24 Kasım 2013 Pazar

Kalbinin Sesiyle

  Cuma sabahı... uyanır uyanmaz aklımda tek bir şey vardı. Tamam, her zaman aklımda Bonz var onunla yatıp, onunla kalkıyorum ama bu sefer farklıydı... çok farklı. Değişik bir sevinç vardı içimde. Yüz binlerce duyguyu bir arada yaşıyordum o sıra. Tanımlayamadığım binlerce his.
Her gün uyandığım gibi değildi o gün. Bir başka uyandım. Başka hissettim her şeyi. Sabah nasıl hazırlandım kendimi nasıl dışarı attım hiç bilmiyorum. O an istediğim tek şey evden kurtulmaktı. Yinede kararsızdım, yinede bir şey düşünemiyordum. Ne olacaksa olsun deyip yaktım bütün gemileri. En fazla ne kaybedebilirdim ki ? Peki kazanacak bir şeyim olacak mıydı ?
  Ama attım o mesajı. Hiçbir duygusu olmayan, hiçbir şey beklentisi olmayan. Klasik bir doğum günü mesajı. Oysaki ben 1 ay öncesinden düşünmeye başlamıştım bunun için ne yapsam diye. Atsam olur mu, atmasam mı yoksa diye triplere girmiştim. Bonz değişti diye defalarca söylemiştim kendi kendime. Ama bu yalanı söylerken kendim bile inanmıyordum. Sadece kuru laf kalabalığı, ben istediğim neyse onu hayal eder, onu düşünür, onu yaşarım çünkü. Buda öyle sanmıştım, Bonz değişmemişti ama ben kendimi onun değiştiğine inandırmaya çalışıyorum sanıyordum. Meğerse öyle değilmiş. Yine hiçbir şey hayal ettiğim gibi değildi.
  Önceki Bonz olsaydı eğer o mesajdan sonra beni yüzlerce kez aramış olurdu. Yine başıma bela olurdu. Yine kötüye sürüklenmeme sebep olurdu. Ama bu sefer, işte bu sefer öyle olmadı. Yine hiçbir şey hayal ettiğim gibi değildi. Oda aynı şekilde bana kuru bir teşekkür mesajı attı. Sadece bu kadar.
Benim bu denli güçlü olmamı sağlayan adam, yine aynı şeyi yaptı. Yine yokluğunda bile kanıtladı kendini. Bir kere daha her şeyin farkına varmamı sağladı. Bir kere daha kendini daha çok sevdirdi.
Olayda bu ya zaten, ben hiç kötü görmedim Bonz'u. Göremedim. Arkasından ağız dolusu küfürler ettim ama hiç beddua etmedim. Edemedim. Onun beni sevmediğini, sevmeyeceğini kabul etmedim. Edemedim...
Böyle yazıya dökmesi kolay ama gerçekte duygular harflerdeki kadar akıcı olmuyor işte. Onun beni sevmediğini kelimelere dökerken bile içim acıyor. Her şeyin en hayırlısının olmasını dileyerek atmıştım o mesajı zaten. Demek ki hayırlı olanı buymuş.
  Son olarak ; Ne olursa olsun kalbinizin sesini dinleyin o asla yanılmıyor. Ama hayal kurmayın çünkü asla gerçekleşmiyor...
Ama yinede o sabah, bir başka sevdim ben seni Bonz. 


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com ) 

19 Kasım 2013 Salı

Kötülükten Ölene Kadar ...

  İnsanlar neden böyle ? Herkes birbirinin arkasından o kadar çok yorum yapıyor, o kadar çok konuşuyor ki. Resmen hata yapmamız için, bir açığımızı yakalamak için bekliyorlar. Ne özel hayat kaldı ne özgürlük. Anlamıyorum yaptığımız hatalar başkalarını neden ilgilendiriyor ki ? Ne yaparsam kendime yapmıyor muyum ben ? O zaman size ne ?
  Size ne kim kiminle birlikte olmuş. Size ne kim kiminle konuşmuş. Günah almak her şeyden çok daha kolay, boş konuşmak, başkaları hakkında yorum yapmak her şeyden çok çok daha kolay. Sen çok mu iyisin yada sen hiç mi hata yapmadın ? Sen çok mu müthiş bir insansın da başkasının hakkında konuşuyorsun. Genelliyorum bu olayı. Eğer bende birinin hakkında konuşuyor olsam önce bir "yahu ben napıyorum? Çok mu düzgünüm ben sanki, hiç mi yanlış şeyler yapmadım, hiç mi kötü yola sapmadım. Çok iyi bir insan mıyım sanki ben?"  diye düşünürüm.
  Belkide yaptığım hatalardan dolayı bilmiyorum ama insanları eleştirmeyi sevmem. Hiç sevmedim de zaten. Çok saçma gelir bana insanların arkasından konuşmak, onları eleştirmek. Benim için bu hep böyleydi, hepte böyle kalacak. Hiç kimse birbirinden üstün değil ya sonuçta.
Hiç anlamıyorum nasıl bu kadar düşüncesiz olabiliyorsunuz. Neyse bu konuyu kapatmak istiyorum artık ama son bir sözüm var, bi susun bi götünüzün üstüne oturun. Aynaya bakın bi düşünün hatalarınızı, başkalarına neler yaptığınızı. Her şeyin farkına varın, ne kadar kötü bir karaktere sahip olduğunuzun farkına varın ondan sonra zaten kimseyi eleştirmeye yüzünüz olmaz bile. Bana ister egoist deyin ister başka bir şey umurumda değil ama bunları düşünmem karaktersiz olmadığımdan dolayı kesinlikle. Çünkü empati ne demek biliyorum, hayata sadece kendi penceremden değilde başkalarının penceresinden de bakabiliyorum. Her zaman böyle miydim peki ? Hiç değildim hatta yüzsüzün, pisliğin tekiydim kabul ediyorum. Çok zor şeyler geçti başımdan, belkide takıntılı olduğum için ben dahada fazla zorlaştırdım her şeyi bilemem ama bu hatalarım sayesinde ayaklarım yere sağlam basmaya başladı. Yaptığı her şeyi insan kendisi için yapıyor başka kimseyi ilgilendirmez bu kadar basit. Herkesin kendi hatası, kendi sorunları siz sadece boşa konuştuğunuzla kalırsınız. Güya bu konuyu kapatmıştım birde neyse...

  Eveet gelelim büyük olaya... 
Büyük güne desem daha iyi olur sanırım. Cuma günü Bonz'un doğum günü. 22 Kasım, pis akrep burcu. Üzerinde yüz kere düşündüm mesaj atsam mı atmasam mı diye. Kafamda defalarca tarttım, ölçtüm, biçtim. Atsam ne olur, atmasam ne kaybederim diye. Bin kere burç yorumlarına baktım. Mars gerilemiş, ay tutulmuş, kötü bir döneme girmişiz bilmem ne olmuş. Önüme çıkan arabaların plakaları çift sayı olmasına göre mesaj atarım diyorum, hep çift çıkıyor hep çift çıkıyor.
  Yinede karar veremiyorum ne yapsam diye, kestiremiyorum çünkü sonunu. Ne olur ne olmaz diye düşünemiyorum. Halada karar vermiş değilim ama atmamam gerektiğini söyleyen tarafım daha ağır basıyor o yüzden bu konuda cesaret gösterebileceğimi pek sanmıyorum. Aynı şeyleri yaşayamam asla tekrar aynı şeyleri kaldıramam.
  Zaten o yüzden bu kadar kararsızım ya, hayatımda bela olmasa olmuyor...


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )