeni insan tanımayı severim ama kendimi tanıtmayı ve birisini tanımayı sevmem. Yeni yerleri gezmeyi, görmeyi hatta kısa süreli kalmayı severim ama evimin olduğu yer asla değişmeyecek. Taşınalı 4 sene olmasına rağmen buraya bile doğru düzgün alıştığım söylenemez. Hayatıma kolay kolay insan almam ama ben birisine alıştığım zaman hayatımdan çıktığı anda yıkılırım.
Değişimin hiçbir türlüsüne, alışkanlıklardan vazgeçmeye hiç sıcak bakmıyorum. Amaaa, tüm buna rağmen her şeyim sürekli bir değişim içinde. Hayatıma bir sürü insan girip çıkıyor, her seferinde kendimi anlatmak ve birilerini tanımak zorunda kalıyorum.
Sürekli ama sürekli bir kısır döngü içerisinde yaşıyorum anlayacağın.
   "New Year, New Me" dedik demesine ama ortada benim için ne yeni bir yıl var nede yeni bir ben !
Öyle klişelerden zaten hoşlanmıyorum, o gece bayılana kadar içerim diye düşünüyordum ama moralim bozuk diye vazgeçtim. Tam ağlama kafasındaydım kendimi o halle çekemezdim asla.
Saat gece yarısını geçti ve ben bırak Külkedisi'ni direk balkabağına dönüştüm.

   Öncelikle her şeyi bir kenara bırakıp geleceğimin olma ihtimali olan herkese "mutlu seneler" mesajı attım. Aldığım cevapların bazılarında ağladım, bazılarında sıkıldım, bazılarında sadece susmakla yetindim. Ama sevindim mi ? Hayır. Yine olmadı.
En can alıcı olanı kuzenimin verdiği cevaplar oldu. Ağlaya ağlaya bana sesli notlar attı. Onu öyle duydukça bende ağladım. En çokta, iki lafından ikisi de "aile" olduğu için.. yani onun ailesi yok. Üzüldüğüm nokta bu.
Yazın bir ara takıldığım bebelerden bir tanesine yazdım. İyi dileklerimizi sunduktan sonra aldığım cevap ise "beni neden sevmedin sen be?" oldu. O gece hiç aklıma takmadım, hiç umursamadım bile. Ertesi gün onun zoruyla görüşmeyi kabul ettim tabi bu seferde görüşmeden sonra ben aklımı ondan kurtaramadım. Sorunu çekiyorum diye boşuna demedim, çocuk yanıma beter bir halde geldi. Arkadaşını içeri almışlar, bir posta ona üzüldük. Şerefsize sarıldım giderken kokusu üstüme sinmişti. Resmen akşama kadar leyla gibi dolaştım onun yüzünden.
Çiçek'e yazdım tabi ki! Sanırım beni Whatsapp'tan engelledi -emin değilim- çünkü hala iletilmedi bile. Yılbaşından 2 gün önce bana "beni hiçbir türlü hayatında istemiyorsun öyle mi?" diye sorduğunda "sevgilim olarak istemiyorum" demiştim. Sanırım bana ufaktan yol verdi.
Bir arkadaş vasıtasıyla tanıştığımız o AMINA KOYDUĞUM dızoyada aynı şekilde yazdım. Ama cümlem tamamen klasik. "Her şey gönlünce olur, her dileğin kabul olur umarım. Mutlu seneler :)"
Kopyala yapıştır herkese aynı şeyi yolluyorum. Şerefsizin bana yazdığı tek şey "SAĞOL"
Lan amın oğlu insan bir "seninde" falan der. Onu bile demedi. Ay götüm zaten o bana iyi dileklerini sunmadı ya; benim bu senem kötü geçer şimdi. Onun ben gittiği yolların hepsini tek tek sikeyim. Gerçi bu şerefsize sinirli olmamın sebebi başka. Şöyle ki; tanışıp flörtleşmeye başladık bu amcıkla. Birkaç gün her şey çok güzel, konuşuyoruz sürekli takılıyoruz falan. Bu göt bir anda değişti. Üstelik ben arkadaşlarımdan bir sürü laf yememe rağmen kabul ettim bunu çünkü bir KEKOMANÇİ.
Bildiğin baya apaçi yani saçını falan önüne atıyor, ama Allah var suratı güzel tek sıkıntı saçında. Her neyse, az önce gördüm bir kızla Facebook'a fotoğraf koymuştu. Sildim bende bunu o sinirle. Şimdide kaldırmış fotoğrafı "acaba sevgilisi değil mi?" diye düşünmedim değil. Olsun yinede, bana iyi dilekler sunmadı. Hiçbir türlü kabul etmiyorum.
Haa, Ay'a yazdım. Bu salakta kendini iyice dünyaya kapattı başımıza dede kesildi. Ama iş sikişmeye gelince en önde gidiyor. Aynı mesajı buna da attım bana "ben yılbaşı kutlamıyorum ama sağol kibarlık olsun diye sanada diyim bari" dedi.
"Kutlama gerizekalı. İyi dilek bunlar. Düşünende kabahat ya zaten" dedim. İşi evirdi çevirdi sekse getirdi yine. O gecenin ardından da kırk kere arayıp sevişmeye çağırdı.


   Başıma ayrı bir bela aldım bu arada. Kısaca anlatmak gerekirse; çok eskiden beri semtte tanıdığımız birisi var. Eskiden çok fazla muhabbetimiz yoktu yaşça büyük değil ama evli. Kızı hamile bıraktığı için evlenmek zorunda kalıyorlar. Hatta birkaç ay öncesine kadar evli olduğunu bile bilmiyorduk. Ben Çiçek'le sevgili olunca -aynı semtte olduğumuz için- hepimiz şansa arkadaş çıkıyoruz. Çocuğun karısı benim ilkokul arkadaşım. Çiçek'le bu kız aynı yerde çalışıyorlardı.
Son zamanlarda da birlikte çok fazla takılmaya başladık. Sürekli çalıştıkları yere gidiyorum. Habire telefonda konuşuyoruz derkeen; (Met olsun bunun adı) çıkardı ağzındaki baklayı.
Karısı hamile diye kızla birlikte olmuyorlar, sürekli "kız bul bana" diye diye başımın etini yedi buda. Bana iş oluyor farkındayım ama doğal olarak salağa yatıyorum. Tekrar söylüyorum; EVLİ!
Bugün duramadı "gel gizli aşk yaşayalım seninle" dedi.
Şimdi yalan yok aklımızdan hep bu çocuğu geçiriyorduk zaten. Hatta evli olduğunu öğrenmeden önce Black'le "ulan ne güzel çocuk hee baksana" diye konuşuyorduk.
Evli olduğunu öğrendikten sonrada muhabbetimiz hemen "ulan bunlar nasıl yattılar acaba"ya döndü direk.  
Öyle bir adam ki, yanında asla ama asla yaşlanmazsın. Onların arasında normal bir şekilde seyreden sohbete biz deli gibi gülüyoruz hatta. Evli olmasaydı eğer muhakkak kabul ederdim bu "aşk" teklifini.
Sürekli ikinci kadın oluyorum diye tekrarlıyordum zaten. Yine aynı şeyi yaşadım anasını satıyım.
Bana zaten normal bir ilişki, normal bir insan gelmez asla. Kaderimiz böyle n'aparsın ?


Biliyorum ki aynı hataları yine yapacağım. Ama bokunu çıkarmadan olsa iyi olur..