12 Aralık 2015 Cumartesi

ay.

Beklediğimiz yoldan tamı tamına üç tane ambulans geçti. Benim binmem gereken toplu taşıma aracı ise on beşten fazladır önümüzden geçip gitti ama biz "bir sonraki" diyerek 1,5 saati devirmiştik. Hava buz gibiydi ama kalplerimiz birbirini ısıtıyordu. 




   * * * 

   Şans yada şanssızlık diye ayıramayacağım hatta üzerinde çok fazla düşünüp "kader işte" diyebileceğim uzun -kimi zaman kısa- soluklu şeyler yaşamaya başladım yine. 
Dünden aklımda kalan tek cümle "Bence sizin Ay'la aranızı Has bozdu zaten" olmuştu. Kırk bin kere fikir değiştirip eve yol aldığım sırada Black mesaj attı "eve girme" Oysa, o sıra aklımda sadece eve gidip hüngür hüngür ağlamak vardı. Bildiğin ağlamak için bekliyorum. Hadi dedim geri döneyim; durağa kadar yürüyüp oradan minibüse bineceğiz. 
Aylar olmuş Ay'la konuşmayalı. Adam akıllı birbirimizin yüzüne bakmayalı. 
Araca ayağımı basıp kafamı çevirdiğim anda karşımda duran kişi sadece Ay'dı. En masum, en güzel haliyle. 
Adam için ağlamayı planlıyorum, vazgeçtiğim başka bir şey planladığımda ise uğruna kahrolduğum adam karşıma çıkıyor. 
Yine tek kelime konuşmadık, yine birbirimizin yüzüne bakmaya korktuk. Belki o korkmadı, belki yüzüme bakmak bile istemedi bilmiyorum. Ben o an uçmuştum sadece; hiçbir şey düşünemiyor, hareket dahi edemiyordum. 

   Has'la aramız çok iyi değil. Bugün karman çorman olan, hala neyin ne olduğunu tam olarak anlayamadığım birkaç olay yüzünden bir şeyler yapmaya karar verdik. Oda gaza gelmemiz sonucu oldu, bir anda. Yine bindiğimiz toplu taşıma aracında Ay'da bizimleydi. Sadece biraz daha mesafe kat ettik. Konuşabiliyorduk. Gözlerimin içine bakmaya korkmuyordu artık. 
Hep birlikte kısa bir süre takıldıktan sonra herkesin dağılma vakti geldi. O kadar geçen vakit içerisinde sadece Ay'ın gözlerinin içine bakıyordum. Karşımdaydı. Sadece gözlerini kırparak bana "gel" demek istedi. Olayları çok fazla dallandırıp budaklandırmayı sevmediğinden dolayı kimseye çaktırmadan yanına geçtim;
"- Gitme bir yere benimle gel.
+ Black yanımda o nolcak ?
- Gitsin o.
+ Lan ayıp olur deli misin ?
- Ne diyim, sen bilirsin o zaman.
+ Ay yapma şunu."

Hemen Black'i kenara çekip olay böyle gitmek istiyorum bu adamla diye anlattım. Tabi ki onu sattığım için hiçbir şey söylemeden ağzıma bir güzel sıçtı. Black'le yanımızda bulunan iki mal gitti, Has ofise geçti ve Ay'la baş başa kaldık. 

"-Gitme demiyor muyum ben sana ? Gitme işte.
+ Yangın merdivenine falan gidemeyiz. 
- Tamam sorun değil, buluruz bir yer."

İkimizde fazlasıyla sakiniz. Sonunun ne olacağını biliyoruz çünkü. 
Ama hiçbir şey tahmin ettiğimiz gibi olmuyormuş bir daha anladım. Sonu bildiğimiz gibi bitmedi..
Bir park bulup orada sevişmeye gittik. Sadece 5 dakika. 300 saniye içerisinde işimizi halletmiştik.
En son Ay'la seviştiğimizde çok pis bir tokat atmıştım. O gün bugündür adam bel altını unutmuş resmen. Tam 2 ay. 
Hiçbir şey yapmamış. İşin cinsellik kısmını geçiyorum. O kafada değilim zaten.
"Gidelim mi?" diye sordu, başımı sallayarak yürümeye başladım. 
Hala neden olduğunu çözebilmiş değilim ama sürekli dediğim gibi hayatıma giren adamlar kimseye göstermedikleri yüzlerini bana gösteriyorlar. Ay'da o adamlardan birisi, en başından beri.


Bunu nasıl tanımlayacağımı gerçekten bilmiyorum. 
Ay yanımda hüngür hüngür ağladı. Gözyaşları o kaldırıma aktıkça benim içimden bir şeyler koptu yola düştü ve bütün arabalar yerde kalan parçamın üstünden geçtiler sanki. 

"Benim ne yaşadığımı kimse bilmiyor Pinky. Ben yetim büyüdüm. Aç kaldım, açıkta kaldım, yoksulluk çektim. Sokaklarda yattım. Haftalarca eve gitmedim. Daha küçücükken sırf paramız olmadığı için çalışıyordum ben. 13 yaşında boyum daha senin bacağın kadarken tohum alıp yetiştirip satıyordum. Akıla bakar mısın ? Herkes arkamdan konuşuyor, herkes bir şeyler söylüyor. Ben bıktım ya bıktım amına koyayım. Şimdi veletler sırf özentilikten bir şeyler yaşamaya çalışıyorlar. Ben o amını siktiklerimin yaşamak istediği şeyleri çok küçükken yaşıyordum. Çok siktiler beni. Şu hayatta çok sikildim Pinky." 

Bir yandan küfür ediyor, bir yandan ağlıyor, bir yandan da bunları anlatıyordu. Susmaktan başka hiçbir şey yapamadım. Gözlerini bana çevirdiğinde ne demek istediğimi anlamıştı zaten. 
Elimi göğsünün üzerine koyup;
"+ Senin tam şuranda ne olduğunu bilen var mı ? Senin içindekini anlayabilen var mı ?
- Yok.
+ Hiç kimse bu zamana kadar seni düşünmedi değil mi ?
- Düşünmedi.
+ Sende sırf bu yüzden böylesin işte. Kimseye şans vermek istemiyorsun. Hep başkalarını düşündün, insanlara değer verdin ama kimse kıymetini bilmedi. Al işte anasını satıyım sırf bu yüzden kimseye güvenemiyorsun sen. Gelip sana "Ay nasılsın?" diye sormaz insanlar. Çıkarı için yanında olurlar sonra siktir olup giderler. Ama kaybeden sen olacaksın her zaman. Çünkü gram değmeyecek adamları alıyorsun hayatına. 
- Ben biliyorum Pinky. Bir insanın gözüne baktığımda anlıyorum her şeyi ya. Çözdüm artık. Birisi bana baksa diyorum ya; ya bu beni dövecek, ya gıcık oluyor yada seviyor. Hissedebiliyorum.
+ Benim gözlerime bakınca da hissedebiliyor musun ?
- Hissediyorum.
+ Söyle o zaman. 
- Ya biliyorum işte. Çok iyi biliyorum. 
+ Bilemezsin. Sana olan duygularımdan bahsetmiyorum. Benim neden böyle bir insan olduğumu biliyor musun sen ?
- Biliyorum, sende çok çektin. 
+ Çok çektim evet. Ben senelerce tecavüze uğradım senin haberin var mı ? Senin 13 yaşında girdiğin ortamlar varya, ben oralarda orospu çocukları yüzünden meze oluyordum. Mal alamadığımızda "git bir öpüş onunla bedavadan verir mal" diyorlardı. Bunların hiçbirini bilmiyorsun işte."

Ben bunları söylediğim için Ay ise bunları duyduğu için kısa süreli bir şok geçirdik. Sendeledi, resmen dizlerinin bağı çözüldü. Olduğu kaldırımdan aşağı düştü. 
"Kimseye şans vermeyecek misin hayatın boyunca?" dedim "hayır" dedi.

Ağladığında elimi yüzüne attım, gözyaşlarını silebilmek için. "Yapma" dedi sadece. Yapmadım. 
Hava buz gibiydi. Eminim ki, kalplerimiz bizi ısıtıyordu. 
Yanından ayrılırken yanağını uzattı. Öptüm.
Dikkat et diyebildim sadece. 
Dikkat etmesi gerekiyordu. 
Şans ver bize. Ufacık bir şans sadece. Emin ol zararlı çıkmayacaksın.
Şuan değil belki.. ama daha sonra taş kalpli adam..  
diye devam ettim kısık bir sesle. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder