17 Aralık 2013 Salı

Canlarım Yaa, Soyunuz Tükensin Götler

  Siz bunu okumaya başlamadan önce ben kocaman bir not düşeyim en iyisi şuraya bir yere. Şimdi alıngan kızcağızlarımız yada ağzını yüzünü eğecek tipler varsa hiç okumasın. Hee gel gelelim bu yazıda kendinizden bir şeyler bulabilirsiniz o ayrı. Tabi kendinize bile itiraf edemediğiniz şeyleri başka birisinin sizin yüzünüze laak vurması hoşunuza gitmiyorsa dediğim gibi okumayın sizi burada zorlayan kimse yok sonuçta. 

Bir önceki yazımda bazı kız tiplemelerini yazacağımı söylemiş bulundum. Tamda "amaaan sikmişim dünyayı hayatımda dert yok tasa yok koy ver gitsin" modundayken, tripli aşklı meşkli olmayan yazılar yazarım ben dedim. Hayatımdan Bonz'u çıkarmışım ben dahası var mı arkadaş ? Gayet herkesi yeme dönemimdeyim birde çok rahat oluyormuş böyle. Tavsiye ediyorum kendim test ettim onayladım..
Neyse hadi bakalım gelsin kızlarımız .........

  1) - Sex on the beach içer misiniz ? 
     + Aiyyyy slk bn bkirym tm mı .s.s.s.s

Direk konuya bu kızlarla girmek istedim. Şimdiiiik, ben başkalarını asla yargılayan birisi değilim çünkü her insanın yaptığı kendine, herkesin tuttuğu sik kendine sonuçta. Ama bazı kızlar var ki maşallah her boku yapıyorlar ama başkalarına gelince "aiyyy gydiği etğe bak yhaa, blyo msn merve burakta gce sbha kdr kalmş kzm merve hiçbişy olmdı diyo ama kesn yttılar bnceee.s.s.s.s." (merve adlı arkadaşlardan özür dileyerekten, burak yine iyisiiiin) demeyi biliyorlar. Ya olum size ne ?? Hayır başkasının giydiği kıyafet, tuttuğu şey... ımmmm el evet el, kol, bacak sizi ne ilgilendirir lan ? Sen önüne her gelen erkekle elleşmeyi biliyon, WhatsApp'tan deli gibi memelerinin, oranın buranın resmini yardırıyon, sanaldan seks muhabbeti yapmasını biliyon ama. Sana gelince bir şey yok başkası olunca ahhuhuahuahuhauh. Birde koca bir "bakirelik" sorunsalı var. Sen her şeyi yapmışsın hatta ve hatta sevişme üzerine doktora yapmışsın, ne nasıl yapılır her şeyi biliyorsun ama hala bakiresin diye namuslu mu oluyorsun ? Lan en azından diğerleri halka açık çatır çatır sevişip oturuyor yerine. Tamam gidin önünüze gelene verin demiyorumda... yada banane amk istediğinizi yapın ya.

2) Senden önce sadece bir kişiyle birlikte oldumcular ;
  Sevgili Buddha hatırlatmasa ben bu kızlarımızı unutmuştum, onlarsız olmaz ama şimdi eksik kalmasınlar. Anlamadığım konu şu siz şimdi birlikte olacağınız kişiye neden böyle saçma bir bilgi verme gereği duyuyorsunuz ki ? Sevişmenin tam ortasında "yhaaa zaten snden önce bir kşiyle brlikte oldm sen ikincsn" diyince adamın götü mü kalkıyor yada siz nirvanaya falan mı ulaşıyorsunuz no'luyor yani ??? Yada geçtim hepsini siz adamın sizden önce kaç kişiyle birlikte olduğunu merak ediyor musunuz ? Hadi tamam bunu da boşverin, ondan önce sadece bir kişiyle birlikte olmanız sizi nasıl bir insan yaptı ? Onun gözünde çok mu masum, namuslu olduğunuzu mu sanıyorsunuz. Erkek için bu önemli değil kızlar tam tersine çoğu erkek sizin ilkiniz olmak istemez bile. Böyle bir vebali kim almak ister ki üstüne ? Uçkurdan gözü dönmüş bebemiz sizin kaç kişiyle birlikte olduğunuzu zaten merak etmez açık kapı bulmuş kaçırır mı hiç ?

3) Ben her şeyi yaptımcılar ; 
  Bu arkadaşlarımız artık hayattan ümidini kesmiş "la bi kere yapmışım devamıda gelsin" kafasında olan tam bir buldumcuklar. Tamam yapıyorsunuz hay hay, tavşan gibi sağda solda, arabada, evde, otelde, sokakta, boş bulduğun köşe bucak her şeyde sevişiyorsun. Ona da bir şey demiyorum yani isteklerin var onları karşılamaya çalışıyorsun tamam ama bütün yaşadıklarını her yerde anlatmak nedir be ablası ya ? Ya benim ortamımda böyle bir kız vardı (hayır bak vallahi ben değilim hiç sevmem böyle ben yaşadıklarımı anlatmayı, benim olaylarım anlatılmaz yaşanır çünkü ehehehehe) heh işte böyle birisi vardı ulan kızı yanımda nereye götürsem herkese seks hayatını soruyor. Birde buldu mu böyle anlatan birisini hobaaa tutma bu malı başlatıyordu her şeyi anlatmaya. Ulan o salak yüzünden sevişmekten soğumuştum ya. Neyse bu konuyu burada kapatıyorum, daha fazla konuşamayacağım ..........

4) Telefonda ver gazı, yüz yüze gelince ben yokumcular ;
   Eveeet, şimdi bu bölümde size hayatımdan bir kesit vermek istiyorum. Şimdi yok ben öyle sanalcı tiplerden değilim baştan anlaşalım nefret ederim sanaldan ıyyyy. Canlı canlı yaşanması lazım her şeyin ;) ;) ;). Ama yani çok uzun bir acının ortasından daha yeni kurtulmuşum çokta güzel bir çocuk benden hoşlanmaya başlamış, bende bir senedir yokluktayım önüme kim gelirse yavşıyorum falan. Gayet iyi niyetle çocuğa yavşıyorum, ayarlamalar buluşmalar falan yapıyorum. Tabi benim bu salak bebenin mesajları "yerim seniii, ısırıcam seni, haftasonu bir an önce gelsin" şeklinde ergen ergen olunca elde yapıcak bir şey kalmıyor maalesef. Ya dur aslında ben tam bu bölüme girmiyorum. O bana öyle mesajlar atınca benim cevaplarım öküz gibi falan oluyor. Çocuk ısırıcam seni bitter çikolatam diyor bana ben "ya olum ısırma sus ya" diyorum. "Üstünde ne var ihihihihihi" diye şirinlik yapıyor "tavan var amk ne olcak" diyorum. Amaa buluşunca koy ver gitsin bende. Bu grubun tersi oldum ben sanırım. En azından ben çocuğu heyecanlandırıp sevişmemezlik yapmıyorum. Çocuğu azdırıyonuz azdırıyonuz sonra yüz yüze gelince "ayyyy elini bile tutamam kiieee" diye tribe giriyonuz sonrada çocuk kaçıyor tabi ki...

  Şimdilik benim aklıma bu kadar geldi vallahi. Biraz ayıplı bir yazı oldu sanki ama. Sikerim lan banane yaa.
Evet arkadaşlar bu arada eğer sizin eklemek, yazmak istediğiniz başka tip kızlarda varsa hiiiç çekinmeyin ben direk yayınlayayım. E-mail adresi altta :)))

( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

1 Aralık 2013 Pazar

Şerefsiz !!!

  Yine anlamış oluyorum ki hayatta hiçbir şey planladığımız gibi gitmiyor. Bundan 1 hafta önce Bonzla gayet normal konuştuk ve ben yeniden günlerce onun bana yazmasını bekledim. Ama biliyordum sanki yine bir şeyler yolunda değildi. Yine bozulacak gibiydi bir şeyler.
  Artık kesin karar verdim hayatım tamamen bir kısır döngü etrafında dönüyor. Bazı şeyler yoluna giriyor, tam diyorum "hehh tamam şimdi her şey" ama yine bozuluyor her seferinde bozuluyor işte. Bu hayatta Bonzdan bana arta kalan tek şey kötülük. Kendimi inandırmaya çalışıyorum "abi" diyorum "tamam bu çocuk değişmiş, her şeyi geride bırakmış" ama yine batırıyor bütün teorilerimi.
  Bonz değişmiş ona bir lafım yok ama bu çocuk uçkuru için her şeyi yapmaya hazır bir halde bekliyor. Tamam değişmiş ama bana hala aynı. Bu değişimi ben ne yapayım o zaman arkadaş ? İstediği kadar değişsin ama benim işime yaramadıktan sonra olmayan sikimde mi ? Yine hayatımı aynı yaşamak istemiyorum. Defalarca, binlerce, yüz binlerce, milyonlar hatta trilyonlarca söylemişimdir bunu YİNE AYNI ŞEYLER OLSUN İSTEMİYORUM BEN !
  Allah'ın sevmediği kulu muyum anlamadım ki. Tam her şeyi düzene koydum diyorum ya yine bir şey oluyor yine bir şey oluyor. Artık intihar etmek, dağlara taşlara bağırmak istiyorum. İsyan etmiyorum onu çoktan geçtim ben. İsyan etmek işe yaramıyor. Artık ne hissediyorum onu bile bilmiyorum. Duygusuz bir ilişki yaşarım Bonzla yapmadığım şey değil onunla ilgili tüm düşüncelerimi seks üzerine kurabilirim. Ama yapmak istemiyorum yeniden yaşadım biliyorum çünkü. Ama bugüne kadar hiç bu kadar açık olmamıştık birbirimize. Hiç bu kadar yakın olmamıştık. Çünkü büyümüşüz.
  Ne yaşadığımız şeyler ne de Bonza karşı olan düşüncelerim, hiçbiri yok şuan içimde. Ondan kalan tek şey sağ göğsümün üzerindeki emik izleri sadece...

( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

24 Kasım 2013 Pazar

Kalbinin Sesiyle

  Cuma sabahı... uyanır uyanmaz aklımda tek bir şey vardı. Tamam, her zaman aklımda Bonz var onunla yatıp, onunla kalkıyorum ama bu sefer farklıydı... çok farklı. Değişik bir sevinç vardı içimde. Yüz binlerce duyguyu bir arada yaşıyordum o sıra. Tanımlayamadığım binlerce his.
Her gün uyandığım gibi değildi o gün. Bir başka uyandım. Başka hissettim her şeyi. Sabah nasıl hazırlandım kendimi nasıl dışarı attım hiç bilmiyorum. O an istediğim tek şey evden kurtulmaktı. Yinede kararsızdım, yinede bir şey düşünemiyordum. Ne olacaksa olsun deyip yaktım bütün gemileri. En fazla ne kaybedebilirdim ki ? Peki kazanacak bir şeyim olacak mıydı ?
  Ama attım o mesajı. Hiçbir duygusu olmayan, hiçbir şey beklentisi olmayan. Klasik bir doğum günü mesajı. Oysaki ben 1 ay öncesinden düşünmeye başlamıştım bunun için ne yapsam diye. Atsam olur mu, atmasam mı yoksa diye triplere girmiştim. Bonz değişti diye defalarca söylemiştim kendi kendime. Ama bu yalanı söylerken kendim bile inanmıyordum. Sadece kuru laf kalabalığı, ben istediğim neyse onu hayal eder, onu düşünür, onu yaşarım çünkü. Buda öyle sanmıştım, Bonz değişmemişti ama ben kendimi onun değiştiğine inandırmaya çalışıyorum sanıyordum. Meğerse öyle değilmiş. Yine hiçbir şey hayal ettiğim gibi değildi.
  Önceki Bonz olsaydı eğer o mesajdan sonra beni yüzlerce kez aramış olurdu. Yine başıma bela olurdu. Yine kötüye sürüklenmeme sebep olurdu. Ama bu sefer, işte bu sefer öyle olmadı. Yine hiçbir şey hayal ettiğim gibi değildi. Oda aynı şekilde bana kuru bir teşekkür mesajı attı. Sadece bu kadar.
Benim bu denli güçlü olmamı sağlayan adam, yine aynı şeyi yaptı. Yine yokluğunda bile kanıtladı kendini. Bir kere daha her şeyin farkına varmamı sağladı. Bir kere daha kendini daha çok sevdirdi.
Olayda bu ya zaten, ben hiç kötü görmedim Bonz'u. Göremedim. Arkasından ağız dolusu küfürler ettim ama hiç beddua etmedim. Edemedim. Onun beni sevmediğini, sevmeyeceğini kabul etmedim. Edemedim...
Böyle yazıya dökmesi kolay ama gerçekte duygular harflerdeki kadar akıcı olmuyor işte. Onun beni sevmediğini kelimelere dökerken bile içim acıyor. Her şeyin en hayırlısının olmasını dileyerek atmıştım o mesajı zaten. Demek ki hayırlı olanı buymuş.
  Son olarak ; Ne olursa olsun kalbinizin sesini dinleyin o asla yanılmıyor. Ama hayal kurmayın çünkü asla gerçekleşmiyor...
Ama yinede o sabah, bir başka sevdim ben seni Bonz. 


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com ) 

19 Kasım 2013 Salı

Kötülükten Ölene Kadar ...

  İnsanlar neden böyle ? Herkes birbirinin arkasından o kadar çok yorum yapıyor, o kadar çok konuşuyor ki. Resmen hata yapmamız için, bir açığımızı yakalamak için bekliyorlar. Ne özel hayat kaldı ne özgürlük. Anlamıyorum yaptığımız hatalar başkalarını neden ilgilendiriyor ki ? Ne yaparsam kendime yapmıyor muyum ben ? O zaman size ne ?
  Size ne kim kiminle birlikte olmuş. Size ne kim kiminle konuşmuş. Günah almak her şeyden çok daha kolay, boş konuşmak, başkaları hakkında yorum yapmak her şeyden çok çok daha kolay. Sen çok mu iyisin yada sen hiç mi hata yapmadın ? Sen çok mu müthiş bir insansın da başkasının hakkında konuşuyorsun. Genelliyorum bu olayı. Eğer bende birinin hakkında konuşuyor olsam önce bir "yahu ben napıyorum? Çok mu düzgünüm ben sanki, hiç mi yanlış şeyler yapmadım, hiç mi kötü yola sapmadım. Çok iyi bir insan mıyım sanki ben?"  diye düşünürüm.
  Belkide yaptığım hatalardan dolayı bilmiyorum ama insanları eleştirmeyi sevmem. Hiç sevmedim de zaten. Çok saçma gelir bana insanların arkasından konuşmak, onları eleştirmek. Benim için bu hep böyleydi, hepte böyle kalacak. Hiç kimse birbirinden üstün değil ya sonuçta.
Hiç anlamıyorum nasıl bu kadar düşüncesiz olabiliyorsunuz. Neyse bu konuyu kapatmak istiyorum artık ama son bir sözüm var, bi susun bi götünüzün üstüne oturun. Aynaya bakın bi düşünün hatalarınızı, başkalarına neler yaptığınızı. Her şeyin farkına varın, ne kadar kötü bir karaktere sahip olduğunuzun farkına varın ondan sonra zaten kimseyi eleştirmeye yüzünüz olmaz bile. Bana ister egoist deyin ister başka bir şey umurumda değil ama bunları düşünmem karaktersiz olmadığımdan dolayı kesinlikle. Çünkü empati ne demek biliyorum, hayata sadece kendi penceremden değilde başkalarının penceresinden de bakabiliyorum. Her zaman böyle miydim peki ? Hiç değildim hatta yüzsüzün, pisliğin tekiydim kabul ediyorum. Çok zor şeyler geçti başımdan, belkide takıntılı olduğum için ben dahada fazla zorlaştırdım her şeyi bilemem ama bu hatalarım sayesinde ayaklarım yere sağlam basmaya başladı. Yaptığı her şeyi insan kendisi için yapıyor başka kimseyi ilgilendirmez bu kadar basit. Herkesin kendi hatası, kendi sorunları siz sadece boşa konuştuğunuzla kalırsınız. Güya bu konuyu kapatmıştım birde neyse...

  Eveet gelelim büyük olaya... 
Büyük güne desem daha iyi olur sanırım. Cuma günü Bonz'un doğum günü. 22 Kasım, pis akrep burcu. Üzerinde yüz kere düşündüm mesaj atsam mı atmasam mı diye. Kafamda defalarca tarttım, ölçtüm, biçtim. Atsam ne olur, atmasam ne kaybederim diye. Bin kere burç yorumlarına baktım. Mars gerilemiş, ay tutulmuş, kötü bir döneme girmişiz bilmem ne olmuş. Önüme çıkan arabaların plakaları çift sayı olmasına göre mesaj atarım diyorum, hep çift çıkıyor hep çift çıkıyor.
  Yinede karar veremiyorum ne yapsam diye, kestiremiyorum çünkü sonunu. Ne olur ne olmaz diye düşünemiyorum. Halada karar vermiş değilim ama atmamam gerektiğini söyleyen tarafım daha ağır basıyor o yüzden bu konuda cesaret gösterebileceğimi pek sanmıyorum. Aynı şeyleri yaşayamam asla tekrar aynı şeyleri kaldıramam.
  Zaten o yüzden bu kadar kararsızım ya, hayatımda bela olmasa olmuyor...


( Ulaşmak, konuşmak, dert anlatmak isteyen olursa diye; pembeyalanlarim_@hotmail.com ) 

29 Ağustos 2013 Perşembe

Tarih Tekerrür Mü Ediyor ?

   "O sesi duyduğum an sanki burnumun ucuna barut kokuları gelmeye başladı. Babam deli adam yapar diye düşündüm. Eğer yaptıysa bile niye tek bir, tek bir patlama sesi duydum. Öyle bir şey olduysa kendini de öldürmeli kesinlikle. Bundan sonra babamı hayata bağlayan bir şey olmaz, ben bile. Belkide sevgilisi dışında." 

   Böyle düşündüm o sıra, içeri girsem mi girmesem mi kararsız kaldım ama birisi sanki içeriye itti beni. O ses ne silah sesiymiş, nede burnuma gelen barut kokusu. Düşüncelerim beni yanılttı her zamanki gibi. Klasik babam, telefonu duvara fırlatmış o patlamış onun sesiymiş. Ama ben günlerce ikisininde öldüğünü düşündüm, bundan sonra onlar olmadan ne yapacağımı, kime nereye gideceğimi, cenazelerine babamın sevgilisinin geldiğini. Ama yine yapacağım tek şeyin Bonz'un yanına gitmek olduğu vardı kafamda sadece. Bu yaşıma kadar annemle babamın çok düzgün bir ilişkileri yoktu. Zaten yaklaşık 1,5 sene önce resmi olarak boşandılar. Ama defalarca barışıp ayrıldılar, bende her seferinde kendimi iyice kaybettim. Geçen sene berbat bir durumdaydım, kendimi kaybettikçe kaybettim bulaşmadığım hiçbir şey kalmadı. O zamanlar yaşanan her şeyi burada anlatmıştım zaten.
Neyse bizimkilere geri dönelim. Tekrar ayrıldılar ve ben tam her şey bitti derken babam büyük bir olaya karıştı vuruldu ve bizimkiler yeniden barıştı. Babam tekrar eve döndü birkaç ay sonra iyileşti her şey o kadar güzeldi ki onlar için, o kadar masalsı ve inanılmazdı ki. Yani annemle babamın arası hiç olmadığı kadar güzeldi. Bir önceki yazımdan anlamışsınızdır bu zamana kadar hiç annem, babam ve ben tatile çıkmadık. Her zaman annemle ben gittim. Ama bunlar barıştıktan sonra çok iyi oldular, zaten ikisi de birbirine aşıklar. Gerçek anlamda aşıklar ama ben hem bu kadar sorunlu hemde bu kadar birbirine aşık olan kimseyi görmedim hayatım boyunca. Birlikte süper bir yaz geçirdik falan her şey çok güzel gidiyor ikisi de çok mutlular, hiç olmadıkları kadar. Benimde açıkçası umurumda değil onların ne yaptığı kendi derdimdeyim çünkü. Bir an önce kurtulmak istiyorum onlardan sadece. Dediğim gibi her şey çok güzel gidiyor..DU. 2 gün öncesine kadar. Yine bir şey patlak verdi -her zaman olduğu gibi. Annem "yeniden" yakaladı babamın onu aldattığını. Aslında babam öyle çapkın birisi değildir -yada ben öyle zannediyorum bilmiyorum ama çapkınlığı yoktur öyle. Bence bulunduğu ortamlardan birisini buldu. Sonuçta aldatma aldatmadır ama öyle değil mi ?

   Ben 10 yaşımdayken annem çalışmaya başladı. Bu kadar senedir çalışıyor ama elimizde sadece sürekli ayrılmaları, kavga etmeleri, ikisininde birbirini aldatması ve benim ikisini de hiç sevmemem var sadece. Belki saçma gelebilir size bilmiyorum ama benim özlediğim ufak şeyler var. Özlem denmez gerçi bunlara insan hiç elde edemediği bir şeyi özleyemez ki. Bizim evde hiç birlikte kahvaltı edilmez, akşam yemekleri birlikte yenmez. Çünkü evde kimse yok benden başka annemle babam evi sadece otel gibi kullanıyorlar, sabah herkes gidiyor annem işten gelip uyuyor, babamda gecenin bir yarısı geliyor. Kahvaltılardan, yemeklerden anne ve babalardan bu yüzden nefret ediyorum. Hiç kimsenin ailesi dört dörtlük değildir, normal ama bizimkiler kendi aralarında konuşmayı bile başaramıyor. Onlara sorsanız beni çok seviyor tamam tabi ki seviyorlardır tek çocuklarıyım sonuçta ona sözüm yok ama "sevgi" kelimesinin anlamını bile bilmiyorlar. Sevgi demek, her kavgalarından sonra bana para bırakıp "hallet işlerini" demek değil. Sevgi böyle olmamalı, incitmemeli insanı. Normal bir zamanda para istesem bu kadar kolay vermezler ama kavga ettiklerinde ben söylemeden vermeleri çok saçma oluyor. Sanki öyle mutlu olabilecekmişim gibi, sanki sus payı verir gibi. Belkide sırf bunlar yüzünden sevgiyi hep başkalarında aradım bilmiyorum.
Diğer yandan haklarını yiyemem kötü anne baba değiller bana karşı, bu kavga ettiklerinde yaptıkları ufak bir şey sadece yani zaten para verecekler ama bunlar olunca miktarı biraz fazlalaştırıyorlar o kadar. Hee gel gelelim benim için kötü bir şey değil daha fazla para, canıma minnet. Ama ne biliyim ben büyüdükçe onları yaptıkları şeyler hoşuma gitmiyor. Önceden her şeyde haklılar, doğrular sanıyordum ama şimdi görüyorum ki çok yanlışlarmış...

( Ulaşmak isteyen olursa eğer; pembeyalanlarim_@hotmail.com ) 

1 Haziran 2013 Cumartesi

Çocukluk Aşkları...

  Düşündüğümüz kadar masum mu çocukluk aşkları? Yada ilk zamanda olduğu gibi masum mu kalıyor? Bazı insanlar çocukluk aşklarını tekrar bulmak, aynı duyguları tatmak isterler ama tam tersine benim her zaman istediğim şey "çocukluk aşkımı" unutmak, kaybetmek.
Çocukluk aşkı saflıktır, doğallıktır, gerçek aşk odur. Ama benim ki öyle kalmadı, kalamadı. Kalmasın, çıksın hayatımdan benim için daha iyi. Maalesef bir boka yaramıyor çocukluk aşkı. Gerek yok, yersiz şeyler. 
  Şuanda yanınızda olan kişiye iyi bakın. Çok mutlusunuz değil mi ? Hiç ayrılmayacak gibi konuşuyorsunuz birbirinizle, müthiş anlaşıyorsunuz, öpüştüğünüz de vücutlarınız birbirini tamamlıyor gibi. Onun yanındayken her şey toz pembe, tıpkı masal gibi, rüya gibi. Sana "gidiyoruz" dese sorgusuz sualsiz kabul edersiniz değil mi ? Çünkü sizin her şeyiniz o, nefes alma sebebiniz, yaşama kaynağınız, sevinciniz, gülüşünüz. 
  Ama bir gün ayrılıyorsunuz. Bitmez dediğiniz o kocaman aşkınız bitiyor. Her şeyin sonu olduğu gibi onunda bir sonu var. Ondan nefret ediyormuş numaraları yapıyorsunuz ki, bir süre sonra nefret ediyorsunuzda. O kadar iğrenç bir hale bürünüyorsunuz ki bundan sonra, ne geceniz kalıyor ne gündüzünüz. Ölecek hale geliyorsunuz, sözde (?)...
  Bir çocukluk aşkı var birde belalı sevgililer. Arkadaş siz onları nereden buluyorsunuz yahu hiç anlamıyorum.
Gel görelim ki hepsi sorun, zaman kaybı.
  Çocukluk aşkını boşverin eğer bir kere takılı kaldıysanız zaten yarraa yemişsiniz. Çok büyük geçmişler olsun...

( Ulaşmak isteyen olursa eğer; pembeyalanlarim_@hotmail.com )

1 Mayıs 2013 Çarşamba

En İyi Halinle

  Geçmişini insan değiştiremiyor değil mi ? Yada olduğunuz insanı, karakterinizi, davranışlarınızı değiştiremiyorsunuz. Ne kadar "değiştim, eskisi gibi değilim" desede insan hep aynı hep aynı.
Geçmişte birlikte olduğum insanların hepsini geçmişte bıraktım. Aşık olduğum tek insanı Bonz'u maziye gömdüm. Aylar öncesine kadar bu blogta Bonz ile ilgili yüzlerce yazı bulabilirdiniz. Ama onu maziye gömdüğüm gibi onunla ilgili yazılarımında hepsi kayboldu. Bugüne kadar yazmış olduğum bütün postları sildim ama neden ? Açıkçası belirli bir sebep söyleyemem fakat yazdığım bazı yazılardan cidden utanıyorum.
Yani sonuç olarak bütün her şey gitti.
Bence bu ayı, bugünü bir yerlere yazın ve unutmayın, eğer gerçekten istiyorsanız bugün sizinde değişim gününüz olabilir. Ama bazı şeyleri istemeniz lazım. Ben istiyorum çünkü. 23 gün sonra doğum günüm ve ben inanmaya çoktan karar verdim. İnanmak başarmanın yarısıdır öyle mi ? O zaman sizde gerçekten kendinize inanmaya başlayın. Kendinizi mutlu edin asıl o zaman dünya sizin için yaşanılabilir bir hal alır. Çünkü hayat zor değil, yaşamak zor değil. Ancak siz gerçekten isterseniz.


( Ulaşmak isteyen olursa eğer; pembeyalanlarim_@hotmail.com )