29 Nisan 2015 Çarşamba

Sevgili ? ( IGNORED !)

"- Sevgilin yok mu yani?
 + Hayır kullanmıyorum."

  Benimle sevgili olmak isteyen birisine verilebilecek doğru bir cevap değildi tabi ki. Ama sevgili muhabbetlerini hiç kaldıramayacak durumdayım artık.
Yine öyle takıldığımız ortamlardan bir tanıdığımızın bir tanıdığı... "Pinky'i beğendim" demiş, diğerleri de çöpçatanlık yaptı aramızda.
Bizim bu salakla aramızdaki muhabbetin ilerlemesiyle birlikte "bu iş sevgililiğe gidiyor farkında mısın?" diye sordu. Farkındayım yada evet sevgili olalım istiyorum tarzında bir cevap vermek istemiyordum. Çünkü birinin benim sevgilim olmasına katlanamazdım.
"Zaman" deyip geçiştirdim sadece. Kendimi manita muhabbetlerine sokup yoramazdım.

Şuan ki halim çok rahat çünkü. Götüme birini takıp, birde onun nazını çekemem. Üstüne üstlük kimseyi sevecek durumda da değilim. Ve kimseninde beni sevmesini istemiyorum.
O sevginin altında eziliyorum, kendimi rahat hissetmiyorum.


  Zaten manyaklardan başkaları beni bulmuyor. Bu yeni ayarladıkları tam bir ruh hastası. Adamın ne yaptığı ne dediği belli değil. "Biz şuan neyiz?" diye sordu.
Anlamak için tekrar tekrar okudum salağın mesajını.
BİZ. ŞUAN. NEYİZ?.

Bir adamın böyle salak saçma bir soru sorması kadar berbat bir durum olamaz kesinlikle.
Hayatıma bu kadar fazla gerizekalı girince Bonz'u bir başka özlüyorum.
Hayır Pinky, Bonzdan bahsetmek yok !

Ağzına sıçılacak, parası yenilecek, kullanılacak o kadar fazla insan varmış ki.. "Önceden niye yememişim bu aptalları" diye düşünmüyor değilim.

  Kesinlikle fark ettim ki; Bonz'u bir başka özlüyorum. Bana yaptığı onca şeye rağmen.. ulan bilmiyorum işte olmuyor kimse onun gibi.
Öpüşü, kaşı, gözü, eli, yüzü, her şeyi bir başkaydı piçin.
Lan daha yeni demedim mi ben ondan bahsetmek yok diye.

Neyse, neyse...
  Tribe girmek istemiyorum bu saatte. Pms dönemine girdim zaten her şeyi o kadar dramatize ediyorum ki. Bir sinirliyim, bir ağlamak istiyorum, bir çok mutluyum.
Normalde zaten dengesiz bir insanım hele hele bu haldeyken ben bile kendimi çekemiyorum.


Şimdi bu bana ayarlamaya çalıştıkları çocuk; kuzenimin sevgilisinin, kuzeni.
(Kuzenimin sevgilisi, ımmmm Polonyalı olsun bana ayarladıkları -artık müstakbel manitam- gerizekalıda Kumral olsun. Çok yaratıcı nickler farkındayım -.-)

  Polonyalı mesaj attı bana dün öğle sıralarında. "Hazırlan seni almaya geliyoruz" diye. Haydaa birde gel bunlarla uğraş. "İyi güzel, gelin" dedim bende mecburen. Benim tabi ki canıma minnet, nerede gezme olsun hemen atlıyorum içine.
Biz bu Kumrallada baya baya konuşuyoruz aramızda bir şeyler olacağı zaten belli.
Allah'ımmm ama çocuk ne kadar salak. Ya anlatamam, salaklıkla akıllılık arasında ince bir çizginin üzerinde çocuk.
Piçten hoşlanmıyorum diyemem şimdi. Gayet boyu posu, tipi yerinde. Üstelik kumral!! En SEV-Dİ-ĞİM-DEN!

  Ama saçma bir salaklık var çocukta. O kadar saçma sapan sorular sorduğuna şahit oldum ki. Nedendir anlamıyorum bu salaklıkları çocuğu baya baya tatlı yapıyor. Arabadayken, yanındayken, nerede olursak olalım deli gibi eğleniyorum. Birde hareketleri, espri tarzı, eğlence anlayışı resmen ben!
Her güldüğünde, espri yaptığında elini havaya kaldırıp "beşlik" çakmamı bekliyor. Bunu yapan tek gerizekalılar umarım biz değilizdir.
Yemek yemek için bir yere çektik arabayı, kuzenimle Polonyalıya "siz inin arabadan biz Pinky'le bi'şey konuşcaz". Düşünüyorum "ulan" dedim "sevişicez mi acaba. Şimdi burda da olmaz yani, etrafımız insan kaynıyor. Çocukta salak yapar mı yapar. Gözlerimin içine niye bakıyor bu şimdi benim. Çok ciddi duruyor birde. Bakıyım eli pantolonuna falan gidiyor mu. Fermuarını falan açarsa şimdi. Yooo, baya baya bir şeyler anlatıyor... Nee?? Sevgililikten mi bahsediyor o. Ciddi ciddi sevgili mi olucaz yani? Sıçtın Pinky, aldın başına bela."

Ben bunları düşünürken o hala salak salak suratıma bakıyordu. Az önce sevgili olmak istediğini falan söyledi sanırım. Ay birde "benimle çıkar mısın" diye sormamıştır inşallah. Arabadan inip direk gitsem mi acaba? Oda olmaz ki saçmalama ya. Bir düşüneyim ne dedi, ne dediii.
Çok kıskancım ben, etrafında çok fazla erkek olsun istemiyorum. Haaa dur lan güvenmiyorum ben sana dedi. Buradan yürürüm ben buna.

"+ Nasıl güvenmiyorsun ya sen bana? 
- Ya bana göre etrafında bir sürü erkek varmış gibime geliyor. Benim bilmediğim yerleri biliyorsun.
+ Sen salaksan ben n'apayım yani. Bir gittiğim yeri unutmuyorum ben çünkü. 
- Ben buyum işte. Şimdi biz neyiz.
+ Hay senin soracağın soruya sokayım. Bana karışamazsın öyle bunu bil yani. İstediğimi yaparım, istediğimi söylerim. Yok kıskancım yok şöyleyim yok böyleyim deme boşuna bana. Ben nerede ne yapmam gerektiğinin bilincindeyim. Tamam çok cıvık olabiliyorum bazen ama yani şende çok şey yapma.
- Ne yapmayayım?
+ Şey yapma işte bilmiyorum. Sus. Oda boka da trip atma. Ya yemin ederim karı gibisin. Ben bu kadar sorun yapmıyorum ya."

Önce bir kaç dakika sustu. Bende onu izledim. Harbi harbi güzel çocuk. Zaten salaklığı da burdan geliyor bence. Yakışıklı olduğunun farkında kendini geliştirmemiş. Ama oda değil, kültürlüde bir çocuk. Malın teki ama tatlı bir mal.
Sonra birden bana döndü;
"- Saçım çok kötü duruyor, şuan gerçekten çok sinirliyim saçım kötü olduğu için. Hatta içeri bile girmek istemiyorum.
+ Bu senin sinirli halin mi ?
- Evet.
+ Ağzını yüzünü kırmadan in şu arabadan" 

  Yemekleri beklerken bir arkadaşımız eve çağırdı. "Grinin Elli Tonu'nu izliyoruz gelin." Sikecem artık bunların bitip tükenmeyen fantezilerini. Ya yemin ederim adam akıllı kimse yok etrafımda. Kuzenimi çektim kenara "eve falan gitmeyelim ayağım kokuyordur kesin." Aldığım cevap aynen şöyle; "aslaaa gitmeyelim yemin ederim evdeki herkesi öldürürüz. Benimde bok gibidir şimdi ayaklarım sabahtan beri ayakkabının içinde."
Benim mal Kumral bizim fısır fısır konuşmamıza trip atmaya başlamaz mı birde. O salak trip atarken kuzenimle Polonyalıya sövüyorum bende "Allah'ın belaları başıma musallat ettiniz şunu ne salak çocuk" diye. Eve gitmekten vazgeçtik, tenha bir yere gittik bu sefer.

Regl oldum olacağım, baştan aşağı österojen salgılıyorum. Bir iki öpüştük kesmedi. Arabanın arkasında da onlar var hepimiz aynı yerde sevişsek olmaz diye dışarı çıktık. Kuzenimin bana bu çocuğu ayarlarken söylediği ilk şey "bak hemen oral yapma bu çocuğa sakın. Polonyalıda benden ister sonra hemen yapmak istemiyorum. Ciddi düşünüyorum bu çocukla." olmuştu. Tamam dedim kendi kendime biraz elleşiriz  yeter.
Yok arkadaş çocuk benden beter çıktı. Habire eli üstümde. Sürekli elleşmek öpüşmek istiyor. Bende mıç mıç ilişki hiç sevmem.
Çok fazla ileriye gitmeden hadi dedim gezelim biraz daha. Bizim Kumral çoştu; aşkımlar, canımlar, bitanemler, bebeğimler havada uçuşuyor.
Yanından ayrılalı bak yemin ediyorum 2 dakika olmadan arayıp "seni çok özledim" bile dedi. En son kendime sövüyordum bula bula bu malı mı buldun diye.


***

  Çocuğa boşuna salak demiyorum ben. Mesaj atmış az öncede "xxx ile kaç kere aynı ortamda bulundunuz." Sorduğu çocukla o aynı yerde çalışıyor, bizde yakınızdır o çocukla. Birlikte kalmışlığımız, içmişliğimiz var. Hatta az daha zorlasak o sorduğu çocukla sevişmiş bile olacaktık yani.
Gerçi oda haklı güvenilecek bir yanım yok hakikaten. Şuan bu Kumralla sevgiliyiz ama değiliz. Yani ona göre sevgiliyiz bana göre değiliz.
Gel dedim mi gelsin git dedim mi gitsin, her istediğimi yapsın, güzel sevişsin, yanında güleyim, eğleneyim yeter bana.
Çünkü "ciddi ilişki" modunda hiç değilim hatta hiçte olmak istemiyorum.
Bundan önceki "devamı olacak bunu saymıyoruz" diye sözleştiğimiz ayıyla zaten hiç görüşmüyoruz. Bir iki mesajlaştık falanda devamı gelmedi. Onuda çokta umursamadım zaten. Hemen yerini doldurdular üstelik.

Salak falan ama güzel öpüşüyor en azından.


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

19 Nisan 2015 Pazar

#SexyBack

Belkide hiç bilmediğim bir kişiye dönüştürmüş hayat beni, ben farkına varamamışım. 

  İkimizde hiçbir şey hissetmeden sadece kendi zevklerimizi düşündüğümüz için bir araya geldik. Daha eve çıkmadan asansörün içinde beni kucağına alıp öpmesiyle belli etmişti sabırsızlığını. Hiçbir şey söylemedim, hissetmedim, düşünmedim.
Bundan yaklaşık bir hafta önce tanıdıklar vasıtasıyla tanıştık. Yine hayatımda birileri pezevenkliğimi yapıyor. Gecenin bir yarısı kafamız güzel halde dışarı çıktığımızda yanımıza gelmişlerdi. O günde şansa nasıl yağmur yağıyor sucuk gibi olmuşum.
Kuzenime söylemiş birkaç gün sonra "Pinky bana bakar mı?" diye. Hayır öyle egoları olan biriside değilim aslında, çocuğu ilk defa görmeme rağmen zaten boynuna atladım.
   Adımın geçtiği her yerde "Pinky deli kız, çok çılgın o, onunla uğraşmak zordur" muhabbeti dönüyormuş hiç haberim yok. Zaten beni de çocuğa çeken buymuşta bilmem ne.
Gururumda okşanmıyor değil açıkçası, insanların ilgisinin üzerimde olmasını seviyorum çünkü.
Zaten normalde fazlasıyla rahat bir insanım. Düşünmüyorum etrafımdakileri. "Ne derler, ne düşünürler" umursamıyorum. "Ben bunu istiyor muyum?" diye soruyorum önce kendime. Enine boyuna düşünmüyorum, sonu ne olur diye tartmıyorum. Ki düşünsem bile canım sıkılır. İstediğim her neyse yapıyorum sadece onu o an.
  Dünde aynı bu şekilde yaptım. Bir beklentim yoktu, ona karşı bir duygum yoktu. Üstüne üstlük sevgilim olmasını falan istemiyordum.
Çünkü insanları ne zaman bir adın altında himayenize alırsanız işler o zaman ciddileşmeye başlıyor. Ve bende hayatı ciddi yaşayacak en sonuncu insanım. İstediğim gibi davranmayı seviyorum çünkü.
Olur olmadık herkese bağlanan, herkesten hoşlanan bir ruh hastasıyım zaten. Aynı şekilde olur olmadık her şeyi ama her şeyi kafama takıyorum. Birde önemsiz olan şeyleri ciddiye alarak yaşarsam daha fazla deliririm.
   Hele şu son zamanlarda o kadar çok boşvermişim ki. En yakın arkadaşım bile "valla Pinky ben bile anlamıyom artık sen napıyosun diyecek bişeyde bulamıyorum sana" diyor.
Ne yaptığımı ben bile çözemedim, bir başkasının anlamasını zaten beklemiyorum.


  Aslında bu yazıyı "neden hiç mutlu bir yazın yok" tepkilerini çok fazla almaya başladığım için yazmaya karar verdim. Birde üstüne oturup düşündüm "ulan harbi mutlu olmuyor muyum ben hiç?" diye. Bak harbi harbi düşündüm bunu.
Yani evet, mutlu olduğum zamanlar tabi ki oluyor. Her şeyin içinde bir sululuk yapıyorum, olayları nasıl eğlenceli hale getireceğimi çok iyi biliyorum. Sürekli mutsuz mutsuz ortalıkta dolaşan biriside değilim.
Gelip geçici ama her şey bana göre. Mutsuzlukta bir yere kadar mutlulukta.

  Ben nereden geldim bu konuya?
Adamla amacımız zaten sevişmek diye düşündüğüm için hiçbir şey hissetmemeyi tercih ettim direk. Çünkü biliyorum kendimi, kafaya takarsam içim içimi kemirir. Pişman oldum mu ? Tabi ki hayır!
Pişman olmamı gerektirecek bir durum zaten yok. Hatta "pişman olmam gerekli mi" diye düşünmem saçma olur.
Ben hayatımda birisi varken bile karşımdakine çok uzun süre sadık kalamıyorum zaten. Yani hep bir "aman etrafımda insanlar olsun, aman eğleneyim, uçayım, kaçayım" kafasındayım.

***

  Ya ben, yaşadıklarımı anlatmayı seviyordum kendimi anlatmayı değil. Neyin tribine girdim, nereden aklıma esti kendimi anlatamaya başlamışım anlamadım hiç.
Neysee,
"Bunu saymıyoruz" diyerek ayrıldık. Buda demek oluyor ki "bu daha başlangıç..."


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )




13 Nisan 2015 Pazartesi

Sana Geri Mi Dönüyorum Yoksa ?


  "Hayatımı siktin bıraktın lan. Buna rağmen bir kere bile beddua etmedim sana. Bir kere bile kötü söz söylemedim. Hep sevdim ben. Her şeyine katlanarak sevdim. Senden sonra bin kişi girdi hayatıma. Kimsede seni bulamadım. Kimsede sana hissettiklerimi bulamadım. 
İnsanın sevgisi hiç mi azalmaz. Azalmıyor işte. Bu sıçtığımın kalbi, aklı unutamıyor seni. Gün geçtikçe daha çok seviyorum. Her adını duyduğumda sol tarafımda bir şey sızlıyor. Nefesim kesiliyor, beynim duruyor. Bekliyorum hala.. gel bir gün diye. Gel de kurtar beni tüm aklımı kurcalayan şeylerden. Gel ulan, unuttur yine bana bildiğim her şeyi. 
Kimseyi seni istediğim gibi istemiyorum. Sen ol bir tek yanımda, aklımda, kalbimde. Başka kimseye ihtiyacım yok ki zaten.
Sen gel, yine öpeyim elmacık kemiğinin üstündeki gamzeden. Sen gel yeter ki, ben bırakayım yine her şeyi. Yanımda nefes al. Kollarımda uyu. Geberene kadar içelim dolu sigaraları yine. 
"Gel bir sarılayım, öpeyim seni" de. 
Artık kavga etmem seninle gerçekten. Hiçbir şey demeyeceğim artık sana. Nasıl istersen öyle olsun her şey. Sen yeter ki benimle ol. Hep benimle kal.."
Ahh, hayır bunların hiçbirini söylememem lazım. Baştan alayım.

   "İstanbul'a dönmüşsün Bonz. Gördüm seni, aklıma geldin....."
 Her an aklımda olduğunu kendisi zaten biliyor buda olmaz!!

   "Bugün seni gördüm."
Ee napıyım? Olmaz salakça bir cevap alabilirim. Başka, başkaa..

  "Nasılsın?
Daha saçma bir şey soramazdım kesinlikle. Bunca zaman konuşma, görüşme hayatının içine sıçıp öyle git sonra nasılsın? İyiyim aşkım demesini bekliyorum sanırım. 

   "Nasıl gidiyor?"
Senin salaklıklarını izliyorum şuan. Senin nasıl gidiyor?

   "Dün gece rüyamda gördüm, iyi misin diye sorayım dedim. Kötü gördüm birde ya bilirsin çıkar rüyalarımda. Çok merak ettim o yüzden."
O ne öyle damdan düşer gibi. DE-ĞİŞ-TİR!

   "Ya mala ihtiyacım var sen bulsana bana. Sonra iyiliğinin karşılığını veririm canısı ;)"
Oha Pinky, OHA!

   "Ne demem gerektiğini gerçekten bilmiyorum. Seni gördüm birkaç gün önce. Aklıma başka yapacak başka bir şey gelmedi. Biliyorum çok kötü gittim hayatından. Ama birimizin bunu yapması lazımdı, bana yaptıklarına daha fazla katlanamazdım. Neyse, döndün sanırım sen. Ne var ne yok?"
Bu çocuk askerlik arkadaşımdı da benim haberim mi yoktu lan? Kendimden nefret ettim resmen ağzına sıç sonra "ne var ne yok?" Tam yavşak ağzı. 

**

  Doya doya onun yüzüne bakabilmem için arkama dönüp onu izlemem gerekti. 1,5 yıl sonra ilk defa gördüm Bonzu. Doğru düzgün giyinmeye başlamış. Bakmaya doyamadım.
Kokusu geldi burnuma o sıra. Burnumun sızladığını hissettim. Ne yapmam gerekiyordu?
"Yanına gitsem mi?" diye düşündüm. Ama ne diyecektim bilmiyordum bile.
Uzun zaman sonra onu görmüştüm.. kitlendim o an. Oturduğum yerden kalkamadım. Ağlamak istedim. Toplu taşımada olduğumu, etrafımda insanlar olmasını umursamaksızın.
Koşup boynuna sarılasım, sarılmaktan kaburgalarını kırasım geldi.
Arkasından bakmak dışında hiçbir şey yapamadım..

Malum bendeki akıl, haliyle eksik. "Ne yapayım?" diye düşünürken ilk aklıma gelen şeyi -facebooktan eklemek- yaptım.
Üstünden 3 gün geçmesine rağmen isteğimi kabul etmedi. Bilerek mi kabul etmiyor diye tribe girdim bu sefer. Oda yetmedi Bonz? diye mesaj attım üstüne.
Dedim akıl işte bende eksik biraz diye, okuyup okumadığını görmek için yapıyorum bunuda. Az önce baktım tam 11 saat önce atmışım mesajı ama hala okumamış.
Ben ekleyeceğim yetmeyip üstüne mesaj atacağım oda beni takmayacak. Rüyamda görsem inanmam. O kadar eminim geri dönüş yapacağından. Ama işin içinde bir ibnelik var hala çözemiyorum.

Neyse, en fazla ölmüştür.





( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

4 Nisan 2015 Cumartesi

eat that pussy.

"Ve bir gün Bonz'a aşkla değilde acıyarak bakacağım."
  Yıllar önce artık ne düşündüysem, ne hissettiysem yazmışım bu cümleleri.

   Sanırım Mart ayları... Cumartesi günü.
Hep giyinmesini istediğim gibi giyinmiş karşımda duruyor. Üstünde beyaz gömlek ve deri ceket, altında ise kot pantolon.
Onu öyle gördüğümde nefesimin kesildiğini hatırlıyorum.

  1 gün öncesi ;

"+Hayır ev olmaz. Gör bakalım neler değişmiş, ben nasıl değişmişim.
- Nereye götüreceksin beni Pinky ya. Bak yan binada boş ev var oraya gidelim.
+ Olmaz diyorum. Yarın hazır ol. Asıl Pinky kimmiş öğrenir ona göre davranırsın bundan sonra.
- Tamam güzelim."

   Ertesi gün öğleden sonra buluştuk onunla. Aşağıya indiğimde o çoktan gelmiş beni bekliyordu. Beni görür görmez suratına kocaman bir gülümseme yerleştiriyor ve sigarasını yere atıp söndürüyor. Durup onu izledim birkaç dakika öylece.
O gün sadece, onunla evde birlikte olmak istemediğim için dışarı çıkmayı teklif etmiştim. Ama gittiğimizde nerede sevişeceğimizi hiç düşünmemiştim bile. Çünkü tek amacım evden uzaklaşmaktı.
Sonunda istediğimiz yere gelmiş pub'lardan birine oturmuş içmeye başlamıştık.

"- Vay vay vaay buralarda takılıyorsun demek. Param yok yalnız getirdin de beni buraya.
+ Zengin olan sensin birde anlamıyorum ki. Bendesin burada sorun yok. Azıcık insanlık gör."

  Onun karşımda bu kadar ezilmesi aslında bir yandan hoşuma gidiyor bir yandan da egomu tatmin ediyordu. İstediğim şey sonunda olmuştu çünkü.
Yolda gelirken hatta o masada otururken bile telefonum hiç susmamış, bir sürü insan arayıp nerede olduğumu sormuştu. Laf arasında "benim sevgilim olsaydın etrafında bu kadar insan olmasına izin vermezdim" demişti. "Ama sevgilin değilim farkındaysan" diye karşılık verdiğimde ise sadece susmuştu.
Bu konuşmalar sırasında ise hala aklımda onu nereye götüreceğim vardı. Birkaç dakika sonra pub'ın sahibi beni görüp yanımıza geldi.

"-Ooo, Pinky hanım göremiyoruz uzun zamandır, nerelerdesin ?
+ Bildiğin gibi ne olsun. Geldim işte buradayım bak!"

Bunları konuşurken çoktan birbirimize sarılmış ezik Bonzla mekan sahibini tanıştırmıştım.

"Hadi bakalım, takılın siz keyfinize bakın. Bir şey olursa buralardayım" deyip yanımızdan ayrılmıştı mekan sahibi.

"-Böyle adamlarla mı takılıyorsun lan sen. Muhakkak bir çıkarı vardır. Benden söylemesi.
+ Senin en büyük hatan diğer insanları kendin gibi sanman. Hiç kimsenin burada benden bir şey beklediği yok. Kimsenin bir çıkarı yok merak etme. Herkes senin gibi düşüncesiz değil."

   Gerçekten de öyleydi. Birkaç kere mekana gidip takılmıştık. Sonra muhabbet koyulaşınca iyi olmuştum oradaki herkesle.

"Neyse kalkalım hadi, daha işlerimiz var" deyip masadan kalkmıştım. Kasaya gittiğimde ise mekan sahibi yanıma gelmiş hesap olmadığını söyleyip bana her zamanki kıyağını çekmişti. Yine sarılmış ve giderken de ;
"-Yanındaki gavatı hiç sevmedim. Halledelim onun işini istersen. 
+Yok yok. Bugün onun ipini çekiyorum zaten bende, anladın sen"

   Pubdan çıktığımızda da nereye gideceğimiz hala bilmiyordum. Bir anda, bazı akşamlar kaçamak yaptığımız park geldi aklıma. Oradan daha iyi bir yer kesinlikle bulamazdım. Onu parka götürdüğümde ise "ne alaka?" der gibi yüzüme bakıyordu.
Yukarıyı işaret ettiğim zaman küçük kulübeyi görüp gülümsedi..
Kulübeye girdiğimizde ışıkları bulmaya çalışıyordu.
"Hayır açmıyoruz ışığı"
  O andan sonra 2 saat boyunca birlikteydik. Bir ara dışarı çıkıp, bir şeyler sarıp dumanladığımızı hatırlıyorum. Birbirimizden daha güzel olan kafamızla sevişmeye devam etmiştik.
En sonunda dışarı çıkıp oturduğumuzda ise benim salak Bonz her şeyi dökülmeye başlamıiştı.

"-Böyle büyüdüğünü, böyle değiştiğini hiç düşünmemiştim. Bir şeyleri başarabildiğini, kendi başına kimsenin yardımı olmadan yaşayabildiğini görmek güzel.. ama benim için kötü bir durum. 
+ Bunda seni etkileyen bir durum olduğunu düşünmüyorum. Seninle yapacağımız şeyler hala devam ediyor. 
- Hayır. Aynı sen değilsin artık. Benim yaptıklarımı bana yapıyorsun ve bu ne kadar kötü hissettiriyormuş anlamış oldum.
+ Kafan güzel olduğu için böyle konuşuyorsun. Birazdan pişman olacaksın bak konuşma bence böyle. "

Ben bunları söyledikten sonra ayağa kalkıp birkaç kez yerinde gidip gelmeye başladı. Bir şey söyleyecek gibi ağzını açıyor sonra vazgeçiyordu. Bir süre elleri saçlarının arasında bekledi ve sonunda ağzındaki baklayı çıkarmayı başardı.

"- Pişman olmam.
+ Bu kadar saattir bunu söylemek için mi bekliyordun yani?
- Bölme. Dinle beni. Yanımda olmanı istiyorum sürekli. Her söylediğimi yapman hoşuma gidiyor. Ulan hiç kimsenin düşündürmediği kadar düşündürüyorsun beni. Ama artık sen eski sen değilsin. Sırf benim istediğim için yaptığın şeyleri artık kendin için yapıyorsun. Ben umurunda değilim artık farkındayım. Seni soktuğum ortamlarda bile sen hep aranan kişisin.
+ Ne yani bu şimdi ? Senin pabucun dama atıldı diye mi üzülüyorsun ? 
- Ya mal mısın sen? Onu mu diyorum sana.
+ Hala aynı olmamı beklemen çok saçma. "Sevgilim olsaydın" dedin ya, dua ediyordum içimden "ahh, keşke olsam" diye. Ama yapamayız. Seninle hiçbir bok olamayız. Şuan ben bu haldeysem eğer senin yüzünden. Beni sen bu hale getirdin. Memnun değilsen sen düşün."


Uzunda bir süre sustu ve hiçbir şey söylemedi.

"- Bu hep bana böyle davranacağın anlamına mı geliyor yani?
+ Sende değişmişsin bak. Böyle cümleler kuramazdın sen.
- Dalga geçme lütfen.
+ Lütfen ?!!? (yüzümü buruşturarak ona baktım) Bu kadar düşünme bu durumu istediğin buydu ve oldu işte.
- İstediğim bu değilmiş belkide. Sevişmek için beni nerelere getirdin bir baksana.
+ Yanlış. Sevişmek için değil, her şeyi görmen için. 
- Gördüm işte. Bir sikimede yaramadı."


Hiçbir şey söylemeden ona bakıyordum sadece. Onun karşımda bu kadar üzülmesi hoşuma gittiği içinde daha fazla acı çektirmek istiyordum -ki başarmıştım da.

"+ Sen, bence koyun gibi olmamı istiyorsun. Gel Pinky, git Pinky.. yap de yapayım, otur de oturayım, kalk de kalkayım. 
- Ben bana aşık Pinky'i istiyorum sadece.
+ Sana hala aşık olmadığımı nerden çıkardın?
- Aşık olduğun zamanlarda ki gibi davranmıyorsun çünkü.
+ Çünkü akıllandım. Maalesef canım, senin aşkın karın doyurmadı." 

Ne dediğimi, ne yapmaya çalıştığımı çözmek için yüzüme baktı dakikalarca. Bu durum onun hoşuna gitmiyordu, biliyordum. Hatta canını yakıyordu böyle davranmam farkındaydım. Ama bir kere bile olsa bunun tadını çıkarmam lazımdı.

"- Düzelecek misin?
+ Salak mısın sen ya? Ben zaten düzgünüm aptal saptal konuşup durma karşımda.
sadece sustu...
+ Bak Bonz bana aşık numaraları yapma tamam mı? Senin söylediğin hiçbir şeye inanmam bu saatten sonra. Hiçbir istediğini de yapmam. Ancak ben istersem yanımda olursun, ben istemediğim zaman gözüme bile gözükme."


  *** 
  O gün onu verem ettiğim yetmezmiş gibi birde parası olmadığı için cebine para koyup yollamıştım. Karşımdaki o ezilmeyi o zamandan sonra her saniye, her dakika yaşamıştı.

O kadar çok özledim ki O'nu.
Hayatımda kimseyi bu kadar özlemedim. Kimseyi -maalesef- bu kadar çok sevmedim.

O günden sonra hayatıma kim girerse hep aynı davrandım. Kim olursa olsun umursamadım.
Yan etkileri olacak ki, bana güzel bir kelime söyleyen herkese bağlandım.
Hayatıma giren herkesi hep cezbediciliğimi kullanarak elde etmeye çalıştım.
Belki işe yaradı belki yaramadı, bilemem.

Ama o, cebine koyduğum paranın cezasını bana birkaç ay içinde seviştikten sonra yanıma 3 sigara bırakarak ödetmişti.
Beni O bu hale getirdi.
İleride O'da bunun cezasını çekecek.
Çünkü;
Elleriyle bir şeytan yarattı haberi bile yok..



( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )