23 Mayıs 2015 Cumartesi

Aşk -Gerçekten- Bana Yakışmıyormuş..


"- Pinky bak sakın yanlış anlama. Yada anla önemli değil. Anlamazsın yanlış falan biliyorumda..
+ Ee söyle hadi amk ya
- Bak sen çok değiştin. Önceden böyle değildin. Şimdi bir erkekle bile konuşsan onların seninle ilgili tek düşündüğü "ilk gün konuşsam ikinci gün hemen götürürüm ben Pinky'i. İkna etmeye bile gerek yok" oluyordur. Kolay tavsın yani onların gözünde. Bu duruma bir dur demen lazım bence. Eski haline dön işte. Sıç herkesin ağzına. Sen bu değilsin. Hayır, sus. Şuan olduğun kişi değilsin sen."

   Black'la bu konuşmayı yapıp, "tamam lan valla bak sikerler uğraşmıyorum bundan sonra kimseyle" dememin üstünden daha 1 gün geçti. Ve benim yaptığım şey ne ? Tekrar gidip Ay'la sevişmek.
 
   Sürekli gizli kapaklı yerlerde seviştiğimiz için bu seferde tabi aynısı oldu. Elimde onun telefonunun flaşı açık bir halde, kaşığın arka tarafıyla kapıyı açmaya çalışıyordum. Eski hırsızlardanız, biliyoruz bu işleri..
Şerefsizin telefonu çalmaya başladı, baktım "yariiim" yazıyor. "Al şu telefonu yarin arıyor" dedim. Ağzına sıçtığımının kekosu. Birde yarim diye kaydetmiş ya. Birisine aşık olduğunu biliyordum ama, gözlerimle bunu görmek hiç hoş olmadı benim için. Gerçekten sevgilisi olduğunu bilmek yine yapacağım şeyden döndürmedi beni. Tüm buna rağmen gidip seviştim Ay'la. Vazgeçmedim. "Dur lan bir n'apıyorsun sen, hayırdır?" demedim kendime.
Neden yaptım, nasıl oldu, hangi ara bitti hiç bilmiyorum.
Ya. Zaten bana gelenlerin hepsi sorunlu. Bu salakta çok erken boşalıyor. Birisi 1,5 saat sürer, diğeri 5 dakika bile sürmez.
Tamam tamam, konu bu değil.
   Tüm bunlardan sonra sigara yaktığımda kendi kendime söyleniyordum en son.
"+ Ah Pinky ah ! Yapmam diyordun birde. Yine yaptın, yine yine yine. Vazgeçmiyorsun hala. 
- Ne diyon lan ?
+ Ya sanane, sayıklıyorum öyle." 

   Tekrar Black'in yanına döndüğümde dediği tek şey "keşke verdiğin sözleri tutabilsen" oldu. Doğru, verdiğim sözlerin hiçbirini tutamıyorum. Çizgiden o kadar sıyrıldım ki artık, kendimi dizginlemeyi hiç beceremiyorum.
Belki o an değil ama şimdi o kızın yerinde olduğumu düşünüyorum. Sevgilim başka kızlarla sevişiyor. Ne Ay nede daha görmeden nefret ettiğim sevgilisini düşünmüyorum, ikisi de umurumda değiller. Kendimi düşünüyorum yine.
Ne kadar iğrenç bir durumun içinde olduğumu düşünüyorum mesela. Yaptığım şeylerin, kendim için ne kadar aşağılayıcı olduğunu.
Hatta ne kadar irite edici bir durum olduğunun gayette farkındayım.
Aldatma konusunda bu kadar katı olan ben, hep üçüncü kişi oluyorum. Karşılaştığım herkes, hayatındaki herkesi benimle aldatıyorlar. Bu umurumda mı ? Tabi ki buda değil. Sadece kendi psikolojimi ve duygularımı düşünüyorum. Karşımda kim olursa olsun beni alakadar etmiyor.

Birde yaptığım şeylerden pişman olmamam var. O kadar yüzsüzleştim ki artık! En son Black'in kollarında "neden" diye isyan ederken, ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.

   En kötü olan şeyse Ay'ın haklı çıkması. Aşk gerçekten bana yakışmıyor. 
Böyle bir gerçeğin, böyle bir şerefsiz tarafından yüzüme vurulması hiç iyi olmuyormuş onu fark ettim.

( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

19 Mayıs 2015 Salı

Aşk Bana Yakışmıyor.

   Hayat yine en orospu halini gösterdi bana. Ağzıma sıçtı. Önce bir tekme tokat dövdü, sonrada beni becerip paramı önüme attı. Birde utanmadı, geri dönüp parayı aldı, öyle gitti.
Bari para kalsaydı. O para benim son umudumdu aslında.
Benim önüme attığı paranın o hale gelebilmesi için çok yıpranmıştım kendimi oysaki.
Kimsenin sevebileceği ilk kişi olmadım. Onun yerine herkesin "sevişecebileceği" ilk kişiydim/kişiyim.
Hoşlandığım, ufacık bile olsa bir şeyler hissettiğim kişileri cinselliğimle elde etmekten o kadar sıkıldım ki.
Kimsenin ilk seçeneği değilim. Yatağa atacakları kişi olmada ilk sıradayım ama diğer türlü ???


   Tam birisine bir şeyler hissetmeye başlıyorum. Biri olmasa bile diğeri olsun diyorum. Yeter ki bir şeyler hissedeyim. Hatırlayayım önceden nasıl olduğumu. Birisine aşık olmak neymiş, sevgiden gözünün kör olması nasılmış tekrar hatırlayayım diyorum. Varsın yine gözüm görmesin hiçbir şeyi. Yine salak salak hallere gireyim, kafam güzel olduğunda "seviyom lan seni bak valla" diye arayacağım birisi olsun "hadi gel sevişelim" diyeceğim değil.
"Ohooo vallahi canısı ben gelemiyorum öyle sevgili muhabbetlerine falan. Bu işlere gireceksen eğer hiç uğraştırma beni. Sıkılıyom hemen zaten yaaağğğ" diye diye siktim duygularımın içini.
Kendi kendime yaptım her şeyi. Birde her gün düzenli olarak Black'tan fırça yiyorum bu konular yüzünden.
"Senin ağzına sıçıyım ben malın tekisin sen amk. Bir gün onu seviyon bi gün öbürünü. N'aptığını daha sen kendin bilmiyorsun ki gerizekalı. Ne istediğin belli değil ağzına sıçtığım.. Sus amk konuşma. Ya yemin ederim malsın ya. Hadi git sev kimi seviyorsan sev tamamda seviştiğin adamlara aşık olma. Hadi onuda geçtim bak birisiyle seviştin gidip niye en yakın arkadaşıyla da boklar yiyosun? Lan hadi bak onuda geçiyorum tamam mı, niye kekolarla yapıyorsun bunu? Sana müstahak hepsini hak ediyorsun sen. Gidip birde onların tayfada ki herkese iş oluyorsun. Son düşürdüğün kekoyla konuşmanı yasaklıyorum. Seni bir güzel dövmem lazım aklının başına gelmesi için ama kıyamıyorum işte. Salak mısın nesin sen ya? Artık ciddiye alamıyorum Pinky seni hiç kusura bakma da yani. Bir günün bir günün bir gününü tutmamaya başladı. Ne yapmak istediğini sen biliyor musun gerçekten? Lan bakma şu çocuğa bakma bakma!!" 

  Yemin ederim piçin sesi kulaklarımda çınlıyor. Önce bir ağzıma sıçıyor, bağırıp çağırıyor falan. Sonra gülüyoruz hiçbir şey yokmuş gibi. Aslında ben Black'a mi aşık olsam n'apsam. Bak valla iyi olur he. Lezbiyen falan olurum.
Dur.
Konu bu değildi.
Az önce ağlıyordun Pinky n'oldu?
Yaa dur dur bir şey diyeceğimm. Geçen gün yolda yürürken yanıma birisi geldi. Yolun ortasında tanıştık çocukla resmen. Tabi buda bir keko. Aslında keko değil, dalgasına öyle diyorum. Eli yüzü düzgün bir tip. "Seni ne zamandır görüyordum ne tepki vereceğini bilemedim açıkçası ama tanışmak istiyorum seninle" dedi. Neyse çocukla konuşuyoruz sürekli o günden. Az önce ilanı aşk etti resmen. Hemde benim öküz tavrıma, semt ağzı yapmama, söylediklerimin hiçbir umut barındırmamasına rağmen. Bildiğin beni, ben olduğum için istiyor.
Az önce kimse beni sevmiyor diye tribe girmiştim ne oldu şimdi ?

   Ama artık gerçekten kimsenin duygularıyla oynamak istemiyorum. Kimse ah etmesin, başım beladan kurtulmuyor çünkü. Harbiden kim arkamdan beddua ediyorsa tutuyor çünkü. Hiçbir işi mi rast gitmez bir insanın ya.
Tamam Ay'dan hoşlanıyorum dedim. Ayar vermeyi planlıyorum kendimce. İş döndü dolaştı "lan sen Has'la seviştin mi harbi bilmiyordum valla. İkinizde piçsiniz niye söylemediniz bana grup yapardık" muhabbetine geldi. Meğerse ne Has nede Ay birbirlerini bilmiyorlarmış ! İkisi de birbirine söylememişler seviştiğimizi. Birde Has'ı gömdüm de gömdüm. "Senin arkadaşının ağzına sıçıyım ben. Boşalmak ne demek bilmiyor ki o hayvan" dedim. Ay bozuldu mu bozulmadı mı bilmiyorum. Artık umurumda bile değil.

  Benim hoşlandığım Ay başkasına aşıkmış. Orospu çocuğu ya. Yapamam ben öyle bir şey. Başkasını seviyor. Benimle öpüştüğünde bile aklında bir başkası varken yapamam bunu.
Kendim için yapamam yani. Onu yada sevdiği kızı düşündüğümden falan değil. Daha fazla acı çekemem. Daha fazla üzülemem.
Daha fazla yok sayılmak istemiyorum.
Sanki bunu söylemek onun hakkıymış gibi birde "Aşk Sana Yakışmaz" dedi Ay.
Aşk bana yakışıyordu...
Ben herkese aşığım, herkeste bir başkalarına.



( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Bir Ben Var. Benden Sonra, Benden Içeri.

   "Erkeği kendine bağlamanın bilmemkaç yolu" diye bir yazı okudum bugün. Tabi olmazsa olmazım, maddeleri hemen kendime göre düşündüm.
Önce bir "Allah'ım niye kimse beni sevmiyoooo, bana niye aşık olmuyolar" dedim. Sonra "lan yok yok kimse aşık falan olmasın bana" diye düşündüm. Hemen ardından "ama hani keşke sevseler azıcık be" diye ikileme düştüm. Oda olmadı, "amaaan neyse banane" diyerek boşverdim. 
Üstüne üstlük birde maddeleri okurken tribe girdim. Bildiğin kendimden iğrendim yani.
Tabi sevmez kimse benim gibi birisini lan. 
Neyse aynen şöyle ;

   Pozitif Ol;
Şu dünyada eminim ki benim gibi eşşeğin amcığına su kaçıran bir başkası daha yoktur. O kadar sulu hareketler yapıyorum ki bazen ! Hatta dur lan, hiç mızmızlamam ben yanımdaki kişilere. Karşımdaki kim olursa olsun, ne derse yapmaya hazır bir şekilde bekliyorum. "Pinky lan gitsek mi şuraya?, gel şu köşede bi elleyem seni, içeri girelim mi?, onu yapcan mı?, bunu yapcan mı?" vb. tüm sorulara tek cevabım EVET! 
Bu kadar uyumlu bir insanım oysa, hala ne bu uğraş ne bu amaç. 
Tamam bu pozitiflikten çıktı biraz sanırım. Ama hep gülüyorum mesela. Ota, boka, dağa, taşa her şeye ama her şeye gülüyorum.
Pozitifim daha ne ?!!

   Samimi Olmaktan Korkma;
Dırırıdırırımmm. Bitch please ! Tabi ki samimiyetten öleceğimmm. Ne kadar sulu birisi olduğumu söylemiştim değil mi? 
Ama kimseye gidip ondan hoşlandığımı söylemem/söyleyemem. Hatta belli bile etmem. Hatta ve hatta hoşlandığım kişiye nedendir bilmem öküz gibi davranırım. Sürekli terslerim, karşıma geçip bir şey söylediğinde cevap vermem, gözlerimin içine baktığında mal mal yüzüne bakarım. 
Ama karşımda iki güzel söylediği zaman, gerçi güzel söz söylemese bile yeter. Benimle sevişmek istediğini belirttiğinde ona da TAMAM diyorum hemen. 
(Bkz: Ay ve en yakın arkadaşı Has !)

   Kendine Güven;
Her zamanki gibi özgüven patlaması yaşıyorum. Karşımdaki her insan benim ne kadar özgüvenli, hiçbir şeyi umursamayan birisi olduğumu zaten biliyor. "Ne kaybedebilirim ki en fazla?" diye hareket ettiğim için. 
Ama yok bu kendine güvenme muhabbeti hiç işe yaramıyor. At bunu !

   Görgü Kurallarına Uy;
Benim bulunduğum ortamda muhakkak hayvan gibi kahkahalarımı, hiç bilinmedik küfürleri duyabilirsiniz. Haa, bu görgü kurallarını bilmediğim yada uymadığım anlamına gelmiyor tabii. 
Ama her yerde uygulamıyorum işte. 

   Arkadaşlarını İyi Seç;
Eveet, ne demişler "bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim."
Ortamın en fırıldak kızı ben oluyorum tamam. 

   Cool Ol;
Birini örnek alarak yada isteyerek yaptığım bir şey değil benim bu "kimseyi takmama" tavırlarım. Vallahi tamamen kendiliğinden olmuş. Doğuştan amaçsızım yani. 
Bu ilgi çekiyor mu bilemem. Kimsenin manitası değilde sevişecekleri kız oluyorum maşallah.

   Anlamlı Bakmayı Öğren;
Benim yaptığım anlamlı bakışları kesinlikle bak valla onlar yanlış anlıyor. Yada bilmiyorum aklımdan geçtiği gibi bakıyorsam eğer doğru anlıyorlardır.
Sonu hep iki meme, bir dudak olarak bitiyor çünkü.

   Arkadaşlarıyla Aranı İyi Tut;
İşte bana aşık olmaları için bir sebep daha! Söylemedim tabi, Ay'dan deli gibi hoşlanıyorum. 
Ve tabi ki arkadaşlarıyla da aram çok iyi. Has mesela, aramız çok iyidir. Az sevişmedik. 
Bunun arkadaşlarının çoğuda zaten "yakında götürülecekler" listemde. 
Ama olmuyor bak yine Ay benim değil anam!


   Anladım anladım. Hiç sevilecek bir insan değilmişim. 
Üzülmüyor muyum ? Üzülüyorum. Hemde çok. Sonuçta duygularım var benimde. Her ne kadar öküz olsam da, höhhh yani o kadar da değil. 
Kendime telkinler versem de, düşünmemeye çalışsam da işe yaramıyor haliyle. Bu yüzden boşveriyorum her şeyi.
Hiç zerre anlamı olmayan şeyleri benim için çok çok önemli hale getiriyorum. 

Birisi var. Çok güzel "birisi"
Ay parçası diyordu. Bazende adıgüzel der. 
Belki onun için, belki başka her şey için, belki bizim için çok anlamsız kelimelerdir kim bilir. Aklına geldiğinde birden söylediği birkaç kelimedir belkide.
Ama benim için öyle değil. Binlerce anlam yüklüyorum o 8 harfli kelimelere. Nefret ettiğim adım o öyle dediğinde güzelleşiyor.  

Her gün yürüdüğüm bazı yollarda hala gözyaşlarım var mesela. Parkın köşesindeki telefon kulübesinin bile bir anlamı var benim içimde.

Binadaki yangın merdivenin, telefonumda sürekli açtığım flaşın, bileğimde ki çapanın, bacağımdaki dikişin, dudağımın kenarındaki, yanağımdaki yaranın, sol göğüsümün altındaki benin, kolumdaki çiziklerin, göbeğimde ki kesiğin, perdeme taktığım iğnenin, masamın kenarındaki kırığın, yolda görüp benimle tanışmak isteyen kekonun bile...
Her şeyin ama her şeyin ufakta olsa bir anısı var bende. 
Çünkü yaşadığım her şeye çok fazla anlam yüklüyorum. Hiçbir şeyi umursamıyorum ya, aslında çok şeyi umursuyorum !


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

14 Mayıs 2015 Perşembe

Ne İstiyorsan Vereceğim Sana...

   Sürekli düşünüyorum; "ne amacım var bu hayatta?" diye. Bakıyorum yaptıklarıma, yaşadıklarıma. Her şeyin en kolayına kaçmaktan başka hiçbir şey yapmamışım. Gerçekten ama hiçbir amacım yok, bir tane bile hedefim yok !
"Amaaan günü kurtarayım da sonrası önemli değil" diyerek yaşıyorum sürekli.
İnsanın bir hayali, bir isteği, bir amacı olmaz mı? Benim yok. Bildiğin yok !

   Bugün birkaç arkadaş muhabbet ederken bir baktım Black'la gayriihtiyari ailemizi anlatıyoruz. Bizi dinleyenlerden o "büyükçe" olan adam hayretlere düştü. Halbuki çokta genel konuşuyoruz. Bizim için hiçbir anlam ifade etmeyen, yaşadığımızda hafif sıyrıklar bırakan olaylar. 
O konuşmanın üzerine düşündüm de düşündüm salak gibi.
99 depreminde sırf eve 1 saat geç geldiği için annemin, babamdan yediği dayak geldi gözümün önüne. Küçücük bedenimle ikisinin arasına girmeye çalıştığım, babamın beni tutup yere fırlatışı.. Kemiklerim sızladı bir anda resmen. Annemin o gün ağlayarak ettiği beddua kulaklarımda çınladı. O günden sonra ise babamın iki yakasının bir araya gelmeyişini fark ettim. 
İstemsizce güldüm birde biliyor musun ?
Ne kadınmış annem o gün bir beddua etti baksana anasını satıyım ortalık yerinden oynadı. 
Bir sürü flashback yaşadım birkaç saat içinde. Hatta bir ara koltukta uyuya kalmışım, rüyalarıma girdi hepsi.

   Annemin babamı aldattığı zaman, gece telefonda konuşurken yakaladığı günü hatırladım sonra. Boğazlarım patlayana, ses tellerim yırtılana kadar bağırmıştım o gece. Babamın silahı çıkartıp anneme doğrultması, benim silahın önüne atlamam, korkudan annemin camdan atlamaya çalışması ve benim onu tutmaya çalıştığım o gece.
O gece babam yine beni tutup bir yerlere fırlatmıştı. Tıpkı bana daha çok küçükken yaptığı gibi. Sırtım duvarın köşesine çarpıp yarılmıştı. O geceki acıyı hissettim sırtımda yine. Korkudan dolabın içine saklanmıştım, çıkamıyordum dışarı. Güzel şeyler düşünmek istiyordum sadece. Babamın küfürleri, annemin çığlıkları yüzünden yapamamıştım. Babam ağzında eğreti duran bir şekilde ismimi haykırdığı için dolabın içinden çıkmayı başarmıştım. Gözü dönmüş bir şekilde bana baktığını hatırlıyorum, bende bitmiştim, yorulmuştum, tek kelime edebilecek halim kalmamıştı. 
Sadece "Allah'ını seviyorsan yapma" diyebilmiştim. 
Hiç ağlamadım o gece. Gözümden bir damla bile yaş dökülmedi. Annem karşımdaki yatakta kanlar içinde oturuyordu. Bakamadım ona, Yardım bile edemedim. "İyi misin?" diye soramadım bile. 
Tavanı inceledim saatlerce. Sabaha kadar gözüme uyku girmedi. Kendime geldiğimde hala tavana bakıyordum. Annem karşımda oturmuyordu. Yatağa yatmış, uyuyordu. Karşısına geçip onu izlemeye başladım bu sefer. Üstü başı hala kanlar içindeydi. Acılı bir yüz ifadesi vardı, gözleri yaşlıydı. Sarılmak istedim ama yapamadım. Ne zaman birine sarılarak uyumaya çalışsam nefesim kesiliyor çünkü. Anneminde öyle, bilirim. 


   Babamdan yediğim ilk ve son dayak aklıma geldi. Tüylerim diken diken oldu. 
Evde, orospu çocuğunun birisiyle yakalamıştı beni. Kar yağıyordu hiç unutmam. Elektriklerde yoktu. Bakma benimde kahpeliğim var işin içinde. Rahat durmuyordum hiçbir zaman. 
Demir maşayla kemiklerim kırılana kadar vurmuştu. Tam 1 hafta yataktan kalkamadım. Kımıldayamadım. Vücudumun her yeri mosmor olmuştu. O gün bende beddua ettim. Ama benimki gecikmeli tuttu. 
2 sene kadar sonra beni dövdüğü, benim beddua ettiğim o günlerde babam vuruldu. Beni dövdüğü günde ağlamamıştım hiç. Ağlayınca bile canım yanıyordu çünkü. 
O vurulduğunda ağlamadım. Hatta "baban vurulmuş" haberini aldığımda aşk acısı çekiyordum ve kafam güzeldi. 
Babamın vurulduğu o gece ben Bonz'la birlikte uyumuştum. Evde kimse olmadığı için Bonz'un annesi beni çağırmıştı "geç Bonz'la uyursun" diye. 
Kimseyle sarılarak uyumayı sevmeyen ben, Bonz'un bana sarılmasını, burnunu ensemin üstünde dolaştırmasına hiçbir şey dememiştim. 
"Takma kafana, ben varım bak. Yanındayım." demişti. O gece onunla uyumuştum ama bir başkasının, Siyah'ın aşkından ölüyordum o sıralar. 
Bonz'un kollarının arasında, ağlamadığım zamanların acısını çıkarttım. İçim çıkana kadar sessizce, gözyaşlarımı içime akıtarak ağladım. 
Ben ağladıkça o bana daha çok sarıldı, nefesim kesildi yinede bir şey demedim. 
"Sus kız ağlama. Seni bırakmıyorum merak etme" diye teselli etti o gece beni. Ama oda bıraktı beni. Yarım kaldım ondan sonra.

   "Hayır hayır hep o kadar iyi birisi değildi sana karşı" diyerek içimdeki ses böldü düşüncelerimi. 
Hayatımı, çocukluğumu gereksiz insanların elinde piç ettiğim aklıma geldi. İyiliğimin, saflığımın içine nasıl sıçtıkları, hayatımı nasıl siktiklerini düşündüm bu seferde. Özellikle de Bonz'un!.
Her Cumartesi günü kapıma dayanıp, benimle zorla birlikte olmaya çalıştığı günler. "Gel yirmilik sardım içek hadi" dediği zamanlarda vücudumun nasıl hissizleştiğini hatırladım. 
Üstümde tavşan gibi zıpladığını, kulağımın dibinde nefes nefese kaldığını. Alıp verdiği düzensiz nefes seslerini tam ensemde hissettim. 
Her seferinde hayatımı sikmesine neden izin verdiğime akıl sır erdiremedim. 
Kafamın pilot olup bayıldığım zamanlarda yanımda o olurdu. Elleriyle kendime gelmem için uğraşırdı hep.
Sırf 20 lira için beni adamlara pazarlamaya çalıştığı günleri hatırladım.
"Öpsen bile dünyalar onun olur. Paramız yok mal bulamıyoruz." demeleri. "Götünü ver sen ona gavat" diye çıkıştığımda nefretle gözlerimin içine bakması. 

   Bunun gibi daha niceleri geçti aklımdan.
Belkide bu yüzden hep yarımım ben. Bu yüzden bir amacım yoktur. 
Daha ne kaybedebilirim ki ? Yada ne kazanabilirim ?



( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

6 Mayıs 2015 Çarşamba

yok artık bir sebebim.

   Bazen ağlamak istersin de ağlayamazsın ya.
Çok uzun zamandır o özelliğini kaybetmiş gibi ağlayamıyorsundur. Ya istersin ağlamak, içini dökmek, rahatlamak. Ama olmaz işte, o damla kalır kirpiklerinin arasında. Dökülmez.
Tamda böyle oldu işte. O gözyaşları Black bana sarıldığında döküldü gözlerimden. "N'oldu lan" diye tepki vermesi son anım oldu.
Uğultular geliyor kulağıma sadece. Algılayamıyorum bazı şeyleri. Kötüyüm, hemde çok kötü. Ama nedenini bilmiyorum. Soruyorum kendime "salak mısın sen neden bu kadar kötüsün" diye. Bir cevap yok. Dinliyorum iç sesimi, her zaman konuşan o değilmiş gibi tam tersine hiç konuşmuyor bu sefer. Bu halimi tanımlayabilecek kelimeleri bir araya getiremiyorum.
Çok dağıldım. Çok yoruldum. Çok biriktim.
Anlık yaşıyorum her şeyi. Hayatımda olan biten hiçbir şeyin devamı yok. Yarım kalıyor hepsi. Ne yapıyorsam, ne söylüyorsam, ne yaşıyorsam hepsi yarım yarım.
Parçaları hep bir yerlere dağılmış.
Toparlamaya çalışıyorum sürekli, dağılan parçaları bir araya getirmek için uğraşıyorum. Biliyorum, eğer toparlayabilirsem düzelecek her şey.
Ama hepsi ayrı yerlerde. Birleştirmeye çalışırken daha çok yoruluyorum.
Yoruldukça yine kaçıyorum.
Mutlu muyum? Defalarca sordum kendime. Hiçbir şeyin cevabını bulamadığım gibi bununda cevabını bulamadım.
Çıkmazların içindeyim sürekli. Tam bitti diyorum, hadi ulan kurtuldun bu çıkmazdan diyorum. Ama bitmiyor. Ardı arkası kesilmiyor. Çıkmazların, yorgunlukların, kırıkların, yarım kalan her şeyin içinde sürükleniyorum.


   İnsanlardan sürekli "neyin var? neden böylesin?" sorularını duymaktan o kadar bıktım ki.
Neyim olduğunu bilmiyorum! Sorunda bu zaten, eğer bilsem bu halde olmazdım.
Şuan en azından bir şeyler yapmayı başarabiliyorum.
Eğer tekrar aynı şeyleri yaşar ve üzülürsem bu sefer kendimi keserim !


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Kaç Dakika Olmuş Boşalamadın Mı ? (Tatlımmm ıhh, sende bir sorun var)

   Ne kadar çok "asla yapmam" deyip büyük konuştuğum şey varsa hepsi teker teker kesinlikle başıma geliyor.
Hele son zamanlarda iyice azıttım, kendimi durduramıyorum resmen. "Oha lan onlar kardeş gibiler, birisiyle sevişirsem diğeriyle asla ama asla öyle bir şey yapmam!!" 
Yapma Pinky, etme Pinky,deme öyle Pinky. Ağzına sıçtığım zaten yapacaksın sen belli, büyük konuşma bari. Atıp tutuyordun "ASLAAAA" diye n'oldu?


   Her şeyi geçtim, sürekli birlikte sigara içmemize rağmen bugün olayın "hadi gel sevişelim"e gelmesine akıl sır erdiremiyorum.
Üstelik asıl bomba, bu çocuk; Ay'ın en en en ennnnn yakın arkadaşı !!!
Çok yakın ama bir o kadarda uzak iki ayrı karakter. Ay'la sevişmemizden sonra ortalık övgülerden geçmiyordu. Hatta gün aşırı bir şekilde sürekli mesaj atıp "sende şöyle çok iyisin böyle çok iyisin. Bayıldım sana!" diyordu.
Ay'ın arkadaşıyla ise her şey hiç anlamadığım bir şekilde gelişti. Çocuğun gelmesi için 45 dakika uğraştım !
Yok arkadaş yok yok yok. Bir türlü gelemedi. Bunun adı da Has olsun bari. Hayatımda kimseyle böyle uğraştığımı hatırlamıyorum çünkü. Kendine çok "has" bir çocukmuş. Üstelik bunun üzerine konuşmuşuzdur hatta yanlış hatırlamıyorsam hemen gelmediğini söylemişti zaten.
   Has'ı düşürebilmek için az uğraşmadım zaten. Hatta birçok kez "aa sen bana yakın oturuyorsun gelirsin bir ara eve" demişliği vardır.
Onunla da bu muhabbetin ilerisinde bir şey yaşamamıştık. Boyu posu yerinde, birde güzel çocuk diye aklımın bir köşesindeydi sürekli. Tamam tamam bununla da hep seviştiğimizin hayalini kurmuştum.
Neden herkesle seviştiğimi düşünüyorsam bende anlamıyorum ki. Hiç kimseyle aşk hayali kurmak yok, sevgili olayım, böyle çok sevsin, şöyle güzel davransın, amanda sürprizler yapsın bana demiyorum. Hatta onun yerine böyle sevişsin, şöyle güzel öpüşsün, amanda tavşanlar gibi olsun habire hoppidi hoppidi.


   Vallahi neden böyleyim ben ya ?! Bana iki güzel söz söyleyen herkesten hoşlanıyorum. Oda yetmezmiş gibi birde üstüne seviştiğimizin hayalini kuruyorum.
Çok yakın bir arkadaşım var. Düşünceleri, hareketleri, tarzı, tavrı hatta sinirlenişi bile aynı ben. Hayatlarımız çok benziyor, ikimizde ailenin tek kızıyız, insanlara yaklaşımımız aynı. Kısaca o aynı ben, ben aynı o. Black. 
Tek farkımız o benim kadar oynak(?) değil. Kendime oynakta dedim ya helal bana.
Yani benim durumumu o kelime tanımlar mı bilmiyorum ama.. Oynak değilim aslında. Sadece elde etmek istediğimi eninde sonunda allem kallem ederek elde ediyorum. N'apıyım göz hakkı denen bir şey var. Görüyorum onları şimdi, yemesem olmaz. Gözüm kalır, memem düşer, bir yerlerim şişer cık cık cıkkk...

Neyse işte, o erkekler konusunda hiç benim gibi değil. Kızın 2 seneye yakın olacak bir ilişkisi var. Ay ne kadar tatlılar, ayy çok yakışıyorlar demek istemiyorum. O evreyi geçtim artık çünkü. "Sevgili mi? O ne?" oluyorum çünkü.
Hayatımda hiç kazık atmadığım hatta hiç kazık yemediğim tek insandır Black. Ne bileyim o ben çünkü. Ben bir şey demesem bile anlıyor, gözümün bir hareketinden ne yapması gerektiğini çıkarıp hemen yapıyor.
Ama ne zaman -özellikle de şu son zamanlarda- bir bok yesem "iyice sıçtın lan sende ohaa" diye karşılık veriyor. Öz, kanım canım arkadaşım bile bunu diyorsa "durumum o kadar vahim mi gerçekten" diye düşünmüyor değilim.
Bugün sevişmemizden tam 2 saniye sonra Black'i arayıp "Bomba geliyor, hazır ol. Has'la seviştim az önce!" dediğimde ilk tepkisi "siktir git lan salak salak konuşma" oldu.
Sonra ben vallada seviştik billada seviştik dediğimde "kuran çarpsın de lan" demeye başladı bu sefer. Harbi bak daha yeni anlıyorum hee, bu kız neden bu kadar şaşırdı ?

  Birde ben ne zaman Black'a gidip "aşık oluyorum galiba" desem ciddiye almıyor bile. Tamam ayran gönüllü olabilirim ama belki ciddiyim lan.
Has'a hissettiğim şeyleri kendime itiraf edemiyorum. Belkide itiraf etmek istemiyorum. Eğer ona aşık falan olduysam dünyanın en salak insanına dönüşeceğimi biliyorum. Bende ne kadar salağım, birisine aşık olup olmadığını bilmez mi insan ? Ben bilmiyorum işte. Zaten doğru, ben ne biliyorum ki ?
Yani ne biliyim, gereksiz yere kıskanıyorum bunu.
Hep böyleyim ben desem, diğerleri içinde aynı şeyi hissediyor olmam lazımdı. Sabahtan beri bunu düşünüyorum. Olmaz bak, hevestir belki, geçer buda diye telkinler vermeye çalışıyorum kendime ama olmuyor.
   Ne zaman "kötü hissediyorum kendimi bak bir şey olacak kesin" desem başıma muhakkak bir şey geliyor. "Onu yapmayalım içimde kötü bir his var" diyorum pat diye dediğim çıkıyor. Ne şom ağzım var yaaa. Off.
Şimdi birde "aşık mıyım ben ona acaba" diyorum. Birisini sevmekten gerçekten korkar hale gelmişim.
Ya sevgim yine karşılıksız kalırsa diyorum kendi kendime. Ya ben daha çok seversem ve yine üzülürsem ? Ya yaptığım saçma sapan oyunlarla karşımdakini kaçırırsam ?
Biliyorum kendimi çünkü.
Kendimi bildiğim içinde bu durum daha kolay geliyor bana. İstediğim kişiyi istediğim zamanda yanımda tutuyorum çünkü. Onun verdiği haz yetiyor bana.
Zaten şu zamana kadar yaptığım tek şey, ne olursa olsun işin en kolay kısmını bulup kaçmak !
Sürekli ama sürekli bunu yapıyorum. Her şeyden kaçıyorum. Geçmişimden, hayatımdan, yaptıklarımdan en önemlisi kendimden.
Şuan yaptığım şeyler aslında gayet mantıklı geliyor bana. Nede olsa "bunu yapmak istiyor musun gerçekten Pinky?" diye diye hayatımı siktim zaten.
Aman benimde nasıl bir canım varsa her şeyi yapmak istiyor maşallah.

   Bilmiyorum sanırım Has birazda Bonz'a benziyor diye ilgimi çekiyor. Yani öyle olmasını umuyorum. Sevişirken bile aynı hareketlerdi resmen.
Tamam benziyorlar ama. Kendimi kandırmayayım boşuna bu çocuğu kendisi olduğu için seviyorum sanırım. Beni süründüren, ağzıma sıçan kim varsa götünden ayrılmama gibi bir huyum var zaten.
Offf gerçekten kafam çok karışık. Başlarım böyle çetrefilli ilişkisine de, öpüşüne de, koklayışına da.

   Birde zaten hırkamın üzerine Has'ın kokusu sinmiş. Sabahtan beri üstümden çıkarmadım hala kokluyorum resmen. İyice kafayı yedim ben !



( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

1 Mayıs 2015 Cuma

Süpersin !

"Defalarca onunla nasıl sevişeceğimizi düşündüm. Tenlerimizin büyük bir uyum içinde olduğunu hayal ettim."

   Bunları telefonuma not olarak düşmüşüm bir aralar. Ama bu sevişme mevzumuz benim hayalimden dışarı çıkmadığı için not kısmında kalmıştı bu yazdıklarım.
"Bir ara muhakkak olacak" diye düşünmüştüm zaten ama bu kadar beklemediğim bir anda, hiç tahmin etmeyeceğim bir günde olacağına kanaat vermezdim.
Dün gece nasıl oldu nasıl bitti anlamadığım bir şekilde bugün sevişmek için sözleştik onunla. 
Oysaki hayallerini kurduğum zamanlarda regl olacağımı ve (onunla, ona, onu gibi sıfatlar kullanmak istemiyorum. Bunun adını AY koyuyorum. Maşallah eli yüzü düzgün gerçekten ay gibi çocuk. Biraz kambur sanki ama..) sevişmemizin o "dönemime" denk geleceğini tabi ki düşünmemiştim. Gecenin bir yarısı uykulu halimle konuşuyorduk üstelik. Kafam yerinde değil, yorgunluktan ölüyorum. 
Sabah uyandığımda ise ilk cümlem "lan ben bugün bu çocukla sevişecem mi şimdi" oldu.
Sevişeceğimiz ortamı ise -tabi ki adam akıllı bir yer olmasını beklemiyordum- bir binanın yangın merdiveni olarak belirledik. 


Yalnız şu asansörde öpüşme işlerine git gide alışmaya ve sevmeye başlıyorum. Bağışıklık kazandım resmen bkz. aaa hayır bugün asansörde öpüşmezsem günüm güzel geçmez. Lan güzel totem, tutar bu.
  Neyse, çocuk tabi sabırsız. Birde hiç ama hiç tahmin etmeyeceğim derecede utangaç. Karşımda sürekli veryansın yapan Ay gitmiş utancından gülemeyen Ay gelmiş yerine.
Çıktık yangın merdivenine ben resmen dünyanın en rahat insanı, yavşak yavşak bakıyorum çocuğun suratına. Benim bu rahatlığıma karşı tabi ne yapacağını bilemedi "bir sigara içelim mi yaa" diye sordu yavrum yazık.
Oturduk merdivene, sigara yaktı bir hamle bekliyorum ki benden devamı gelsin. Hatta hemen çocuk zevkini alsın ki bana hiç bulaşmasın istiyorum. Kan revan içinde yanına gelmişim sonuçta. 
Sonunda öpüşmeyi akıl edebildi salak. Gerçi çok güzel öpüştüğü de söylenemez. Birde bakıyorum çocuğa, ulan insan gözünü hiç mi kapatmaz. Öpüşüyoruz gözü açık. Bir ara kucağına aldı duvara falan yasladı bir şeyler yaptı zaten hiç anlamadım. 
  Ya son zamanlarda ne kadar çok karşı tarafı düşünür oldum ben be. Bende hiçbir his yok, bir kıpırdanma, bir hareket yok ama bakıyorum bebelere hepsi pilot.

Tabi ağzından çıkan iki kelime götümü gökyüzüne çıkarmaya yetti. "Süpersin Pinky"
Egomu okşaması bitmedi tabi ki, bugün tekrar mesajlaşmaya başladığımızdan beri "n'aptın sen bana ya öldüm resmen vallahi müthişti, çok güzeldi, bayıldım" demeleri bitmedi çocuğun.
Tabi beni görme, nasıl havalanıyorum nasıl havalanıyorum.
Bu bebe devamını yüzde yüz eminim ki isteyecek. Bende düşürmek istediğim birini düşürmenin sevinciyle zaten devam edeceğim.

Kısa günün, göt kaldıran mesajı; "Süpersin Pinky!" 


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )