19 Nisan 2014 Cumartesi

  Çok ekşınlı, hareketli ve olaylı bir hayatım olmasına rağmen hiç "komikli" yazı yazmamışım. Yani oldukça mizahi bir dilim olduğu halde "buda böyle çok komik bir anımdı sizinle paylaşmak istedim" diye yazdığım bir yazı olmadı. Yazılarımın hepsi duygusal, hepsi paranoya, hepsi trajikomik. Fark ettim ki öyle çokta komik olaylarım yok. Tabiki de var ! Hiç gülmeyen birisi değilim tam tersine iki saniye bile gülmeden duramam... duramazdım.
Ya işte benim sorunum bu; mutlu olmayı beceremiyorum ben, hemde hiç. Aslında var tam tersine çok komik anılarım, yüzlerce binlerce milyonlarca gülmekten yarılacağınız olaylarım var. Hayatı sürekli dalgaya alan birisinin komik olayları olmaması zaten çok saçma olur. Ama nedense anlatamıyorum işte. Şuraya gelince, bir şeyler yazmaya başlayınca dünyadaki her şey bir anda duygusala bağlıyor. Sanki her şey "hadi yine modunuzu değiştirinde Pinky yazarken ağlayacak duruma gelsin, bak bak boka bak görende her sikimle dalga geçen o değil sanır, neyse yardırıııın" der gibi.
  Olayların hep duygusal ve acılı kısımlarını yazdığım için inanması zor ama Bonzlada çok komik anılarımız vardır. Ya tamam çoğunu hatırlamıyorum. Ama n'apabilirim ayık olduğum zaman olmuyordu pek. Tabi hayatımın içine sıçtığı bölümler kadar çok değil bu komik hatıralar ama yine var yani. Ya ben hep ağlanacak halime güldüm yada gülünecek halime ağladım bilemem.
Bilindiği gibi çooook eskilerden taa çocukluğumdan gelen bir bağımız var Bonzla ve en küçük çocuk beim aralarında. İnanılması güç ama aşırı derecede uslu bir çocuktum ben. Yavşak Bonzda fırlamanın teki birde alamanyalarda doğmuş avrupa görmüş çocuk, gerçi küçük yaşta Türkiye'ye döndükleri için kıronun teki oldu büyüdükçe. Birde kardeşim yok ablam abim falan yok malak malak ortada kuru sıkı gibi dolanıyorum. Bunlarda maşallah sülalecek abileri, ablaları, ayşeleri, fatmaları, hayriyeleri... Siz düşünün yani. Çok ezilen bir çocuk olmadım hiç cin gibi akıllı bir çocuktum. Büyünce geçti tabi. Bonz piçininde beni küçükken leğende boğma, pikaçu oyuncaklarıyla korkutma denemeleri olmadı değil. Birde çok eski bir şarkı vardı adını tam hatırlamıyorumda "You're my lover" gibi bir şeydi sanırım. Evde o şarkıyı açar deli danalar gibi koşar sonra onu bulmamı isterdi. Benle uğraşan tek çocuk bu Bonz, hayır sebebini de bilmiyorum ki. Evin içinde saklanır beni korkutmaya çalışırdı. Çocuk çalışmalara küçükken başlamış baksana. Haliyle korkmazdım ama o pikaçudan çok çektim ya. O zaman tabi çocuğuz pipinin ne olduğunu bile bilmiyor kaldı ki cinsellik düşünsün. Kendiside derdi hep "ulan nasıl yaşıyormuşum çocukken sevişmeden etmeden" diye cevabım her seferinde "gerizekalı çocuktun çünkü çükünün ne işe yaradığını bilmiyordun" dedim. Bakmayın çok güzel çocuklardık aslında.
  Nerde kalmıştım, evet tek çocuk olduğumdan annemin götünden ayrılmazdım o yüzden sürekli kadınların içinde, dedikodu kazanında büyüdüm. Ulan sonra bir baktım bende bildiğin küçük kadın olmuşum. O zamanlar tabi maddi sıkıntılarımız yok babamda pek izin vermediği için annemin gittiği tek yer Bonzların evi ee tek arkadaşıda bunun orospu anası. Yıllarca böyle sürüp gitti tabi. Annem beni koltuğun üstüne koyar gidermiş yerimden kalkmazmışım.
  Bütün hayatım evin içinde geçti. Babam "bişey" olduğu için -burda o bişeyi açıklamam uygun kaçmaz" çok tutucu bir şekilde büyüdüm. Birde tek çocuğum sürekli göz önündeyim. Evin içinde büyüdüm de ne olduysa sanki o destansı seks hayatım evin içinde kaldı oradan dışarı çıkmadı tabi. Küçüklüğümden beri her şeyim evin içinde olurdu ve sürekli yalnız kalırdım evde. Babam desen eve ne zaman gelip gideceği belli olmazdı annem zaten kendi işi olduğu için rahat rahat uzun uzadıya iş saatleri. Banada kocaman geniş geniş ev kalıyor tabi.
Yaşıtlarım gibi ders çalışmak yerine eve erkek atmayı seçtim bende. Böyle ruh hastası saçma bir çocukluk geçirdim, böyle saçma büyüdüm sonunda da böyle saçma bir insan oldum. Tüm alışkanlıklar çocukluktandır sonuçta. Bende tam büyüme döneminde tüm kötü özellikleri kapmışım işte.
Bunun sonu yine istediğim gibi bitmedi. Olmadı yine.
Hadi hayırlısı...

( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

13 Nisan 2014 Pazar

Ne Kadar Umurumda Olabilir Ki ?

  Gece...
Günlerce aklımdan çıkmayan, beni alt üst eden, aklımı karıştıran adam. Bunca zaman Bonzdan başkasını sevemeyeceğimi düşünürken, hayatımın içine bu denli giren adam. Ben yeni bokun içinden çıkmışken beni tekrar bokun içine iten adam. Ben Bonza, tek aşkıma ihanet ettiğimi düşünürken beni aşkıyla zehirleyen adam.
  Gecem...
Gecelerim onunla birlikte iyi olan adam. Başımı sola çevirdiğimde gördüğüm adam. Çocukluğu onda bulduğum, aptallığı onda tattığım adam.
Aslında her şeyden önce "adam" kelimesinin hakkını veremeyen ÇOCUK. Benimle büyüyebilecek çocuk.
Ben ateş o ise barut. Ya yanacağız yada kavrulacağız. Bir şey olacak ya kesin. 
Hem nefret ettiğim hemde sevmeye çalıştığım çocuk. Aşık olduğum halde kendime bile itiraf edemediğim çocuk. Hayatımdaki diğer herkesten farklı olan çocuk. 
  Şimdi, çocuk...
Ben sana bu denli saf duygularla gelirken senin bu umursamazlığın niye? Bana "sana değer veriyorum" dediğin halde yaptığın hareketler niye? "Sana zarar veririm" dediğim halde beni bırakmaman niye peki? Seni sevmeye başladığımda senin bu kaçışların niye? Bana gelişlerin fakat bu dengesizliklerin niye?
Ben sana hiç gelemedim, cesaret edemedim. Senin dengesizliğinden kaçtım. Beni sevemeyişinden kaçtım. Sen her "ben seni farklı göremem, farklı şeyler düşünemem seninle ilgili" diyişinde bittim. 
  Şimdi çocuk söyle bana.
Bunca zaman boş bir aşkın peşinden koşupta düşmediysem sen bana ne kadar zarar verebilirsin ki? 
  Sen çocuksun.
Ben istemediğim sürece bana zarar veremezsin. Sen benim içimde büyüteceğim "çocuğum" olacaksın.
Şimdiden çocuk, şimdiden özür diliyorum senden. 
Seni sevdiğim, sana kötü davrandığım ve davranacağım için... 

***
  Hiç bilmezdim ama bende çok güzel sevebiliyormuşum aslında. Hatta olmayacağını bile bile sevdim bu sefer (ki emin bile değildim sevdiğimdende) Üstte gördüklerinizi yazıp gizliceGecenin cebine sıkıştırmıştım. Kağıdı en son çöpte bulmuşlar. Buda başlamadan bir hikaye oldu. Aslında başladı ama ben kalamadım. Çokta güzeldi aramız ama ben arkadaş kalamadım işte. Ben sadece sevmeyi beceriyorum birisiyle birlikte olmayı değil. Çünkü bilmiyorum nasıl davranmam gerektiğini, çünkü bu zamana kadar beni kimse sevmedi.
Tamam kabul Gecenin hayatını berbat bir hale çevirmiş olabilirim. Belkide çocuk ben her arayışımda bir umutla açtı telefonu bilemem. Ama ben "ohaaaa telefonlarımı hala açıyon mu la sen ne yüzsüzsün amk aahoşıskaduıfhjkhfkljropldmfğğağğağp" diye gülme krizlerine girdiğim için kaybettim sanırım. Zaten başıma ne geliyorsa bu sululuğumdan geliyor hep. Amaaan banane öyle kös kös durunca hiçbir şeyin tadı çıkmıyor ki.
Tamam kızdırıp kızdırıp iki dakika sonra "canııııım napıyosunnnn" diye barışmayada çalışmış olabilirim. Tanıştığımızdan beri regl dönemindeymiş ortalıkta dolanıyorum. Öyle değişik tripler öyle saçma hareketler artık siz düşünün.
Ama bana böyle bir ilişki lazım işte. Her mallığıma katlansın, şizofren gibi ortalıkta dolanmamı, dengesiz hareketlerimi, umursamazlığımı yadırgamasın istiyorum. Heee gel gelelim karşımda benim gibi birisi olsa iki dakikada ağzına sıçar harcarım o ayrı.
  Hemde bu gerizekalı Gecenin ortalıkta iyilik meleği gibi dolanmasına zaten ayrı tavım. Salak sürekli "ben herkese iyi davranırım, ben böyleyim kimseye kötü olamam, tüm insanlar iyi olsun, az önce tecavüze uğradım ama umurumda bile değil, polyanna bile beni sikti hehehuheheheueuh" diye geziniyor ortalıkta. Çocuk tamamıyla benim zıttım tersim ya. Hayır demiyorda ben yavşağın önde gideniyim diye "herkese iyiyim" triplerine giriyor. Bak bak bak sıçtığımının ezik yavşağına bak arkadaş bulamamış hayatı boyunca ben en iyisiyim diyor. Ayy bak yazdıkça daha bir sinirlendim.
  Neyse tabi yaptım yine yapacağımı, bir konun içinde benim adım geçse bile çocukta bir kızarmalar bir değişmeler falan ulan sanki anasını siktik yavşağın. Benim aynı resim karesinde bile olmak istemiyor. Aynı tarafa doğru gitsek direk yolunu değiştiriyor. Zaten en son "Pinkyle ilgili bana bir şey söylemeyin yüzünü bile görmek istemiyorum onun" diyip haşlamış bizim mal veletleri. Ulan bana da acayip eğlence çıktı birisiyle uğraşıcam ya, bir sululuk yapıcam ya.Oysa bir şey yapmadım ki ben(!). Sürekli kalbini kırdım, herkesin ortasında defalarca rezil ettim, hayatını zindana çevirdim, gay olduğunu düşünüpte herkese yaydım, kötü davranmadığım bir günde yoktu zaten.
Yaniiii bunlar sadece yoksa bir şey yapmadım kiii. Tam bir iyilik meleği değil miyim sizcede ?
Bari öpüşseydik ya. 

( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

7 Nisan 2014 Pazartesi

Boş Laflar

  Kime sorarsanız sorun benim için tek düşünceleri "güçlü, karakterli, harbi kız" vs vs gibi iyi şeyler söylerler. Tamam hadi açık olalım iyi yönlerim yok değil ama çokta iyi birisi değilim. Bir kere iyi olmadığım halde kendimi böyle tanıtmam ne kadar yüzsüz olduğumun gösterisidir bence. Şöyle yaparsak eğer ;
  
Karakterli; Bir kere çok çıkarcıyım ben. Herkesin bende en önemli sırları, olayları falan vardır. Onlara sorsanız eğer benim pek bir şeyimi bilmezler. Hee bilseler bile kesin bildikleri şeylerin hepsi yalandır. O kadar çok yalan yanlış anlatmışımdır ki ben bile hatırlamıyorum anlattığım şeyleri.

Harbi kız; Çok harbiyimdir ya sorma. Dediğim gibi herkesin bir şeyini bilirim ama onlar benimkileri bilmez. Eee benim kaybedecek neyim var zaten hepsi yalan. Bu sayede gönül rahatlığıyla herkesin her şeyini ortaya dökebilirim öyle değil mi? Tabi durduk yere değil ya o kadar pislik değilim. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın kafasında olduğum için bana zararı dokunana daha pis zararım olur, o kadar.

Güçlü; Evet olayın noktası. Güçlü olup olmadığımı bende pek çözemedim. Ama güçlü olduğumu düşünmüyorum. Ya tamam o kadar olay yaşadım çok küçük yaşta falanda, güçlü olduğum için atlatmadım bunların hiçbirini. Tam tersine her zaman "bende istiyorum anasını satıyım tavşan gibi sevişelim" dediğim ve her şeyi dalgaya aldığım için atlattım tüm bunları.

  Ben kendimi daha çözememişken size bunları anlatmaya çalışmak saçma olur aslında. Bir tarafım çok şeytan ama diğer tarafım melek. Hiç bunun ortası olmadı bende. Her şeyi ya en dipte yada en yüksekte yaşadığımdan dolayı böyleyim. Ya en kötüsüyüm yada en iyisi. Kötü olduğum gibi bir o kadarda iyiyim yani. Ya anlattım böylede o kadar pislik bir insan değilim ben. Kötü olduğum tarafım bunların hepsi. İyi tarafımda ne yapacağım belli olmadığı için anlatmam biraz zor. Ben sadece benim düşündüğüm şeyler başka insanı ilgilendirmez dediğim için hayatımdaki gerçekleri kimse bilmez. Her olayın en kötü tarafını yaşadım tabi ki. Ama iyiside kötüsüde hep içimde kaldı. En ufak örnek; Bonzla yaşadığımız şeyler ortaya çıktığında çocuğu tecavüzcü gibi gösterdim. Gerçeği sadece Bonzla ben biliyoruz başka kimse değil. Tamam çocuk zorla bana sahip olmaya çalışıyordu ama iki güzel lafına hemen koyveriyordum her şeyi. Belkide bu yüzden kaybetmişimdir hep.
Herkes "Pinky en iyisidir, her şeyi başarır, Pinky şöyle, Pinky böyle" diye çok fazla anlam yükledi bana. Ulan ben kendime güvenmiyorum amk size noluyoo???
Ben kendimi değil insanlar beni kötü yaptı böyle. Ya kötü kötü yazdım kendimi de o sadece kötü tarafımın kötülükleri benim her zamanki halim değil. Sadece bana kötülüğü olan insanı boş bırakmam. Allem eder kallem eder hayatının içine sıçar öyle kaybolurum ortalıktan. Bu yüzden zaten kimseyle anlaşamam, herkes bana düşman. Allahtan arkadaşlığı dostluğu önemseyen birisi değilim yoksa kesin kafayı yerdim. Ben sadece aşık(?!?) olduğum kişiyi önemsiyorum. Buda en büyük yanlışım.
  Yine başını nasıl başlattığımı, sonunu nasıl bitirdiğimi bilmediğim bir yazı oldu. Bakmayın o kadar kötü birisi değilim ;)

( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

6 Nisan 2014 Pazar

Yorumsuz ..

  Başkalarına "canım takma kafana buda geçer" diye akıl vermesi çok kolay olmasına karşın bunu kendimiz için hiç uygulayamaz halde olmak ayrı bir dert, ironi. Özellikle en ufak bir ayrıntıyı bile deli gibi düşünüp, kendimi yiyip bitirmek adetim olduğu için, "kafaya takmamak" işi bana göre değil. Hadi geçtim, hiç anlamam bu insanlar nasıl bu kadar gamsız yaşarlar. Ya tamam, şahsen ben kendimden başkasını düşünmem mesela. Ciddi anlamda bana dokunmayan yılan bin yaşasın olayındayım ben. Ama maşallah bakıyorum millet hiç yaşamıyor bile ya sanki hepsinin derdi çok ama takan yok. Saçma! Onların aslında dertleri yok dertleri.
Tamam hepiniz aşk acısı çekiyorsunuz, hepinizin sorunları var, hepiniz çok büyük acılar yaşadınız. (Tabi ki fasa fiso.) Acı insanı olgunlaştırır ama siz tam tersine megaloman olmuşsunuz.
..
  Şuan hayatın öyle bir yerinde duruyorum ki, ya komple dibe batacağım yada götümü kurtaracağım. Ortası yok bu işin. Bir insanın -ki bu her şeyini verdiğin kişiyse, hayatından gerçek anlamda çıkmasını yeni anladım. BONZ...
Ya kendimi kandırdım yada gerçekten istedim hiç bilmiyorum ama onca sene bin tane bahane uydurarak katlandım tüm bu yaşadıklarıma. "Yok istemiyorum, yok korkuyorum, rahat bırakmıyor, karşı koyamıyorum, zorla, alt katımızda, eve geliyor" diye diye bir baktım ki 5 senemi boşa harcamışım ben.
Hadi dedim senelerce katlanmışım zaten devam ettirsem ne olur. Çocukta nasıl olsa yakında gidiyor buralardan diyerekten, birkaç hafta yine eski hayatıma döndüm.
Ama ne hafta! Önceden yaşadığım her şey tekrar gözümün önünde. Yine dağıtmadığım bir gün yok. Yine, sürekli kafam güzel. Yine, hep hayatımda seks var. Yine, her gün kendimde değilim. Yine, hayatım "yine"lerle dolu. Her şey bir öncekinin aynısı. Bir şeyler oluyor, birinin bana "dur!" demesi lazım ama yok. Kendi başıma da bir şey yapamıyorum. Artık gücüm yok. Kendi başıma halledemiyorum artık hiçbir şeyi.
Bunca zaman bende Bonz'u istedim sandım. Kendimi sadece böyle kandırabilirdim zaten onuda yıllarca yaptım. Tamam burayı boşverelim, eski deli gibi sevişebilecek günlerimde bile değilim.
  Sonunda bana dur diyecek bir insan girdi hayatıma. Onun sayesinde ciddi anlamda her açıdan bir değişim yaşadım. Nasıl olduğu yada kim olduğu önemli değil. Önemli olan sonuç. Sadece bir gün.. bir gün içinde değişti her şey. 24 saat. Hiç inanılır gibi değil. "Gün doğmadan neler doğar" derler ya işte çok doğruymuş. Yaşamış oldum.
  Bir gün önce Bonz hayatımın tam ortasındayken ertesi gün yok oldu. Bir gün önce, daha bir önceki gece ölümüne uyuşturucu kullanıp altın vuruş yaparak ölmeyi planlarken bir gün sonra tamamen her şeyi bıraktım. Evi taşıdık, her şeyi geride bıraktım. Bir anda belki de farkında bile olmadan. Sonrası yine hüsran...
  Ya ben sorunu kendime çekiyorum yada sorun olmayan şeyleri sorun haline getiriyorum. Bu sefer olan şeyler o kadar zorlu değil o kadar büyük değil. Hatta ve hatta tam çocuk olayı. O kadar saçma şeyler ki açıklamaya bile gerek duyulmaz. Klasik ben çöpçatanlık yaparken ayarlamaya çalıştığım çocuktan hoşlandım falan. Ama dediğim gibi en ufak bir şeyi kafama takıp büyüttüğüm için olay boka sarıyor her zaman. Bu huyumdan nasıl vazgeçebilirim bilmem. Sınırlarımı nasıl koyarım bilmem ama bu işler böyle gitmez.
  Sanırım ben yalnızken her zaman daha iyiyim...

( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )