29 Mart 2015 Pazar

Ben Yalnızken Daha Iyiyim..

   Gerçekten çarşamba günüydü ama saat beş değildi. Ve maalesef sabah değilde, akşamdı. Biraz kafayı bulmak için hiç kimseye söylemeden dışarı çıkmıştım. Kulaklığımda ise Beatles'ın "She Is Leaving Home"  şarkısı yankılanıyordu. "Nine o'clock" dediği bölümü duyup yüzüme bir tebessüm yerleştirdim, çünkü saat dokuzdu.
Güzel bir tesadüftü.
Her zamanki gibi Antalya'nın normal gecelerinden birisiydi benim için. Hiçbir beklentim olmadan beach clublardan birisine gitmeye karar verdim. Bulunduğum yerden biraz uzak olmasına aldırmadan yürümeye başladım. Gerçekten her şeyden uzaklaşmam lazımdı.
   Evde babamı aldatan annemi, annemin sevgilisini ve bir arkadaşını bırakmıştım. İstanbul'da ise annemi aldatan babamı..

Telefonu kim ararsa arasın açmamaya kararlıydım ama arayan Bonz olduğu için açmamak elimde değildi. Ben gittiğimde neler olduğunun havadislerini vermek için aramış, kafası her zamanki gibi güzeldi. Laf arasında bensiz tatilin çok kötü geçtiğini de söylemişti.
"Burada hiçbir bok kullanmadığım için çok mutluyum. Rahat bırak bari kafamı dinleyeyim."  dedim.
Onu bile çekecek durumda değildim. Gerçekten tek başıma biraz kafamı dinlemem gerekiyordu.
"Ama özlüyorum seni, öyle deme" dedi. Sesindeki masumluğu hissedebiliyordum.
"Seninle uğraşacak halim yok. Sonra konuşuruz." deyip telefonu suratına kapattım hızlıca. Onunla konuşmam bitene kadar istediğim yere de gelmiştim. Sahil boylu boyunca clublarla doluydu, ben ise tercihimi en sona giderek kullanmıştım.
  Yine telefonum deli gibi çalmaya başlamıştı, bu sefer arayan annemdi. Clubdan içeri girerken "görüşürüz" diyerek telefonu kapattım. Müthiş gülümsemesiyle çok tatlı gözlüklü bir garson karşıladı beni.
Gürültülü müziğe rağmen barmenin önüne oturmuş, redbull-votka istemiş, sessizce içmeye başlamıştım. O gürültünün içinde kendimi kaybetmek istiyordum sadece, sessiz sakin bir yere gitsem kafayı yiyeceğimi biliyordum. Art arda çalan telefonum sakinliğimi bozmayı başarmıştı, arayan yine Bonzdu. 3. aramasından sonra dışarı çıkıp telefonu açtım. Müziğin sesini duyması için kapıdan çıkmadan telefonu açmıştım bilerek.
"Dışarıda mısın lan sen" diye bağırmaya başladı direk. Normalde olsa bu yaptığı hoşuma gider "ayyy nasılda düşünüyor beni canımın içi" diye aşk naraları atardım. Ama o an onu dinleyecek halim yoktu.
"Ya bir kere olsun sus ya, rahat bırak beni" 
"İyi Pinky" deyip telefonu suratıma kapatmıştı. Umursamadım çünkü biliyordum yine arayacaktı. İçeriye geçip barmenin önündeki yerime yerleşmiştim tekrardan.
Birkaç dakika sonra beni kapıda karşılayan garson yanıma geldi;
"Buyurun sizin için" 
Bu ne ? dermiş gibi çocuğun yüzüne baktım. "Şuradaki beyefendi gönderdi. Sizin için."
"Hiç havamda da değilim ama ver neyse içeyim. Ne o??" 
"Bedava içki" diyerek saldırdım bardağa hemen. İçkiyi teşekkür etmek manasında gönderen adam doğru yöneltip kafamı salladım, oda bana aynı şekilde karşılık verdi. Alıcı gözüyle bakınca hoşta bir adamdı aslında. Ama anlamadığım o kadar taş gibi hatunun arasında neden benimle ilgilendiği, böyle bir jest yaptığıydı. Yaşananlara çokta kafa yormak istemiyordum açıkçası. Kendi içkim bittiği için o adamın gönderdiğini içmeye başladım...
  Sabah güneş doğmaya yüz tutmuşken hemen hemen kimse kalmamış, herkes gitmişti. Bense o saate kadar bin tane insanla muhabbet etmiş, deli gibi dans etmiş ve bir sürü içkiyi birbirine karıştırmıştım.
Aslında sevdiğim özelliklerimden biriside sarhoş olamamam. Hayvan gibi içmiş, o kadar içki karıştırmış olmama rağmen bünyem sağlamdı.
Club da çalışan herkesle güzel bir muhabbet yakalamış hatta bir sürü insanı içeri çektiğim için ödemem gereken hesabı bayaa bir düşürüp bana kıyak geçmişlerdi. Bu sırada tabi ki o gözlüklü garsonla aramızı ısıtmış, konuşmaya başlamıştık.
Orada kalan son kişide bendim haliyle. Üstüne üstlük enerjim hala bitmemiş, yerimde duramıyordum.

"- Pinky sen n'apıcaksın şimdi?
+ Eve giderim başka bir işim yok ki. 
- Vaktin varsa biraz sahilde oturalım, bizde çıkıyoruz zaten birazdan.
+ Olur"

   Benim tabi ki canıma minnetti. Birlikte sahilde yarı çakıl yarı kumların üzerine uzandık. Güneş yavaş yavaş yüzünü göstermeye başlıyordu. O an hayatımda gördüğüm en güzel manzaranın o olduğunu düşündüm. Karşımda deniz, tepede yeni doğmak üzere olan güneş ve yanımda çok tatlı bir çocuk vardı.

"+ Seni ilk gördüğüm de Harry Potter'a benzettim biliyor musun?
- Gözlüklerim yüzünden değil mi" deyip suratına kocaman bir gülümseme yerleştirdi. Gamzeleri belirginleşmişti.
"- Aslında onun gözlüklerine benzemiyor ama..." birden sustu. Neden sustuğunu sorarmış gibi yüzüne baktığımda ise;
"- Çok güzel gözlerin var. Nasılda güzel izliyorsun beni öyle" dedi ve devam etti ;
"Eee, senin hikayen ne peki ? Bütün gece yalnızdın bunun bir sebebi olmalı."
"+ Aslında yaşadıklarımı anlatmayı seven birisiyim ama boşver sen benim hikayemi."
Hiç üstelemedi. Eğer anlatırsam üzüleceğimi bildiğini tahmin edebiliyordum. Sanki içimden geçenleri duymuş gibi;
"Üzülmeni istemiyorum. Gülümsemek çok yakışıyor çünkü sana."

   İki saat kadar çok güzel muhabbet etmiştik. Güneş çoktan doğmuş etrafı aydınlatıyordu.
Biraz sonra ise önce gözlerimiz sonra dudaklarımız birleşmişti....
Daha sonra ise beni eve bırakmıştı ve ben eve adımımı atar atmaz direk uyumuştum. Müthiş bir sevinç vardı içimde.
Öğleden sonra uyandığımda ise telefonumda "bir an önce dön şu siktiğiminin şehrine"  diye bir mesaj gelmişti Bonzdan.

  ***
GÜNÜMÜZ... 

  Yaklaşık üç sene kadar önce yaşamıştım bunları. Şimdi ise bir tesadüf konuşmaya başladık öylesine o "gözlüklü garsonla".
"Seninle ilgili hatırladığım en önemli şey güzel gözlerin, kızıl saçların" dedi. Demek ki unutmamış.

Konuşma ilerledikçe dahada iyi hatırlamaya başlamıştım o günü.
Beni ilk aldatan anne ve babam olmuştu. Gördüğüm ilk aldatma onların birbirini aldatmasıydı.
Sonra bende o kervana katılmıştım yavaş yavaş. Hayatıma giren kim varsa inceden aldatıyordum hepsini.
"Ben yalnızken daha iyiyim" derdim hep. Ama bu yalnızlık etrafımda hiç insanın olmaması değilmiş yeni anlıyorum. Duygusal olarak birisine bağlanmayı beceremiyorum.
Öyle ki etrafımda insan olmadığında yapamıyorum. İnsanları tanıyayım istiyorum, farklı hayatlarında tadına bakayım.
İnsanlar neye üzülüyormuş göreyim istiyorum. Dertlerini dinleyeyim, ne düşünüyorlar anlayayım.

Ama hayatımda duygusal bir bağla bağlandığım birisi varsa kendimi kaybediyorum, yolumu şaşırıyorum. Özgürlüğüm elimden alınmış gibi hissediyorum.
Çünkü ben buyum.

Bu arada, benim o çocukta hatırladığım en önemli şey ise; çok güzel öpüştüğü...


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

27 Mart 2015 Cuma

Bilmeden, Farkında Olmadan Saçmalanmıştır !


  Ne yapmam, nasıl davranmam, nasıl hareket etmem gerektiğini bilmediğim bir dönemdeyim yine. Daha önce kendimi bu kadar dağıttığımı hatırlamıyorum. Beden olarak hep bir yerlerdeyim ama ruhen orada mıyım değil miyim bilmiyorum bile. Kafam hep başka yerlerde ama ne düşündüğümü de bilmiyorum.
  Hep dağınığım sanki. Kime ne anlatsam kime ne desem şaşırıyorum. Kelimeleri seçemiyorum. Böyle bir dönemden yine geçtiğimi hatırlıyorum. Anti-depresanlarla ayakta duruyordum o zamanlar. Sonra zaten yapmadığım şey kalmamıştı.
  Her zaman tarihin tekerrür ettiğine inanmışımdır. Ama bu seferde öyle olsun istemiyorum.
Sürekli midem ağrıyor. Yaşlandım amk.
Ulan küfür etmiyim demiştim. Tribe girdim iyice.
Birde pms dönemi çok zor... Hormonlarım her şeyi en hat safhada yaşıyor anasını satıyım. Ya çok sinirliyim ya çok mutlu yada çok üzgün..

  Şu son dönemlerde yani yaklaşık 2, 3 haftada çükü olan herkse yürüdüm. Böyle takılmayı özlediğimi fark ettim. Sonra sıkıldım falan, vazgeçtim.
  Mavide terk etti beni. Güvenememiş bana. Oysa ki, dünyanın en sadık insanıyım (!)

Yani bir bakıma iyi de oldu. Çünkü aklımda ne Hayal kaldı ne de Mavi. Arada Hayale yazmayı düşünmüyor değilim. Koskaca 1 yıl neredeyse. O kadar yaşanmış anılar, saçma salak sevişmeler, öpüşmeler, koklaşmalar.
  Hayır biliyorum "düzenli ilişki" insanı zaten değilim. Çünkü hayatımdaki tek düzenli ilişki Hayalle olandı, diğerleri fasa fiso.
Malum Bonz desen; yıllardır hayatımdaydı.
Neyse, sonra diyorum "saçmalama Pinkycim sıçtı zaten her şeyin içine o mal Hayal" diye. Bir kendime geliyorum.
  Her çükü olana yürüdüm dediysem de çok şeyetmeyin. Bir şey yaptığım yoktu yani, makarasına takılıyordum.


  Hayat çok adaletsiz ya vallahi. Değiştiremiyoruz ya böyle bazı şeyleri, içime oturuyor lan.
.. N'oldu bana onuda anlamıyorum içimden başka birisi çıktı resmen.

  Sanırım benim hayatım hep böyle kolaya kaçarak geçecek ya. Nasıl bir insanım ben Allah'ım neden beni böyle yarattın ? Aklı başında birisi olsaydım, işinde gücünde, kimseye bulaşmayan, rahat duran bir kız olsaydım ne olurdu yani ?
Çarpılmam lan inşallah.

  Gerçi daha ne istiyorsam bende. Harbi ne istiyorum lan ?
Biraz huzur be. Rahat ve sakin bir hayat. Başkada bir şey değil ya.


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

18 Mart 2015 Çarşamba

Burada Bir Başlık Var.

"+Siktir ol git şu evden gerizekalı. İşim var bir sürü onları halletmem lazım daha. Ne giycem ben anasını satıyım hiçbir bokum yok.
-Tamam bi sakin ol yavrum ya. Kendime geleyim giderim.. gözlerim şiş hala.
+Gözüne sıçıyım senin ben. Allah'ın belası pislik benim karşımda sevdiğin kızın profiline niye bakıyorsun sen birde ya. Bu işler böyle zaten bak ben senin götünde dolanıyorum sende o orospunun. Allah hepinizin belasını versin.
-Ya saçma saçma konuşma kimse senin yerini tutamaz merak etme o ayrı konu. Sen nasıl bu kadar çabuk ayıldın hem. 
+Sanane lan yaşayacağım kafayı sana mı sorucam ayıldım işte. Git sen o orospuya sor nasıl oluyormuş diye. Ben salağım ki zaten anasını satıyım hala seninle birlikteyim. 
-Bensiz yapamazsın ki kız sen.
+Bok yapamam ! Siktir git ya artık. 
-Valla maşallah formundasın yine, kafanda geçmiş ayılmışsın ohh. Gözlerim şiş mi hala ?
+Değil yürü git. Daha çamaşırları açıcam bide seninle uğraşıyorum hala.
-Seninle evlenirim lan ben valla. Hadi gel bi öpüyüm seni. Hadi gelsene.
+Siktir git o orospuyu öp sen."



  İkimizde tahmin bile edemezdik o günün son görüşmemiz olacağını. Bilseydim sonsuza dek onu öper bir dahada bırakmazdım. Hatta kaburgalarımın içine sokar, onu orada saklardım. "Seni tutsak eden şeyi özgür bırak" demişler. Beni tutsak etmesine rağmen Bonz'u hiçbir zaman azad etmedim/edemedim. 
O gün onu evden yakapaça dışarı attım. Nasıl olsa yine yanımda olacak diye öpmedim bile. Sinirden kuduruyordum hatta. Onun bir başkasını sevdiğini bilmeye katlanabiliyordum ama görmek çok zordu. Onun başkası için acı çektiğini görmeye dayanamıyordum. Hiç beklenmedik ve olayları bir şekilde ayrıldık Bonzla. 
  Evi taşıdım daha sonra ve o evi taşımamla bütün hayatımı da taşıdım oradan. Tek bir iz bırakmadan.
Hayatıma giren her erkekle olaylı bir şekilde ayrılıyordum zaten. Ama o, son sevişmemizi, son kavgamızı, son kahkahalarımızı, son küfürlerimi asla unutamaz biliyorum. 
"Seninle evlenirim" diye bana takılan adamın aylar sonra evleneceğini öğrendim. Gerçi oda fos çıktı, ayrılmışlar. Malum güçlü bir stalker olduğum için hiçbir haberden geri kalmıyorum. 

  Sonra koskaca Hayal sorunu vardı hayatımda. Tahmin edersiniz onunla da çok olaylı bir şekilde ayrıldık. Bir ara bir barıştık sanırım tam emin değilim, sevişirken buldum kendimi. Sonra yine bir kavga gürültü ayrıldık. Birde salak her yerden engellemiş beni. Tam bir bebe!!

Aha işe bu salakta o son sevişmemizi unutamayacak biliyorum ben.

  Hiç tahmin etmeyeceğim bir hızla ayrılığın akşamı Mavi geldi. Uzun zamandır hissetmediğim şeyleri hissettirdi. Daha hiç görüşmedik gerçi ama flörtleşme dönemini en hat safhada yaşıyoruz.. hala !

Çünkü daha sevgili olma bölümüne gelemedik.
Ne demiştim ? Hissetmediğim duygular...
Aynen öyle. 
Bakıyorum geçmişe Hayal için bir kere bile heyecanlanmamışım. "Ölüyorum, bitiyorum" dediğim bir sevgiyle kavrulmamışım. "Hayatımdan giderse" diye düşündüğüm zaman hiç kaygınlanmamışım. "O olmazsa.." diye başladığım cümlelerde, onun olmadığı zamanlarda daha mutlu olmuşum.


  Hayatıma giren herkese muhakkak bağlanan birisiyim ben zaten. Hayale bağlanamamış olmam tamamen onun suçu!

Sonuç olarak salak Hayali hayatımdan çıkarıp Maviyi hayatıma almakla çok doğru bir şey yaptım... 



( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

6 Mart 2015 Cuma

Dengesiz Volume; UP !

"Güneşli günlerden nefret etmeye başladım artık. Çünkü güneşli günler benim olduğum durumu tanımlayabilecek zamanlar değil.. artık soğuk, kapalı, yağmurlu havalar benim dostum oldu. Çünkü bana uyan bu şekilde. Önceden azda olsa dışarı çıkardım, her şeye rağmen onun bana diğer kızlardan bahsetmesine katlanabiliyordum. Ama artık değil, artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Ona karşı olan hislerim artık daha güçlü her ne kadar azalması gerekirken." 

 Yıllar önce bunları karalamışım bir yere. Hayal meyal hatırlıyorum o günü. Ağlayarak bir şeyler yazıyordum yine.
Tesadüflere deliler gibi inandığımı yazmıştım. Bugün yağmur yağmasa, biz Black'la onca saat beklemesek, gitmemiz gereken saatten daha geç gitmiş olmasaydık eğer yine bir tesadüfle birçok şey değişmeyecekti.
  Hala belki Bonz'u görürüm umuduyla onun bulanabileceği yerlerde dolanıyorum. Yolumun üstü olduğu için zaten iki kat işime geliyor. Aslında yinede bilmiyorum onu görsem ne yaparım, nasıl konuşurum diye. Uzaktan ona benzeyen birini görsem bile nefes alışverişlerim değişiyor, karşıma geçse bayılırım sanırım.

  Bonz'u görmedim ama onun yavşak familyasından olan kuzenini gördüm. Salak karşımda ne yapacağını şaşırdı birde. Ay tam bir mal ya tipini hatırladıkça bile sinirleniyorum.
Havadan sudan konuştuktan sonra olay döndü dolaştı tabi ki geçmişe, ben ve Bonz'a geldi.
"Pinky be sen küçük yaşta hızlı yaşadın" dedi. "Maalesef" diye karşılık verdim.
Sonuna kadar haklıydı. Fazlasıyla hızlı yaşamıştım, birçok şeyi görmemem, yaşamam gereken yaşta yaşamıştım.
  "Yalan değil içimde ufakta olsa bir umut kırıntısı var. Ama ona olan sevgimden dolayı hep. Ondan başka kimseyi bu kadar fazla sevemediğim için. Onu hala unutamadığım için. Eğer o azıcık adamsa, azıcık vicdanlıysa tüm bu olaylardan sonra düşünmesi gereken birisi varsa odur, ben değilim. Ben düşünmem gereken her şeyi düşündüm, yapmam gereken her şeyi yaptım. Ki onlar yapmam/düşünmem gerektiği için değil tam tersine sürekli bir şeylere zorlandığım hatta tehdit altında olduğum içindi. Ben ona hak etmediği şeyleri zaten yaptım. Her şeyine katlandım. Şimdi hayatımı düzeltmişim, her şeyi yoluna koymuşum gidip aynı boka kafamı sokamam. Bu saatten sonra zaten o istese ben istemem."
  Yalandı. Eğer o istese ben deli gibi tekrar koşar yanına giderdim. Ama istediklerimizin gerçekleştiği bir dünyada maalesef yaşamıyoruz. Zaten oda beni istemezdi.
Muhabbetin ilerleyen dakikalarında Bonz'un evlenmek üzere olduğunu öğreniyorum. O şerefsizin, ondanda şerefsiz olan kuzeninin karşısında ağlamamak içinde işim olduğunu söyleyip kalkıyorum aceleyle. Birde numaramı istiyor gerizekalı. Onların familyasından birisine değil artık numaramı günahımı bile vermem. Eski numaramı verdim bende gavata. Bir daha aynı şeyler mi? ASLA !



  Bindiğim arabayla sonsuza dek yolculuk yapmak istedim o an. Yürümeye başladığımda ise ayaklarım beni taşımıyordu resmen.
Bundan bir ay öncesine kadar başka bir insandan, Bonz'un benimle ilgili olan her şeyi yola koymak istediğini öğrenmiştim. Ama o olayın geçtiği zaman 1 yıl öncesine dayanıyordu. Vay anasını, 1 senede bile neler değişiyor.
Daha sonra düşünebilmek için uzunca vaktim oldu. Boşverecektim hepsini, herkesi, her şeyi... yaşanmış, yaşanmamış.

Geceyi salladım önce. Tekrar onun salaklıklarına katlanacak gücüm yoktu çünkü.
Geriye bir kişi kalıyordu; Hayal...
Her şeyin yoluna girmesini istediğim için -bunun Hayalle birlikte olmasını istiyordum- mesaj attım. "Bak Allah rızası için ilişkimi yoluna sokalım." Benim bu kekoluğuma karşılık cevap "Pinky ben senin askerlik arkadaşın mıyım ya?" oldu.
  Tabi ki onunla hiçbir şey yoluna girmedi. Tekrar bir kavga gürültü ayrıldık. Sonra dayanamayıp adam akıllı konuştuk. Üstüne birde oturduk karşılıklı ağlaştık.
"Sonra benim trip dönemlerim devreye girdi" dermişim inanmayın. Ayrıldıktan 5 dakika sonra camış gibi uykuya daldım çünkü. Gerçi sabah olmadık bir şekilde yorgun uyandım ama ayrılıkla ilgisi olduğunu düşünmüyorum.
  Aklımda bin tane fırıldak geçiyordu o ara. Neredeyse üstüme "SEVGİLİM YOK!!!!!!!" diye yazı asacaktım. Ne kadar çok exim varsa dönmeyi düşündüm. Yooo dostum yoooo... YAPAMAM! Salaklardan bir tanesi bulaştı gerçi ama neyse.

** Sadece birkaç gün içinde olaylar eski haline dönüyor**

  Bir baktım ayrılık tribine girmişim baya baya çıkamıyorum. Uyanıyorum canım sıkkın, dışarı çıkıyorum keyfim yok. Anlamadığım bir şekilde geceleri sürekli ağlamaya başlıyorum sabahları gözlerim şiş uyanıyorum falan.
Yani sonuç olarak barıştık biz salakla ama işte şuan benim ağzıma sıçma aşamalarında. Çok sıkılıyorum yaptıklarından ama benim dengesizliğim var birde. Ayrıca tekrar kendini bir adama tanıtmak falan çok zor ve uğraştırıcı. Ay ne biliyim işte hiçbir şeyle uğraşamam daha artık. 
Valla sıkıldım yani her şeyden.

( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

2 Mart 2015 Pazartesi

Haklısın ...

  Ya elimdekini kaybetmemeliydim yada elimdekiyle yetinmeyi bilmeliydim. Ben ikisini de yapamadım. Elimdekini kaybettim, sahip olduğum şeyin hep daha fazlasını istedim. 
Gece tekrar hayatıma girdiğinden beri allak bullak oldum. Zaten Benimkiyle iyi olmayan ve bitmeye yüz tutmuş ilişkim, Gece'den sonra dahada beter bir hal aldı. 
  Üstelik Geceyle aramızda hiçbir şey olmamasına rağmen hem kendi ilişkimi ellerimle bitirdim hemde... yok hemde falan diye bir şey yok. İkinci bir seçenek yok. Çünkü Gece ve ben yokuz. 
  Bana göre ne olursa olsun Gece hep 1-0 önde. Çünkü ben, Geceyi gördüğümde heyecandan çişim geliyor Benimkini değil. Sürekli Gecenin yanımda olmasını istiyorum Benimkinin değil. Gelen gideni aratır derlerdi inanmazdım. Gerçekten doğruymuş. Şu gelen bebelerin hepsi bana Bonz'u aratıyor. Hemde kibrit çöpünün o sönük ateşiyle.
Bana yaptıklarını değil ona olan aşkımı özlüyorum. Konu Bonz değil lütfen...



  Bunca zaman bana yapılan acısını başkasından çıkardım salak gibi. Acının ne demek olduğunu en iyi ben bilirken, birinin bana yalvarması hoşuma gitti. Günde kaç tane sigara içtiğimi soran adamın bu hareketi hoşuma giderken, bir anda dünyanın en itici şeyi oldu benim için. Beni sevmesini sevdiğim adama "beni sevme lan" diyebiliyorum ve bunun onun canını yakıyor. Benimde canım böyle yanmamış mıydı ? 
Ama benim bir çıkarım yoktu bu ilişkiden, yada Benimkinden. Sanırım Benimki diye sahiplenmem olmaz artık. (Zaten başka bir nickname bulmam gerekiyordu, Hayal olsun bundan sonra)
Nasıl bir insan ya annemi bile seviyor diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Hayatıma giren erkeklerin hiçbirisi anne düşkünü değildi. Salakların hepsi annelerinden bulamadıkları sevgiyi bende aradılar. Ben bir insanı sevemiyorum bile. Çok severim ama.. ne bileyim lan karşımdaki beni sevince olmuyor. Kaçıyorum sürekli. Beni sevmesini istediğim adamların 
hiçbirisi beni sevmedi. 
Harbiden aşkın bitmesi mi oluyor bu şimdi ? Sevgisizlik böyle bir şey sanırım. Hiç sevilmediğim için, birisi beni sevdiğinde ne yapacağımı şaşırıyorum.

  Ama Gece öyle değildi. Gece yada Hayal arasında seçim yapmam gerekseydi eğer yinede Hayal'i seçerdim. Gece benden yararlanmadı, bana karşı düşüncelerini belli etmedi hemde hiçbir zaman. Ne hissediyor ne düşünüyor asla anlamadım. Ne yaparsam yapayım yanımdan gitmedi.

Bir dakika lan ! Beni şu hayatta kullanmayan tek adam zaten Hayaldi. Dokunma dedim dokunmadı, sus dedim sustu. Ne dersem yaptı, ikiletmeden, eksiksiz...
Kafam o kadar karışık ki ! 
Bir yandan Hayal'in hayatımdan çıkma ihtimali. Diğer yandan benim Geceye karşı hissettiklerim. Hayalin beni bu kadar çok sevmesi, Gecenin beni siklememesi. 

Ne Hayal ne de ben "ayrıldık" kelimesini kullanamıyoruz. Biliyorum en az onun kadar bende onu seviyorum. Ama bazı şeyler olmaz böyle zorlarsın zorlasın yinede olmaz. Ağlamak istemiyorum ama gözyaşlarım birikti göz kapaklarımın içinde. 
Biliyorum ben bu kadar gel-git akıllı olmasam düzelir birçok şey. 
Ben nerede hata yaptım bir bulsam... 



( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )