25 Ocak 2014 Cumartesi

Git Artık Benden

"  Bazıları oluyor insanın hayatında. Farkında olmadan, hiç bilmeden aynı şeyleri yaşıyorsun. Aynı zamanda, aynı olaylar. Ama o kadar yara almışsın ki güvenemiyorsun kimseye. Anlatamıyorsun hiçbir şey. İstiyorsun anlatmak ama olmuyor. Bir kere söylesen aslında gerisi gelecek biliyorsun. 
Bende konuşarak kendimi anlatabilecek insanlardan değilim. Her şeyden kaçabilmem, her şeyi daha rahat idrak edebilmem için yazma yeteneği bahşedilmiş bana da... 
 Biriciğime ... "

   Yine her şeyi dramatikleştirdiğim akşamlardan birisi. Sabah hiç gelmeyecekmiş gibi, gün hiç bitmeyecek sanki sürekli o gecede kalacakmışım gibi. Nefes alamıyorum, düşünmeden edemiyorum, hareketsiz kalıyorum öylece. Bekliyorum... belki birisi gelir beni oturduğum yerden kaldırır diye. Belki gelirde birisi beni tokatlar karşımda "n'apmaya çalışıyorsun? kendine gel salak!" diye bağırır. Neden bekliyorum, neden böyle bir şey istiyorum hiç bilmiyorum. Gerek var mı sanki ? Ben başkalarının sözleriyle hareket eden biri değilim ki zaten. Karşımda biri bana öyle bağırsa dinler miyim sanki. Dinlemem. Ben böyleyim. Gamsız yaşıyorum hayatı. Hiçbir şeyi umursamadan, kimseyi düşünmeden.
  Bir şey dışında. Bonz...
Hayatımın hatası.
Sevdiğim adam.
Bana zarar verebilen tek kişi.
Tek pişmanlığım...

  Olay "pişmanlık" değil artık. Geçmişe bağlı yaşamayı bıraktım, yaşadıklarımızı düşünmeyi bıraktım. Hatta intikamımı bile aldım. Ama kalbe söz geçiremiyorsun ki, konu aşk(?)* olunca yinede boku çekiyorsun kendine. İlk defa Bonz'u böyle gördüm ben. İlk defa bu kadar korktum. Onu defalarca gözü dönmüş halde gördüm. En beter hallerine tanıklık ettim ama bu denli iğrenç gelmemişti gözüme hiç.
Oda hiç bu kadar kötü olmamıştır zaten. Gözümün önünde uyuşturucudan ölen insanlar oldu ama hiçbiri canımı Bonz'un bugünkü hali kadar acıtmadı. Aşığım ya sonuçta, seviyorum ondan başkası canımı yakamaz zaten. O hayatımda olmadan sevdim hep onu...
Yaşadığım hiçbir şey canımı acıtmıyor, Bonz dışında. Ondan başka hiçbir şeyi düşünemez hale geldim artık. Bunca yıl yaptığım hata yüzünden kendimi paraladım şimdide onu sevmem canımı acıtmaya başladı sanırım. O kadar sene geçmesine onca şey yaşanmasına rağmen.
Bunları yazarken bile düşünüyorum "neden" diye. Boşver diyorum kendi kendime. Ama olmuyor, aşk değil benim hissettiklerim. Çok farklı anlam bile veremiyorum, anlatamıyorum. Hepsini geç yazamıyorum bile...

*Aşk; öyle kalın kalın kırmızılarla yazdım da durumun ne kadar önemli olduğunu anlayasanız. Aşk acıtır arkadaşlar. Hemde seni kanırta kanırta acıtır böyle derilerin soyuluyormuş gibi. İçten içe kanarsın ama belli olmaz bile. Yani sonuç olarak SEVİŞİN!! 


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

19 Ocak 2014 Pazar

Bildiğim Halde ...

  Sebepsiz yere kötü oldum yine. Dün Bonz'la birlikteydik. Son kez, bir daha tekrar sevişmemek üzere. Çok değişmiş her şey onu karşımda ilk defa bu kadar ezilirken gördüm. Alışkın değilim çünkü onu böyle görmeye. O benim gözümde hep acı çektiren kişiydi çünkü. Sanki geçen bunca senenin bir intikamıydı bu yaşananlar. Farkında olmadan intikam almışım hemde. Gördü ve anladı her şeyi. Ben eskisi gibi değilim çünkü. Artık bazı şeyleri umursamadığımı fark etti. Anladı... Pinky eski Pinky değil. Büyümüş. Kalbiyle değilde mantığıyla hareket etmeye başlamış. Artık insanların istediği gibi değilde kendi istediği gibi yaşamaya başlamış. 
Bonz'un bunların hepsini düşündüğüne eminim. Ama her şey o kadar kolay gitmiyor. Davrandığım gibi değilim çünkü. Kafamda, kalbimde deli fırtınalar kopuyor ben bile farkında değilim.
  Ama hiçbir şey böyle değildi. Küçükken daha değişikti her şey. Öyle olması da gerekiyor ki, sanırım adı bu yüzden "çocukluk." Zaman değiştirir mi bazı şeyleri hiç bilmiyorum. Ben her şeyi tek düze yaşamayı sevmem ama yıllardır pek bir şey değişmedi hayatımda. Yada önemli olan şeyleri ben değiştirmek istemedim. Zaman... Çok büyük gelir bana hep "zaman" kavramı. İçinde kaybolurum hep, oysa hayatı sanki hep bu yaşta kalacakmış gibi yaşıyoruz ama öyle değil işte.
Neyse, neden kötü olduğuma gelirsek eğer. "Sebepsiz yere kötü oldum yine" yazmışım ama yine kendimi istediğim yalanlara inandırmak istiyorum. Bonz'un abisi nişanlanıyor bugün. EVET ASLINDA BEN ABİSİNE AŞIKTIM BONZU BASAMAK OLARAK KULLANDIM EHEHEHEHHE..
Tabi ki şaka. Bilindiği üzere Bonzla bizim annelerimiz çok yakınlardı ama olaylar oldu zaman geçti araları bozuldu ikisinin. Normalde olsa bugün deli gibi hazırlık yapar, deli gibi heyecanlanırdık. Ama bu sefer öyle olmadı. Ben bugünün önemini unutmak için uzaklara gittim, çok uzaklara. Kendimi kaybetmeye çalıştım, her şeyi unutmaya. Ama olmuyor unutamıyorsun.
 Yanlış anlaşılmasın düğün, nişan benim için iğrenç şeyler. Hatta evlilik kelimesi bile çok korkunç gelir bana, kelime anlamı bir sürü sorumluluk kesinlikle. Hele düğün günü desen ayrı iğrenç. Bin tane çocuk, iğrenç iğrenç müzikler, saçına başına beş yüz kilo sim döktürmüş yılbaşı ağacına benzeyen karılar... Takı merasimi ayrı bir ölüm. Herkesin elini tut, herkesle öpüş, düğün sonuna kadar ağzın beş karış açık güler yüzlü olmaya çalış. Ölüm gibi hatta ölümden daha kötü bence. Benim için sadece bu nişan önemli çünkü Bonz var. Başka hiçbir sebep yok...
  Dün bana "sevgilim olsaydın eğer kimseyle konuşmana izin vermezdim" dedi. İçim deli gibi yeter ki olayım başka kimse umurumda değil diye bağırmasına rağmen "ama değilim farkındaysan" kelimeleri döküldü ağzımdan.

İşte hayat böyle kalleş oluyor bazen. Aklından geçenleri söyleyemiyorsun asla. Çünkü olmaz, her şey o an berbat olabilir. Karşındakinin duymak istediği şeyi söylemek zorundasın. Asıl o zaman seninde istediğin gibi oluyor her şey. 
  Bende Bonzu böylesine hayatımın merkezine koymuşum. Herkesi boşverecek, herkesi unutacak kadar. 

( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )